Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Bizi ikna etmek için gelmesinler” dedi ama ABD’liler geliyor.
Hafta sonu Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster İstanbul’daydı. Bugün de Dışişleri Bakanı Tillerson Ankara’da olacak. Tillerson, gelmeden önce, ”Türkiye ile çalışmanın yolunu bulmalıyız” diye açıklama yapma gereği duydu.
Ankara, ABD ile ipleri koparmanın peşinde değil. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün de dediği gibi, ”İplerin kopmasının ne Amerika’ya ne bize faydası var. Amerika’da farklı merkezler var diye düşünüyorum. Pentagon’un bir görüşü var. CIA’in bir görüşü var. Dışişleri’nin bir görüşü var.4-5 Amerika var”
Hangi Amerika? Beyaz Saray mı, Dışişleri mi, CIA mı, Pentagon mu, Centcom mu?
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Tillerson’ın Kanada’daki görüşmeleri sırasında ilginç bir diyalog yaşanıyor. Tillerson, Türkiye’nin öneminden söz edince Çavuşoğlu, ”2 gün önce Türkiye’ye seyahat uyarısında bulundunuz. Bu iş nasıl olacak?” diye soruyor. Tillerson, ”Haberim yok” karşılığını veriyor. Bu sırada yanındaki görevli Dışişleri’nin sayfasından açıklamayı buluyor, ”Doğruymuş” diyor. Tillerson bir süre sessiz kalıyor. Benzer bir durumu Cumhurbaşkanı Erdoğan paylaşmıştı: “ABD Başkanı Trump’la yaptığım son görüşmede, kendisine ‘Bize söz verdiğiniz halde hâlâ bu gruplara silah sevkiyatı yapılıyor’ dedim. Kendisi bana, ‘Benim bundan haberim yok’ dedi ve yanındaki güvenlik danışmanı ve generaline dönerek ‘Doğru mu?’ diye sordu. Yanındakiler sessiz kaldılar”.
ABD’NİN YANLIŞLARI
Bu tablo iki ülke arasındaki güven krizini derinleştiriyor. Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ’ın dikkat çektiği nokta da burası: ”Biz ABD’ye doğruları söylüyoruz ama ABD bize doğruları söylemiyor. Güneşin, güneş olmadığına inanmamızı istiyor. Ama biz sahada ne yaptıklarını biliyoruz. Sahada olanların hepsinden haberdarız. Sahada, bize söylediklerinin tersini yapıyorlar”.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın’la görüşmesinde, Türkiye’deki Amerikan aleyhtarlığından duydukları rahatsızlığı dile getiriyor. Gazetelerde çıkan Amerikan karşıtı haberleri gündeme getiriyor. Amerikalılar başka bir gezegende mi yaşıyor?
15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimi yaşanmış. Türk halkı darbenin arkasında ABD’nin olduğunu düşünüyor. ABD ise bu algıyı pekiştirmek için darbenin lideri Fetullah Gülen’i Pensilvanya’da pamuklara sarıyor. Türkiye beka sorunu yaşıyor. ABD ise Suriye’de Türkiye’nin düşmanı olan YPG’yi destekliyor. ABD’li yetkililer gazetelerde çıkan haberden ve büyükelçiliğin önündeki caddenin adının ‘zeytin dalı’ olarak değiştirilmesinden rahatsız olacaklarına, yaptıkları yanlışlara odaklansalar daha yararlı olur.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Ankara, yine de ABD’ye kapıyı açık bırakıyor. Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ”Biz ABD’ye dostuz diyoruz. Ama o ben Türkiye’ye dost değilim derse yapacak bir şey yok. O zaman ABD ile olan ilişkilerimizi masaya yatırırız” diyor.
MENBİÇ SORUSU
Türkiye, artık ABD’siz hatta ABD’ye rağmen politikalar oluşturmayı öğrendi. Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ”ABD, Ortadoğu’da Türkiyesiz yapamaz. ABD, Ortadoğu’da YPG’ye dayanarak kalamaz. Ama Türkiye, ABD’siz yapar” dedikten sonra sıraladı:
“ABD, Katar’a ambargo koydu, başarılı olamadı.
İran’daki ayaklanmayı destekledi, başarısız oldu.
Kudüs oylamasında BM’de kaybetti.
Irak’ta, Suriye’de başarılı olamadı. Fırat Kalkanı operasyonunu engelleyemedi, Afrin’i durduramadı.
Sahada sürekli kaybeden ABD var”
Afrin ve Menbiç, Türk-Amerikan ilişkisinin sınanacağı yer olacak.
Şu sözler Bekir Bozdağ’a ait, ”Türkiye, giremesin diye ABD, Münbiç’e asker yığıyor. Oraya gireceğiz. O zaman ne yapacak ABD, Türk askeriyle savaşacak mı?”
Soru önemli, cevabını ise sahada göreceğiz.
16 Şubat 2018 Cuma
10 Şubat 2018 Cumartesi
Atatürk ilk temeli Katma Zaferi ile attı
Zeytin Dalı Harekatı'nın yürütüldüğü Afrin bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli yere sahip. Mustafa Kemal Atatürk, 1. Dünya Savaşı sırasında Afrin bölgesinde yer alan Katma'da emperyalistleri durdurdu
Birçok tarihçi, Afrin’in kuzeydoğusunda, Fırat Kalkanı harekâtı ile terör örgütü DEAŞ’tan temizlenmiş Azez’in tam batısında yer alan Katma’daki muharebenin kazanılmasıyla bugünkü Türkiye’nin temelinin oluşturulmaya başlandığı görüşünde. Bu zaferi kazanan Atatürk’ün, belirlediği hattın ilerisine geçilmesine izin vermeyerek İngiliz ve diğer emperyalist güçler ile işbirlikçilerinin Anadolu’nun içine sızmasını önlediği vurgulanıyor.
Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı’nın internet sitesinde ayrıntılı bir araştırma yapıldığında, “1. Dünya Savaşı sonunda Halep sokak muharebeleri ve Mustafa Kemal Paşa” başlığı altında Katma Meydan Muharebesi öne çıkıyor. Afrin sınırları içinde yer alan Katma’daki savaşın kazanılmasının önemi şöyle anlatılıyor:
MİLLİ HUDUDUN TESPİTİ
“(...) Mustafa Kemal Paşa, Halep’in kuzeyinde İngiliz Süvari Ordusu ve asi Arap kuvvetleriyle 26 Ekim 1918’de yaptığı 1. Dünya Savaşı’nın son muharebesi olan Katma Meydan Muharebesi’ni kazanarak düşman ordusunun 500 kilometrelik hızlı ilerlemesini durdurmuştu. Mustafa Kemal Paşa bu zaferden sonra şu emri verdiğini söyler: ‘Bir hat tespit ettim ve sınırladım. Kuvvetlerime emir ettim ki; düşman bu hattın ilerisine geçmeyecek’. Mustafa Kemal, Antakya’dan Halep’in kuzeyine geçen, takriben güneyde bugünkü hududumuza uyan bir hattı elde bulundurmuş ve yeni Türk Devleti’nin milli hududunu Türk askerinin süngüleriyle fiilen burada tespit etmiştir. Burada olan muharebe 1. Dünya Savaşı’ndaki İngilizlerle son savaşımız ve Kurtuluş Savaşı’nın da ilk muharebesi ve zaferi sayılabilir. Katma’daki karargâhında Mustafa Kemal Paşa, ilk emirlerini yayınlayarak sonradan vatanın savunması için kurulacak Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarının ilk hücrelerini meydana getirecekti.”
Birçok tarihçi, Afrin’in kuzeydoğusunda, Fırat Kalkanı harekâtı ile terör örgütü DEAŞ’tan temizlenmiş Azez’in tam batısında yer alan Katma’daki muharebenin kazanılmasıyla bugünkü Türkiye’nin temelinin oluşturulmaya başlandığı görüşünde. Bu zaferi kazanan Atatürk’ün, belirlediği hattın ilerisine geçilmesine izin vermeyerek İngiliz ve diğer emperyalist güçler ile işbirlikçilerinin Anadolu’nun içine sızmasını önlediği vurgulanıyor.
Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı’nın internet sitesinde ayrıntılı bir araştırma yapıldığında, “1. Dünya Savaşı sonunda Halep sokak muharebeleri ve Mustafa Kemal Paşa” başlığı altında Katma Meydan Muharebesi öne çıkıyor. Afrin sınırları içinde yer alan Katma’daki savaşın kazanılmasının önemi şöyle anlatılıyor:
MİLLİ HUDUDUN TESPİTİ
“(...) Mustafa Kemal Paşa, Halep’in kuzeyinde İngiliz Süvari Ordusu ve asi Arap kuvvetleriyle 26 Ekim 1918’de yaptığı 1. Dünya Savaşı’nın son muharebesi olan Katma Meydan Muharebesi’ni kazanarak düşman ordusunun 500 kilometrelik hızlı ilerlemesini durdurmuştu. Mustafa Kemal Paşa bu zaferden sonra şu emri verdiğini söyler: ‘Bir hat tespit ettim ve sınırladım. Kuvvetlerime emir ettim ki; düşman bu hattın ilerisine geçmeyecek’. Mustafa Kemal, Antakya’dan Halep’in kuzeyine geçen, takriben güneyde bugünkü hududumuza uyan bir hattı elde bulundurmuş ve yeni Türk Devleti’nin milli hududunu Türk askerinin süngüleriyle fiilen burada tespit etmiştir. Burada olan muharebe 1. Dünya Savaşı’ndaki İngilizlerle son savaşımız ve Kurtuluş Savaşı’nın da ilk muharebesi ve zaferi sayılabilir. Katma’daki karargâhında Mustafa Kemal Paşa, ilk emirlerini yayınlayarak sonradan vatanın savunması için kurulacak Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarının ilk hücrelerini meydana getirecekti.”
6 Şubat 2018 Salı
Avrupa Parlamentosu'nda yolsuzluk
Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin, yapmadıkları harcamalar ve çalışmayan danışmanları için AP bütçesinden haksız yere para aldıkları ortaya çıktı
Kimi Avrupa Parlamentosu milletvekili bürosunda olmayan danışman için aylık 24 bin 526 euro fazladan para alırken, kimileri ise çıkmadıkları geziler için harcırah aldı. AP Genel Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, 2016 yılında AP bütçesinden hiç çalışmayan yedi danışmanın her biri için aylık tam 24 bin 526 euro ödendiği belirtildi.
Genel sekreterlik, durumu fark edince haksız ödenen tam bir milyon 100 bin euroyu geri talep etti. 79 milletvekili ise çıkmadıkları gezi ve yapmadıkları ziyaretler için tam 216 kez haksız yere harcırah aldı. Bu rakamın ne kadar olduğuyla ilgili ise bilgi verilmedi. AP’yi dolandıran milletvekillerinin isimleri, ülkeleri ve ait oldukları grupla ilgili bilgi verilmedi.
Kimi Avrupa Parlamentosu milletvekili bürosunda olmayan danışman için aylık 24 bin 526 euro fazladan para alırken, kimileri ise çıkmadıkları geziler için harcırah aldı. AP Genel Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, 2016 yılında AP bütçesinden hiç çalışmayan yedi danışmanın her biri için aylık tam 24 bin 526 euro ödendiği belirtildi.
Genel sekreterlik, durumu fark edince haksız ödenen tam bir milyon 100 bin euroyu geri talep etti. 79 milletvekili ise çıkmadıkları gezi ve yapmadıkları ziyaretler için tam 216 kez haksız yere harcırah aldı. Bu rakamın ne kadar olduğuyla ilgili ise bilgi verilmedi. AP’yi dolandıran milletvekillerinin isimleri, ülkeleri ve ait oldukları grupla ilgili bilgi verilmedi.
4 Şubat 2018 Pazar
Komünist Başkan belediyenin bilançosunu afiş yaptırıp astı
Tunceli'nin Ovacık ilçesi Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, belediyenin gelir, gider ve borçlarının göründüğü finansal raporu belediyeye afiş olarak astırdı
Tunceli’nin Ovacık ilçesinin Komünist Partili Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, daha önceki yıllarda olduğu gibi, yine kurumun 1 yılık gelir- gider ve borç tablosunu, hazırlattığı 7 metrelik afişle belediye binasına astırdı. Başkan Maçoğlu, "Harcadığımız her kuruşun hesabını halkımız bize sorsun diye hesapları halka açıyoruz. Biz yönetime geldiğimiz zaman belediye zarardaydı ve borçları vardı, şimdi belediyemiz kâra geçti ve nakit parası da var" dedi.
Türkiye’nin tek Komünist Partili belediyesi olan Ovacık Belediyesi, 3 yıldır belediyenin gelir gider tablosunu halka duyurmak için yaptığı uygulamayı bu yıl da sürdürdü. Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu, belediyenin gelir- giderleri ile borç tablosunu kalem kalem yazdırdığı 7 metre uzunluğunda, 3 metre genişliğindeki afişi, kurumun binasına, giriş kapısının üzerine astırdı.
Belediyeciliği tamamen şeffaf ve halka açık şekilde yaptıklarını anlatan Başkan Maçoğlu, "Harcadığımız her kuruşun hesabını halkımız bize sorsun diye hesapları halka açıyoruz. İsteyen vatandaşlarımız belediyeye gelerek faturaları ve gelir giderleri inceleyebilir ve bu konuda araştırma yapabilir. Hiçbir gizlimiz yok, biz zaten bu halka hizmet için varız, bunun için hesapları hiçbir şekilde halka kapatmamız ya da gizlememiz söz konusu olamaz. Biz yönetime geldiğimiz zaman belediye zarardaydı ve borçları vardı şimdi, belediyemiz kâra geçti ve nakit parası da var" diye konuştu.
Belediye binasına asılan gelir- gider tablosuna göre, belediyenin 2017 yılına ait geliri 3 milyon 452 bin 707 lira, giderleri ise 3 milyon 182 bin 482 lira oldu. Belediyenin taksitlendirdiği ve sorunsuz olarak her ay düzenli ödeme yaptığı İller Bankası ve bir kamu bankasına ise toplam 720 bin lira borcu bulunduğu, kurumun kasasında ise toplam 901 bin 928 lira olduğu belirtildi. Ayrıca belediyenin tahakkuk eden ancak tahsil edilmeyen toplam alacağının da 428 bin lira olduğu kaydedildi.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/komunist-baskan-belediyenin-bilancosunu-afis-yaptirip-asti/1274420
Tunceli’nin Ovacık ilçesinin Komünist Partili Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, daha önceki yıllarda olduğu gibi, yine kurumun 1 yılık gelir- gider ve borç tablosunu, hazırlattığı 7 metrelik afişle belediye binasına astırdı. Başkan Maçoğlu, "Harcadığımız her kuruşun hesabını halkımız bize sorsun diye hesapları halka açıyoruz. Biz yönetime geldiğimiz zaman belediye zarardaydı ve borçları vardı, şimdi belediyemiz kâra geçti ve nakit parası da var" dedi.
Türkiye’nin tek Komünist Partili belediyesi olan Ovacık Belediyesi, 3 yıldır belediyenin gelir gider tablosunu halka duyurmak için yaptığı uygulamayı bu yıl da sürdürdü. Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu, belediyenin gelir- giderleri ile borç tablosunu kalem kalem yazdırdığı 7 metre uzunluğunda, 3 metre genişliğindeki afişi, kurumun binasına, giriş kapısının üzerine astırdı.
Belediyeciliği tamamen şeffaf ve halka açık şekilde yaptıklarını anlatan Başkan Maçoğlu, "Harcadığımız her kuruşun hesabını halkımız bize sorsun diye hesapları halka açıyoruz. İsteyen vatandaşlarımız belediyeye gelerek faturaları ve gelir giderleri inceleyebilir ve bu konuda araştırma yapabilir. Hiçbir gizlimiz yok, biz zaten bu halka hizmet için varız, bunun için hesapları hiçbir şekilde halka kapatmamız ya da gizlememiz söz konusu olamaz. Biz yönetime geldiğimiz zaman belediye zarardaydı ve borçları vardı şimdi, belediyemiz kâra geçti ve nakit parası da var" diye konuştu.
Belediye binasına asılan gelir- gider tablosuna göre, belediyenin 2017 yılına ait geliri 3 milyon 452 bin 707 lira, giderleri ise 3 milyon 182 bin 482 lira oldu. Belediyenin taksitlendirdiği ve sorunsuz olarak her ay düzenli ödeme yaptığı İller Bankası ve bir kamu bankasına ise toplam 720 bin lira borcu bulunduğu, kurumun kasasında ise toplam 901 bin 928 lira olduğu belirtildi. Ayrıca belediyenin tahakkuk eden ancak tahsil edilmeyen toplam alacağının da 428 bin lira olduğu kaydedildi.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/komunist-baskan-belediyenin-bilancosunu-afis-yaptirip-asti/1274420
2 Şubat 2018 Cuma
Rusya neden Türkiye'ye yardım ediyor
Türkiye'nin Suriye'de başlattığı Zeytindalı Harekatı ile ivme kazanan Türkiye-Rusya ilişkileri gündemdeki sıcaklığını koruyor. Peki Rusya, Suriye’de Türkiye’ye yardımcı bir tutum alarak neyi amaçlıyor?
Türkiye’nin Afrin’de başlattığı ‘Zeytin Dalı’ harekâtının en önemli sonuçlarından biri, Rusya ile ilişkilerindeki yakınlaşma ve işbirliği yönelişine güçlü bir ivme vermesi oldu.
Rusya, Afrin harekâtında Türkiye’ye hava sahasını neden açtı? Suriye’de Türkiye’ye yardımcı bir tutum alarak neyi amaçlıyor?
Bu sorulara yanıt ararken ana başlıklarda şu tahmin ve gözlemleri ileri sürmek mümkün:
1-) ÇÜNKÜ ÇIKARLARINA UYGUN: Rusya’nın bu hamlesi, Türkiye ile ilişkilerine son dönemde hâkim olan genel doğrultuyla uyumludur. Rusya’nın Türkiye’de ekonomik, siyasi ve bölgesel ölçekte önemli çıkarları söz konusudur. Afrin’de Türkiye’nin yanında yer alırken, kendi çıkarlarının gereğini yerine getirmektedir. Terazinin bir kefesine Türkiye’deki çıkarlarını, diğer kefesine Suriyeli Kürtleri koyduğunda, ilkinin ağır bastığı ortadadır. Bu jestinin karşılığında, ikili ilişkinin genel dengesi içinde Ankara karşısında elindeki kartları, pazarlık pozisyonunu güçlendirdiğini de hesaplıyor olabilir. Ayrıca, buradaki jestin, Türk kamuoyundaki Rusya algısında olumlu izler bırakacağı tartışma götürmez.
2-) OYUN KURUCU OLDUĞUNU GÖSTERİYOR: Rusya, 2015’ten bu yana Suriye’deki savaşa müdahil. Savaş alanındaki askeri varlığıyla Beşar Esad rejimine muhalifler karşısında arka çıkıyor. Türkiye’ye doğru attığı bu adım, Suriye’deki rejimi güçlendirme yönündeki ana stratejisini destekleyecek niteliktedir. Rusya, kendisini Suriye’de başat oyun kurucu olarak bir kez daha tescil etmektedir. Böylelikle, Suriye’de bütün yolların son tahlilde Moskova’dan da geçtiğini göstererek, Ortadoğu’ya yerleşme siyasetinde zemin kazanmaktadır. Bu da Rusya lideri Vladimir Putin’in Rusya’yı yeniden güçlü bir küresel oyuncu yapma hedefini destekleyecektir.
3-) TÜRKİYE’NİN AĞIRLIĞINI YANINA ALMAK İSTİYOR: Rusya, Suriye denkleminin bundan sonraki sürecinde bölgenin bir diğer önemli aktörü Türkiye ile yakın bir şekilde hareket etmesinin getirilerini de hesaplıyor. Suriye’nin geleceğinin şekillendiği bir dönemde, üstlendiği Soçi müzakereleri gibi inisiyatiflerde kendi istediği yönde çözümleri öne sürerken Türkiye ile diyalog ve işbirliği içinde olmak, Moskova’nın masada elini güçlendiren bir gelişme olacaktır.
4-) TÜRKİYE’Yİ ABD’DEN UZAKLAŞTIRIYOR: Rusya’nın bu hamlesi, kuşkusuz, ABD’ye karşı politikasından bağımsız düşünülemez. Türkiye ile ABD arasında var olan anlaşmazlıkların daha da derinleşmesi, bu şekilde NATO içinde ciddi bir çatlağın ortaya çıkmış olması, Rusya açısından hiç de üzüntüyle karşılanacak bir durum değildir. Aksine bu hamlesiyle, ABD’nin tepki göstereceğini bildiği bir harekâtın başlamasına katkı sağlayarak, Ankara ile Washington’ın birbirinden biraz daha uzaklaşmalarına yol açmıştır. Moskova’nın bakışına göre, Batı’dan uzaklaşan bir Türkiye, Rusya’ya daha yakın durma ihtiyacını duyacaktır.
5-) ABD’NİN KÜRT PLANINA GEM VURUYOR: Rusya, aynı zamanda ABD’nin Kürtleri kullanarak, Kuzey Suriye’ye yerleşmesine, burada doğrudan kendi güdümünde hareket edecek ve devletleşmeye doğru gidebilecek bir nüfuz bölgesi oluşturmasına da set çekmeye çalışıyor. Böylece, Kürtlere de ABD ile Suriye’de kader birliğine girmenin bir bedeli olduğunu göstermiş oluyor. Ayrıca, Afrin krizinde Türkiye karşısında ABD’den bekledikleri desteği göremedikleri bir senaryo, Suriyeli Kürtler ile Washington arasında sıkıntı yaratabilir. Bu da yine Rusların siyasi hedeflerini destekleyen bir yan sonuç olur.
6-) ANKARA İLE ŞAM’IN ARASINI BULMAYA ÇALIŞIYOR: Türkiye’nin PYD’ye karşı harekâtı, Başbakan Binali Yıldırım’ın da belirttiği gibi, Şam’daki Beşar Esad rejimi ile dolaylı yoldan temasa geçmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Sahada iki tarafın da askerlerinin bulunması, en azından bir kaza ihtimaline karşı diyalog kanallarının açık olmasını gerekli kılıyor. Moskova’nın, bu gereklilik üzerinden Ankara ile Şam’daki rejim arasında buzları eritmeyi arzuladığını da tahmin edebiliriz. Rusya, Ankara ile Şam arasında diyalog kurulmasında, ilişkilerin normalleşmesinde köprü rolünü üstlenerek Esad rejimini sağlamlaştırmayı hedefleyebilir.
7-) İDLİB’DE REJİMİN ELİNİ RAHATLATIYOR: Özgür Suriye Ordusu’nun kuzeyde Afrin’de PYD’ye karşı ortaya çıkan yeni meşguliyetinin dolaylı bir sonucu daha var. O da, muhalefetin elinde olan İdlib bölgesine dönük planlarında, Şam’daki rejimin elinin belli ölçülerde rahatlayacak olmasıdır. Uluslararası camianın dikkati Türkiye’nin Afrin’deki harekâtına çevrildiği için, Esad rejimi, İdlib bölgesinde muhalefetten alan kazanma yönündeki cephedeki hamlelerinde kendisini daha az uluslararası baskı altında hissedecektir.
(Sedat Engin/Hürriyet)
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/rusya-neden-turkiyeye-yardim-ediyor/1273968
Türkiye’nin Afrin’de başlattığı ‘Zeytin Dalı’ harekâtının en önemli sonuçlarından biri, Rusya ile ilişkilerindeki yakınlaşma ve işbirliği yönelişine güçlü bir ivme vermesi oldu.
Rusya, Afrin harekâtında Türkiye’ye hava sahasını neden açtı? Suriye’de Türkiye’ye yardımcı bir tutum alarak neyi amaçlıyor?
Bu sorulara yanıt ararken ana başlıklarda şu tahmin ve gözlemleri ileri sürmek mümkün:
1-) ÇÜNKÜ ÇIKARLARINA UYGUN: Rusya’nın bu hamlesi, Türkiye ile ilişkilerine son dönemde hâkim olan genel doğrultuyla uyumludur. Rusya’nın Türkiye’de ekonomik, siyasi ve bölgesel ölçekte önemli çıkarları söz konusudur. Afrin’de Türkiye’nin yanında yer alırken, kendi çıkarlarının gereğini yerine getirmektedir. Terazinin bir kefesine Türkiye’deki çıkarlarını, diğer kefesine Suriyeli Kürtleri koyduğunda, ilkinin ağır bastığı ortadadır. Bu jestinin karşılığında, ikili ilişkinin genel dengesi içinde Ankara karşısında elindeki kartları, pazarlık pozisyonunu güçlendirdiğini de hesaplıyor olabilir. Ayrıca, buradaki jestin, Türk kamuoyundaki Rusya algısında olumlu izler bırakacağı tartışma götürmez.
2-) OYUN KURUCU OLDUĞUNU GÖSTERİYOR: Rusya, 2015’ten bu yana Suriye’deki savaşa müdahil. Savaş alanındaki askeri varlığıyla Beşar Esad rejimine muhalifler karşısında arka çıkıyor. Türkiye’ye doğru attığı bu adım, Suriye’deki rejimi güçlendirme yönündeki ana stratejisini destekleyecek niteliktedir. Rusya, kendisini Suriye’de başat oyun kurucu olarak bir kez daha tescil etmektedir. Böylelikle, Suriye’de bütün yolların son tahlilde Moskova’dan da geçtiğini göstererek, Ortadoğu’ya yerleşme siyasetinde zemin kazanmaktadır. Bu da Rusya lideri Vladimir Putin’in Rusya’yı yeniden güçlü bir küresel oyuncu yapma hedefini destekleyecektir.
3-) TÜRKİYE’NİN AĞIRLIĞINI YANINA ALMAK İSTİYOR: Rusya, Suriye denkleminin bundan sonraki sürecinde bölgenin bir diğer önemli aktörü Türkiye ile yakın bir şekilde hareket etmesinin getirilerini de hesaplıyor. Suriye’nin geleceğinin şekillendiği bir dönemde, üstlendiği Soçi müzakereleri gibi inisiyatiflerde kendi istediği yönde çözümleri öne sürerken Türkiye ile diyalog ve işbirliği içinde olmak, Moskova’nın masada elini güçlendiren bir gelişme olacaktır.
4-) TÜRKİYE’Yİ ABD’DEN UZAKLAŞTIRIYOR: Rusya’nın bu hamlesi, kuşkusuz, ABD’ye karşı politikasından bağımsız düşünülemez. Türkiye ile ABD arasında var olan anlaşmazlıkların daha da derinleşmesi, bu şekilde NATO içinde ciddi bir çatlağın ortaya çıkmış olması, Rusya açısından hiç de üzüntüyle karşılanacak bir durum değildir. Aksine bu hamlesiyle, ABD’nin tepki göstereceğini bildiği bir harekâtın başlamasına katkı sağlayarak, Ankara ile Washington’ın birbirinden biraz daha uzaklaşmalarına yol açmıştır. Moskova’nın bakışına göre, Batı’dan uzaklaşan bir Türkiye, Rusya’ya daha yakın durma ihtiyacını duyacaktır.
5-) ABD’NİN KÜRT PLANINA GEM VURUYOR: Rusya, aynı zamanda ABD’nin Kürtleri kullanarak, Kuzey Suriye’ye yerleşmesine, burada doğrudan kendi güdümünde hareket edecek ve devletleşmeye doğru gidebilecek bir nüfuz bölgesi oluşturmasına da set çekmeye çalışıyor. Böylece, Kürtlere de ABD ile Suriye’de kader birliğine girmenin bir bedeli olduğunu göstermiş oluyor. Ayrıca, Afrin krizinde Türkiye karşısında ABD’den bekledikleri desteği göremedikleri bir senaryo, Suriyeli Kürtler ile Washington arasında sıkıntı yaratabilir. Bu da yine Rusların siyasi hedeflerini destekleyen bir yan sonuç olur.
6-) ANKARA İLE ŞAM’IN ARASINI BULMAYA ÇALIŞIYOR: Türkiye’nin PYD’ye karşı harekâtı, Başbakan Binali Yıldırım’ın da belirttiği gibi, Şam’daki Beşar Esad rejimi ile dolaylı yoldan temasa geçmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Sahada iki tarafın da askerlerinin bulunması, en azından bir kaza ihtimaline karşı diyalog kanallarının açık olmasını gerekli kılıyor. Moskova’nın, bu gereklilik üzerinden Ankara ile Şam’daki rejim arasında buzları eritmeyi arzuladığını da tahmin edebiliriz. Rusya, Ankara ile Şam arasında diyalog kurulmasında, ilişkilerin normalleşmesinde köprü rolünü üstlenerek Esad rejimini sağlamlaştırmayı hedefleyebilir.
7-) İDLİB’DE REJİMİN ELİNİ RAHATLATIYOR: Özgür Suriye Ordusu’nun kuzeyde Afrin’de PYD’ye karşı ortaya çıkan yeni meşguliyetinin dolaylı bir sonucu daha var. O da, muhalefetin elinde olan İdlib bölgesine dönük planlarında, Şam’daki rejimin elinin belli ölçülerde rahatlayacak olmasıdır. Uluslararası camianın dikkati Türkiye’nin Afrin’deki harekâtına çevrildiği için, Esad rejimi, İdlib bölgesinde muhalefetten alan kazanma yönündeki cephedeki hamlelerinde kendisini daha az uluslararası baskı altında hissedecektir.
(Sedat Engin/Hürriyet)
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/rusya-neden-turkiyeye-yardim-ediyor/1273968
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

