18 Ekim 2019 Cuma

ABD basını anlaşmayı işte böyle gördü: Türkler istediği her şeyi aldı

Türkiye ve ABD arasında Barış Pınarı Harekatı hakkında varılan anlaşma dünya basınında geniş yankı buldu. Yabancı medya anlaşmayı, "Türkiye için büyük bir zafer" olarak tanımladı.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Ankara'ya gelmesiyle gerçekleşen görüşmeler sonucunda Türkiye ve ABD anlaşmaya vardılar.

Türkiye, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahlarının toplanması, tahkimatlarının ve muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi, güvenli bölgenin oluşturulması, 32 kilometre derinliğinin olması, yaptırımların kaldırılması gibi taleplerini ABD'ye kabul ettirdi.

Yabancı basında yankı bulan mutabakat, Türkiye'nin zaferi olarak yorumlandı.

"ERDOĞAN'IN TRUMP'A KARŞI ZAFERİ"

The New York Times:

"Yapılan anlaşma ile birlikte Türk liderliğindeki Suriye'nin kuzeyinde yapılan operasyon durduruldu. Birçok bakımdan anlaşma, istediği şeylerin çoğunu veren ve Trump'ın ülkeye karşı yaptırımlarını önledi. Bu anlaşma Türkiye için Erdoğan'ın Trump'a karşı bir zaferidir.

Türkiye, ABD'nin önceden desteklediği Suriye'deki Kürt savaşçıları sınır bölgesinden uzaklaştırmaya çalıştı.

2012'den beri, Kürt kuvvetler Suriye rejiminin kontrolü dışında Türkiye sınırında özerk bir bölge oluşturmak için iç savaşın karmaşasını kullandı. Anlaşma, Kürt kuvvetlerinin savaşmadan bölgeden çıkmasını sağladı ve Türkiye kontrolünde bir güvenli bölge oluşturmanın yanı sıra, ekonomik yaptırım tehditlerini de ortadan kaldırıyor."

"TRUMP'IN MUAZZAM HEDİYESİ"

Washington Post:

Trump'ın Erdoğan'a muazzam hediyesi başlıklı haberde,  "Türkiye yıllarca Suriye çatışması içerisinden ABD'den Rusya'ya ve İran'a kadar bölgeye uzak güçlerin yaptıklarını hayal kırıklığı ile izledi.

Yıllarca Türkiye içerisindeki yasa dışı bir ayrılıkçı grubun bağlantısı olan Kürt milislerine desteğin sonlandırılmasını istedi. Bunların hepsi Trump ile değişti. Erdoğan'ın istediği her şey gerçekleşti.

Yönetime yakın yetkililer Trump'ın bu tavrını dünyadaki güçlü insanlarla kurmak istediği yakın ilişkiden ve Türk lider ile arasındaki yakın bağlardan kaynaklandığını söylüyor." ifadelerine yer verildi.

BBC News:

"Türkiye, Kuzey Suriye'de Kürt kuvvetlerin çekilmesine izin vermek için ateşkesi kabul etti.

ABD Başkan yardımcısı Mike Pence, Kürt kuvvetlerin Türkiye'nin sınırında güvenli bölge olarak tanımladığı bölgeden çekilebilmesi için ateşkes ilan edildiğini söyledi. Ancak YPG'nin bu karara uyup uymayacağı belli değil.

Pence, 'Diğer alanların kaderini tartışmadık' dedi."

"TÜRKLER ATEŞKES DEMEYİ REDDETTİLER"

RT:

"Türkiye Kuzey Suriye'deki Kürt milislere yönelik operasyonu geçici olarak durdurmak konusunda ABD ile anlaştığını onayladı. Ancak Türk yetkililer operasyona devam edeceklerini belirterek, "ateşkes" demeyi reddettiler. Çavuşoğlu, mevcut duruma ateşkes demeyi reddederek bunun sadece iki meşru taraf arasında olabileceğini söyledi.

ABD ile yapılan anlaşma kapsamında güvenli bölgenin kontrolü Türk birlikleri tarafından karşılanacak. Anlaşma, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahların toplanması ve konumların imhasını içeriyor.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin ABD'ye Kobani gibi şehirlerin kaderi hakkında herhangi bir garanti vermediğini açıkça belirtti."

"TÜRKİYE KİLİT HEDEFLERİNİ KABUL ETTİRDİ"

Guardian:

"Erdoğan ve Pence hemfikir" başlıklı haberde,  "Mike Pence, Ankara'da Türk Cumhurbaşkanı ile anlaşma yaptı. Anlaşma Türkiye'nin kilit hedeflerini kabul ettirdiğini gösteriyor. " ifadelerine yer verildi.

Foreign Policy:

"ABD Başkan Yardımcısı Pence gerginliği azalttı fakat bu Kürtler için kötü bir anlaşma oldu.

Söz konusu anlaşma, Türkiye için gerçekten büyük bir zafer. Pence, bölgedeki Kürt savaşçıların uzaklaştırılmasının ardından Türkiye'nin kalıcı bir ateşkes ilan edeceğini açıkladı.

ABD yönetiminden bir yetkili, güvenli bölgede ABD birliklerinin olmayacağını, birliklerin bölgeden çekilmeye devam edeceklerini açıkladı."

FOX NEWS:

"ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ateşkesin yanı sıra Türkiye ve ABD'nin bölgedeki DEAŞ faaliyetlerini ortadan kaldırmak konusunda da anlaştıklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bunu 'Medeniyet için harika bir gün' sözleriyle kutladı."

SPIEGEL:

Alman Der Spiegel, Yunan Kathimerini, Fransa'dan yayın yapan France 24 gibi yabancı basın organları da Türkiye ve ABD arasındaki mutabakatı, "Ankara'nın zaferi, Erdoğan kazandı" ifadeleri ile haberleştirdi.

lman Spiegel Online'ın Türkiye ile ABD heyeti arasında varılan uzlaşıyı, "ABD Erdoğan’ın istediklerini veriyor" başlığıyla servis etti.

Spiegel Online'ın da yer alan haberde, "Uzlaşma, Recep Tayyip Erdoğan'ın işine yarıyor. Buradaki kaybedenler ise Donald Trump ve YPG" denildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Bu bir ateşkes değil" açıklamasında bulunduğunun altının çizildiği haberde, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, YPG'nin Kuzey Suriye'den çıkarılması yönünde belirlediği hedefine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump -kendi neden olduğu- bir ateşi söndürmüş olmakla övünebilir. Ancak uzun vadede Washington için bedel çok daha büyük olacaktır. ABD, Suriye’de önemli ölçüde hakimiyet kaybetti aynı zamanda uluslararası statü ve etkisi de azaldı. Hangi ortak onlara halen güveniyor? Kaybedenlerin başında elbette bölgedeki YPG geliyor."

Haberde, Washington'dan gelen yaptırım tehditlerine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geri adım atmadığının da altı çizildi.

Pence: Türkiye ve ABD, Suriye'de ateşkes için anlaştı

17.10.2019



ABD Başkan Yardımcısı Pence, Türkiye ve ABD'nin Suriye'de ateşkese karar verdiğini açıkladı
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 4 saat 20 dakikalık görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Türkiye ile ABD'nin Suriye'de ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurdu. Türkiye'nin harekâta gösterdiği gerekçeler arasında yer alan YPG/PYD unsurlarının ateşkesin yürürlükte olacağı 120 saat içinde güvenli bölgeden çekileceğini belirten Pence, ateşkesin kalıcı olması durumunda ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırımlarını uygulanmayacağını açıkladı. Pence "Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a minnetar" ifadesini kullandı.

Pence: Operasyona 120 saat ara verilecek

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 saat 40 dakikalık görüşmesinin ardından Pence açıklama yapıyor.

Barış Pınarı operasyonuna 120 saat boyunca ara verilecek. Suriye’nin kuzeyinden çekilmeleri için temas halindeyiz. Kobane’ye yönelik herhangi bir operasyonda bulunmamayı kabul etmiştir. Güvenli bölge sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesi için adımlar atılması konusunda anlaşılmıştır. Ateşkes anlaşmasına ek olarak IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde tamamen yok edilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Güvenli bölgeye insanların yeniden yerleştirilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Dini ve etnik azınlıkların görüşülmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır.

"Erdoğan'a müteşekkiriz"

Erdoğan’ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme yaklaşmış olması konusunda müteşekkiriz. Başkan Erdoğan’a insanların hayatını kurtarmak konusunda fikir birliğine varmış olduğumuz için müteşekkiriz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme fırsat tanımış olması nedeniyle son derece müteşekkiriz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibiyle olan hayat kurtaran bir anlaşmaya vardığımız için müteşekkirim. Aynı şekilde ekibim için müteşekkirim. Bu ekibin her biri bu sonuca ulaşmak için çok önemli katkılarda bulundu. Barış ve huzur için çok önemli katkılarda bulundu.

"ABD, YPG'nin çekilmesini sağlayacak. Ardından Türkiye bölgeden çekilecek"

Başkan'ın güçlü liderliği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işbirliği ile bu ana geldik. ABD, YPG'nin Güvenli Bölge'den çekilmesini sağlayacak. Bu olay tamamlandıktan sonra Türkiye bölgeden çekileceği konusunda anlaşmıştır. ABD Türkiye ile birlikte çalışacak. Barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışacağız.

Soru-Cevap

ABD-Türkiye ilişkisi nasıl onarılacak?

Anlaşmadan da göreceksiniz. Tabii ki ABD yeni yaptırımlar uygulamayacak. Daimi bir ateşkes ilan edildiğinde Başkan Trump ekonomik yaptırımları kaldıracağını belirtti. Trump, Türkiye'nin operasyonuna karşı olduğunu birçok kez ifade etti. Başkan Trump'ın açık sözlülüğü ve Erdoğan ile ilişkilerinin bütünlüğü bu anlaşmayı mümkün kılmıştır. Birlikte çalışacağız. Ekibimiz YPG bölgesinde YPG'nin çekilmesi için çalışmaları başladık. 20 millik bir bölgede çekilme faaliyetlerini yürüteceğiz.

Güvenli bölgedeki azınlıklar konusunda ne diyeceksiniz?

Sınır bölgesinde yaşanan şiddet konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Azınlıkların güvenli bir şekilde yaşaması için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyan liderler de benzer endişeleri dile getirdiler. Ama yapılan ateşkes azınlıkların korunması için önemli bir adım olacaktır. Erdoğan ve kendi ekibinin bu konudaki her türlü suçlamayı soruşturacağından şüphemiz yok.

YPG nasıl geri çekilecek?

Türkiye ile olan kararlılığımız şu şekilde: YPG'nin geri çekilmesi için çalışacağız. Amacımız önümüzdeki 120 saat içinde onların geri çekilmesi. Bu çalışmalar gerçekten başladı. Türkiye'nin bizim bunu gerçekleştirebilmemiz için operasyonlarını durdurma kararı alması çok önemli. Türkiye'nin sınırı ile ilgili endişesi vardı. ABD, sınır ötesi operasyonu desteklemediğimizi söyledik ama her zaman bir güvenli bölgenin yanındaydık. Suriye'deki Kürtler ile önemli bir ilişkimiz var ama aynı şekilde güvenli bölgenin öneminin farkındayız. Anlaşmamız şiddeti sona erdirecek. Trump, bizi şiddeti sona erdirmemiz için gönderdi. Bir ateşkes için buraya gönderdi. YPG'yi bölgeden çıkarmak için çalışacağız. 120 saat içinde bunu gerçekleştireceğiz. Operasyon sona erecek.

"SGD bölgeden çıkacaklarının güvencesini verdi"

Anlaşmanın kendisinden açık bir şekilde hangi konularda ortada buluştuğumuzu göreceksiniz. Türkiye aktif bir askeri operasyona başlamıştı. Size şu kadarını söyleyeyim, müzakeremiz sürecinde bir anlaşma ortaya çıkardık. SDG ile bağlantı halindeyiz. Bize bölgeden çıkacakları güvencesi verdiler. Ateşkesi takdirle karşılıyoruz. Bu çekilmenin başladığı konusunda size güvence verebilirim. IŞİD ile mücadelede birlikte savaştık. SDG'nin bölgeden çekileceğine güvenimiz tam. Düzenli bir şekilde geri çekilecekler. Bu bölge bir tampon bölge oluşturulacak.

Halkbank iddianamesi

Bu konu görüşmenin bir parçası değildi. Ve bu konunun Adalet Bakanlığı ve mahkeme sürecinde olan bir konu olduğunu ifade ettik. ABD'nin tavrı netti. Ateşkes olmasaydı Türkiye'ye çok ağır yaptırımlar gelecekti. Bu süre içinde yeni yaptırımlar uygulanmayacak. Yeni bir ateşkes ortaya konduktan sonra ABD'nin son dönemde getirdiği yaptırımların kaldırılması konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yaptırımlar dışında başka taviz verilmedi.

NATO müttefikinize karşı yaptırımları kullanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Trump operasyonu desteklemediğini net bir şekilde ifade etti. Bugün de kendilerine net bir şekilde ifade ettik. Şiddeti durdurmak için yeni yaptırımlar uygulanacağını ifade etmiştir. Trump ve Erdoğan'ın güçlü bir ilişkisi var. Dostlar arasında fikir ayrılıkları olabilir ama dostlar fikirlerini ifade ederler. Bu durum bir ateşkesin ortaya çıkmasını sağladı.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Kuzey İrlanda'da bin gündür hükümet yok

Kuzey İrlanda'da Ocak 2017 yılında koalisyon hükümetinin bozulmasından bu yana bin günden fazla süre geçmesine karşın hükümet kurulamıyor.
Kuzey İrlanda Başbakan Yardımcısı Martin McGuinness, 2017 yılında yenilenebilir enerji uygulamasındaki hatalar nedeniyle 500 milyon sterlin kayıp yaşandığını öne sürerek Başbakan Arlene Foster'ın istifasını istedi. McGuinness beklediği istifa kararının gelmemesi üzerine koalisyon ortağı Demokratik Birlik Partisi (DUP) ile yaşadığı anlaşmazlıkları göstererek görevinden ayrıldı. Bu kararla birlikte Birleşik Krallık'a bağlı özerk ülkede hükümet çökmüş oldu.

McGuinness'in ayrılıkçı partisi Sinn Fein istifanın ardından yeni bir başbakan yardımcısı önermeyince ülkede sandığa gidildi. Ancak seçimden çıkan sonuç sonrasında oluşan bölgesel mecliste anlaşmazlık sürdü. Özellikle İrlandaca dili üzerinde yürüyen anlaşmazlıkla Sinn Fein ve DUP hükümet kurmakta başarısız oldu.

Kürtaj ve eşcinsel evililik düğümleri

Ülkede yakın zamanda politik çözüm beklenmezken halen açık olan bölgesel parlamentoda görev yapan siyasilere 10 milyon sterlin maaş ödendi. Koalisyon kurulamayan Kuzey İrlanda hükümeti kısmen İngiltere'den yönetiliyor. Bu dönemde ülke bütçesi Avam Kamarası'nda onaylanarak kabul edildi.

Sien Fein ve DUP'un üzerinde anlaşmaya varamadığı konular olan eşcinsel evlilik ve kürtajla ilgili yasa tasarıları da İngiltere'de onaylandı.

Belçika'da 2010 ve 2011 arasında 589 gün boyunca hükümet kurulamamıştı.

10 Ekim 2019 Perşembe

Fırat'ın Doğusu

Fırat’ın doğusu kavramı, gündemde Fırat Nehri’nin Suriye sınırları içerisinde bulunan kısmının doğu tarafında kalan bölge için kullanılıyor. Bu bölge petrol ve doğalgaz yatakları açısından zengin bir coğrafyaya sahiptir. Ayrıca bölgede bulunan barajlar ve su kaynakları, Suriye’nin bu bölgesinin tarıma elverişli olmasında en büyük öneme sahip iki nedendir. Suriye’nin yüzölçümü bakımından yaklaşık olarak yüzde 30’una denk gelen bu bölgede Terör örgütü PKK/PYD’nin çok sayıda militanı bulunmaktadır. Terör örgütü PKK/PYD, Suriye'deki iç savaşı fırsat bilerek bölgede 3 tane olmak üzere sözde kantonlar oluşturmuştu. Bu kantonlar Cizire, Kobani ve Afrin bölgelerinde oluşturulmuştu. Örgüt, bu sözde kantonları birleştirerek, siyasi çözüm için yapılacak anayasa görüşmelerinde özerk bir statü elde etmenin peşindedir. Bir anlamda da devlet kurmanın amaçlarını taşımaktadır.24 Ağustos 2016 tarihinden 29 Mart 2017 tarihine kadar süren Fırat Kalkanı harekâtı ile bu sözde kantonların birleştirilmesi engellenmiştir. 20 Ocak 2018 tarihinde başlayarak 24 Mart 2018 tarihinde sona eren, Afrin ve çevresine yapılan Zeytin Dalı Harekâtı sonucunda binlerce militan Fırat’ın doğusuna geçerek bu bölgede etkinliklerini arttırmışlardır. Buna ek olarak yurtiçindeki terörle mücadele operasyonları nedeniyle terör örgütü üyelerinin gruplar halinde bu bölgeye kaçtığı bilinmektedir. PKK/PYD’nin kontrolünde bulunan bu alanlarda günde binlerce varil petrol üretimi yapılmaktadır. Bu üretimden elde edilen gelir terör örgütünün finansmanını karşılamaktadır.



 ABD

Bölgede asıl olarak IŞİD/DEAŞ ile mücadele etmek için bulunan ABD, SDG(Suriye Demokratik Güçleri) olarak adlandırdığı, ana omurgasını YPG(PYD) güçlerinin oluşturduğu bir yapıya destek vermek ve İran milislerini püskürtmek amacıyla bölgede bulunuyordu.

IŞİD/DEAŞ ile mücadele amacıyla SDG ile işbirliği yapan ABD, bu yapıya şimdiye kadar 20-25 bin TIR silah ve mühimmat desteği vermiştir. 7 Ekim 2019 tarihli AA haberine göre bir haftada 600’e yakın TIR ABD tarafından bölgeye sevk edildi. IŞİD/DEAŞ’ın bölgedeki etkinliğini kaybetmesi üzerine ABD, stratejik planını örgütün yeniden güçlenmesini engelleme olarak güncelledi ve milislere yaptığı desteği arttırdı.

Ancak Trump’ın bu bölgede bulunmayı gereksiz görmesinden dolayı çekilme isteğinde bulunması, bu planın geri plana düşmesinde etkili oldu. Trump’ın yakın zamandaki açıklamasında “ABD’nin sonu olmayan saçma savaşlardan çekilme zamanı geldi.” İfadesiyle çekilme isteğinin gerçekleşeceğini kanıtlar bir ifade olarak görünmektedir.

DEAŞ ile mücadeleyi gerekçe göstererek 2015'ten bu yana YPG/PKK'ya askeri destek veren ABD'nin, Suriye'de halen 18 üs ve askeri noktada 2 bin civarı personeli bulunuyor. Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı adı verilen operasyonu yapacağı beklenen Tel Abyad, Resulayn ve Kobani bölgelerinde ise kalan 50 ABD askerinin bölgeyi terk etmeye devam ettiği biliniyor.



Türkiye

Türkiye, bu bölgede bulunan PKK/YPG gibi terör örgütlerinin güçlenmesini engellemek ve çevre ülkelerin güvenliğini sağlamak amacı güdüyor. Bu bölgeden ülke içine sızma tehditlerinin engellenmesi de amaçlarından biri olarak görünüyor. Ek olarak Türkiye toprağı olan Süleyman Şah Türbesinin bölgedeki güçlerden korunmak amacıyla taşınmış olması ve eski yerine taşınma gayesi de Türkiye’nin nedenlerindendir. Bu gibi nedenlerden dolayı ülke sınırlarını güvene almak için Türkiye, bölgede güvenlik endişelerini giderecek 30-40km derinliğinde bir güvenlik koridoru istiyordu. 5-7 Ağustos 2019 tarihlerinde gerçekleşen Türkiye-ABD görüşmeleri sonucunda, Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek tedbirlerin alınması konusunda mutabakat sağlandı.

Ancak güvenli bölgenin fiziksel detayları paylaşılmadı. Yakın zamanda bölgede yükselen tansiyon sonucu Türkiye’nin kararını aldığı Barış Pınarı Harekâtı, devamı olduğu Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekâtlarının gerçekleştiği politik ortamlara benzer olarak gerilimli bir ortamda gerçekleşecek. ABD’nin destek vermemesi ve hava sahasını kapatması şartları zorlaştırsa da ancak olumlu olarak bölgeden çekilmesi Türkiye’nin harekâttan beklentilerini gerçekleştirme yönünde önemli bir etken olacaktır.

Farklı Bir Görüş İse…

Bir diğer önemli bakış açısı ise; ABD’nin Basra Körfezi’nden Doğu Akdeniz’e açılacak bir enerji koridoru yaratma emelidir. Nedeni ise Hürmüz Boğazı’nın güvensizliği ve İran’ın Basra Körfezi’ndeki etkinliğinin Batı’yı yeni bir yol arayışına sokmuştur. Doğu Akdeniz’de ise İsrail’in stratejik öneme sahip Hayfa Limanı kullanılarak bu emele ulaşılmak istenilmektedir. Bu düşünceyi; Rusya, Türkiye ve özellikle İran’ı devre dışı bırakacak bir biçimde Irak ve Suriye’nin kuzeyinden geçen bir alanda gerçekleştirme amacındadır. Bu düşünceyi; geçmişe bakıldığında ilk olarak Irak operasyonları, İran ambargo ve yaptırımları, Suriye’de savaş ortamının ateşini yükseltecek seviyede YPG’ye destek verilmesi ve Türkiye’nin bölgeye dair operasyon hedeflerinde gerek siyasi gerek ekonomik gözdağı verilerek engellenmeye çalışılması gibi olaylar kanıtlar niteliktedir.



Peki Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin neden bölgede arama yapmasına diğer ülkeler sert  tepki veriyor ?

 İlk olarak Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemisi Nisan 2017’de Doğu Akdeniz’e gönderen Türkiye 2019’un başından itibaren bölgedeki faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Türkiye, ilk sondaj gemisi Fatih’i 2018 mayıs ayının başında adanın batısına gönderdi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki bu kritik hamlesini duyuran Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Kıbrıs Türk halkını yok sayan, siyasi eşitliği temelden yok sayan ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değil” demişti.

Bundan sonra ikinci hamle 2019 Haziran ayının sonunda Yavuz Sondaj gemisinin gönderilmesiyle geldi. Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine karşı yaptırım uygulama kararını vermesini ardından ise Oruç Reis sismik araştırma gemisi Akdeniz’e doğru yola çıktı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu AB yaptırımlarıyla ilgili “Eğer Türkiye'ye yönelik böyle kararlar alırsanız, faaliyetlerimizi artıracağız, 4. gemiyi de en kısa zamanda göndereceğiz" diye konuşmuştu.

En son olarak da Fatih gemisi 7 Ekim 2019 tarihinde sondaja başladı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına bölgede sondaj yapan ülkeler başta olmak üzere ABD ve Avrupa’dan gelen tepki ve engelleme çabaları da aslında bu enerji koridoru projesine Türkiye’nin dahil edilmek istenmediğinin bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.



ABD-TR İlişkileri

ABD’nin bölgeye girdiği andan beri, Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK/PYD oluşumunu milis olarak tanıyıp IŞİD/DEAŞ ile mücadelede kullanmak üzere destek vermesi ilişkilerin gerginleşmesine neden olan önemli bir etken idi. Ek olarak Türkiye’nin bölgede kontrolü arttırmak amacıyla hava savunma sistemlerine olan ihtiyacını Patriot satışına izin vermeyerek engelleyen ABD, bu hareket karşısında alımı yapılan S-400 sistemi için de Türkiye’nin F-35 programındaki rolünü ve satın almak istediği uçakları engelledi.

Ek olarak S-400 alımı dolayısıyla ABD yönetiminden yaptırım tehditleri de ilişkilerin gergin olmasında önemli bir etkendir. Yakın zamanda beklenti oluşturulan ABD ve TR arasındaki ticaret hacmini 100 milyar dolar seviyesine çıkaracak bir serbest ticaret anlaşması haberleri Suriye bölgesindeki gerginlik için başka bir oyalama hamlesi olma olasılığını taşıyor.

Ancak son gelişmelerden olan ABD’nin Suriye’den çekilerek Türkiye’nin olası bir harekât durumuna engel olmayacağını açıklaması ilişkiler için olumlu bir gelişmedir. Bunu takiben Kuzey Suriye bölgesinin ABD tarafından Türkiye’ye kapatılması olumsuz tarafta yerini almaktadır. Bu gelişme ve SDG’ye desteğin devam ettiğinin açıklanması, ABD’nin planlarının henüz sona ermediğini göstermektedir.

ABD Başkanı Trump’ın

-7 Ekim 2019’da yaptığı “Bu savaşta neredeyse 3 yıl beklemede kaldım, ancak artık çoğu aşiretler arasında olan bu gülünç sonsuz savaşlardan çıkmamızın ve askerlerimizi geri getirmemizin zamanı geldi. Bizim yararımıza olan yerde savaşacağız ve sadece kazanmak için savaşacağız. Türkiye, Avrupa, Suriye, İran, Irak, Rusya ve Kürtler artık duruma ve kendi 'mahallelerindeki' yakalanmış DEAŞ'lılarla ne yapmak istediklerine bir çare bulmak zorunda” Ardından paylaştığı tweetlerde ise Trump adeta tehditler savurarak "Çizilen çerçeveyi aştığını düşünürsem, Türkiye'nin ekonomisini yerle bir ederim. Daha önce bunu yaptım!" şeklindeki ifadelere yer verdi. Bu açıklamaların ardından konuya ilişkin bir açıklama daha yapan ABD Başkanı, "Suriye'de kimsenin tarafını tutmuyorum" ifadelerini kullandı. Suriye ile ilgili kararının doğru olduğunu dile getiren Trump, "Suriye'de kimsenin tarafını tutmuyorum" dedi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile "iyi ilişkileri" olduğunu kaydetti.

- 8 Ekim 2019 tarihinde ise "Pek çok insan Türkiye'nin ABD'nin büyük ticaret ortağı olduğunu, aslında F-35 savaş jetlerinin gövdesindeki çelik çerçeveyi yaptığını unutuyor. Onlarla muhatap olması iyi birşey; İdlib vilayetinde pek çok canın kurtarılmasında bana yardım ettiler. Ve benim talebimle daha uzun yıllar hapis yatacak olan Rahip Brunson'ı geri gönderdiler. Şunu da hatırlayın, burası önemli, Türkiye NATO'da itibarı olan önemli bir üye. (Erdoğan) 13 Kasım'da benim misafirim olarak ABD'ye geliyor." ABD'nin Suriye'de gereğinden uzun kaldığını belirten Trump, "Söz konusu bölgede (Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin operasyon düzenleyeceği bölge) 50 asker vardı ve bu kişiler bölgeden çıktı." ifadesini kullandı. “açıklamaları belirsizliğin devam etmesine neden olmaktadır.

Türkiye tarafından açıklamalar ise;

-24 Eylül 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu'nda konuştu. Türkiye'nin Suriye sınırında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, ABD, Rusya, İran ve diğer ülkelerin bir araya gelerek güvenli bölgenin kurulmasına destek vermesi gerektiğini söyledi.

-1 Ekim 2019 tarihinde Meclis açılış resepsiyonunda “Fırat'ın doğusunda arzu ettiğimiz neticelere ulaşamadık. Türkiye'nin kendi yolunda devam etmekten başka çaresi kalmamıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Türkiye, kendi güvenliğini ve kardeşlerinin geleceğini, bölgede hesabı olan güçlerin keyfine terk edecek değildir. Birlikte çalışma imkanlarını sonuna kadar zorlarız. Bu mümkün değilse kendi yolumuzu açmaya zorlarız. TBMM'nin tüm vekilleri ve gruplarıyla bu süreçte güvenlik güçlerimizin yanında yer alacağına inanıyorum.” Milli Savunma Bakanı Akar da “Silahlı Kuvvetlerimiz her şeyiyle, her yönden, her bakımdan hazır. Arkadaşlarımızın morali, motivasyonu yüksek” diyerek operasyon için sinyal verdi. 

-2 Ekim 2019 Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Barış koridoru kurulmasını zaruri buluyoruz" ifadelerini kullanarak güvenli bölgeye ilişkin "Oyalama, geciktirme olursa bu çalışmalar biter" mesajı verdi. Hazırlıkların tamam olduğunu kaydeden Akar, "Gerektiğinde kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. B ve C planımız da var" dedi.

-3 Ekim 2019 Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile telefonda görüştü. Akar-Esper görüşmesinde, Türkiye'nin güneyinde bir terör koridoru kurulmasına izin verilmeyeceği vurgulandı. Görüşmede, Türkiye'nin ABD'den silah ve mühimmat başta olmak üzere terör örgütü PKK/PYD/YPG'ye desteğini tamamen sonlandırması istendi.

-5 Ekim 2019 Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 29. İstişare Toplantısı'nda konuştu. Fırat'ın doğusuna yönelik, "Barış pınarlarının önünü açma vakti belki bugün, belki yarın denebilecek kadar yakındır. Hem karadan hem havadan bu harekatı yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.

-8 Ekim 2019 Suriye'de Fırat'ın doğusuna gerçekleştirilmesi muhtemel operasyon öncesi Milli Savunma Bakanlığı'ndan "hazırız" mesajı geldi. Bakanlıktan yapılan açıklamada tüm hazırlıkların tamamlandığı vurgulandı. Bakanlıktan günün ilerleyen saatlerinde bir açıklama daha geldi. Terör örgütü DEAŞ ile mücadele vurgusu yapılan açıklamada, "Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı Harekatı’nda sahada DEAŞ terör örgütü ile göğüs göğüse mücadele eden tek Koalisyon ve NATO ülkesi ordusudur." ifadelerine yer verildi

-9 Ekim 2019 Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Harekat ile ilgili çalışmalarımız devam etmekte. İntikaller, hazırlıklar sürmekte" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevşüt Çavuşoğlu, "Cumhurbaşkanımız Trump'a 'Sizinle netice alamayacağız, destek vermeye devam ediyorsunuz. Biz harekatı başlatacağız' dedi. Bu bizim BM Güvenlik Konseyi kararlarından sağlanan bir hakkımızdır. Harekatımızı da bu çerçevede gerçekleştireceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TSK, Suriye Milli ordusuyla Barış Pınarı harekatını başlattı" şeklinde açıklama yaptı.

İRAN

-8 Ekim 2019’da İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik muhtemel askeri operasyonuna karşı olduklarını ifade etti. Tahran yönetimi, yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği krizde Esad rejimini ayakta tutabilmek için muhaliflere karşı Suriye'ye on binlerce milis ve asker göndermişti.

-9 Ekim 2019’daTürkiye'nin Suriye sınırına yönelik olası operasyonuna karşı olduğunu belirten Tahran yönetimi, Türkiye-Irak sınırındaki Urumiye'de önceden kamuoyuna açıklanmayan hava destekli bir tatbikat başlattı. İran ordusuna ait internet sitesinden yapılan yazılı açıklamaya göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Türkiye-Irak sınırındaki Urumiye kent kırsalında "Bir hedef, bir kurşun" sloganıyla tatbikat başlattı. Açıklamada, tatbikata helikopterlerin desteklediği keşif piyade birimleri ve muharebe birliklerinin katıldığı kaydedildi.

Türkiye'nin Suriye sınırına yönelik olası askeri operasyonuna karşı çıkan İran'ın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, "Türkiye güney sınırındaki endişeleri konusunda haklı" açıklaması yaptı. Türkiye'nin güney sınırına yönelik endişelerinde haklı olduğunu belirten Ruhani, bu endişelerin ortadan kalkması için en doğru yolun ABD'nin bölgedeki askeri varlığına son vermesi ve Kürtlerin Suriye ordusuna destek vermesinden geçtiğini ifade etti.

Askerlerimize Güç, Kuvvet ve Dayanıklılık diliyoruz.

Kaynaklar

-AA.com.tr
-haberturk.com
- trthaber.com
-ntv.com.tr
-euronews.com

https://www.borsagundem.com/yazarlar/firatin-dogusu-yazisi/1442361







1 Ekim 2019 Salı

Hindistan: ABD, hangi ülkeden neyi alıp almayacağımızı söyleyemez

Rusya'dan S-400 füze savunma sistemleri alımı konusunda Washington'dan gelen çağrıları değerlendiren Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, ABD'nin Hindistan'a hangi ülkeden neyi alıp almayacağını söyleyemeyeceğini ifade etti.

Resmi ziyaret için Washington'a giden Jaishankar, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yla görüşmesinden önce açıklamalarda bulundu.

Jaishankar, "Askeri teçhizat alımlarımızın, tedarikçi seçimlerimizin egemenlik hakkımız olduğunu her zaman dile getirdik. Biz, herhangi bir ülkenin Rusya'dan neyi alıp almayacağımızı söylemesini istemediğimiz gibi ABD'den neyi alıp almayacağımızı söylemesini de istemiyoruz. Bu bizim seçim hakkımız ve buna saygı gösterilmesinin herkesin çıkarına olacağını düşünüyoruz" dedi.

Rusya ve Hindistan, geçen yıl 5 S-400 bataryasının tedarikini öngören 5.3 milyar dolarlık anlaşma imzalamıştı.

Bu anlaşmadan rahatsız olan ABD, Rusya'dan silah ve askeri teçhizat alan Yeni Delhi'ye yaptırım uygulama tehdidinde bulunmuştu.