ABD ile İran yanlısı güçlerin Irak'taki karşılıklı saldırıları Bağdat yönetimini endişelendirdi. Başbakan Abdulmehdi, Irak'ı ittifak ve savaşlardan uzak tutma çabasında. Karşılıklı saldırıların vekalet savaşına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.
Amerika’nın Irak’taki İran destekli Şii milisleri hedef alan hava harekatına Irak hükümetinden sert tepki geldi. Irak Başbakanı, ABD’nin operasyonunu “tehlikeli sonuçları olacak kabul edilemez bir saldırı” olarak niteledi. Irak Milli Güvenlik Kurulu'ndan da "Uluslararası koalisyonla işbilriğini gözden geçirmek zorunda kalacağız" mesajı geldi.
Geçtiğimiz Cuma günü Irak’ın kuzeyindeki Kerkük kentinde askeri bir üsse düzenlenen roket saldırısında Amerikalı sözleşmeli bir personel hayatını kaybetmiş, dört ABD askeri de hafif yaralanmıştı. ABD Cumartesi günü saldırıdan sorumlu tuttuğu Hizbullah Tugayları’nın kritik öneme sahip noktalarındaki 5 ayrı hedefi vurmuştu. Bu hedeflerin üçü Irak’ta, ikisi de Suriye’deydi. Iraklı kaynaklara göre ABD’nin hava harekatında 25 kişi öldü, 55 kişi de yaralandı.
"Koalisyonla işbirliğini gözden geçirmek zorunda kalırız"
Irak Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, ABD’nin hafta sonu düzenlediği harekat, “tehlikeli sonuçlar doğurabilecek hain ve kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendi. Pazartesi günü toplanan Irak Milli Güvenlik Kurulu’ndan yapılan açıklamada da, ABD’nin düzenlediği hava saldırılarının Irak’ı, IŞİD’e karşı ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonla işbirliğini gözden geçirmek durumunda bırakacağının altı çizildi. Irak Dışişleri Bakanlığı, Bağdat’ın rahatsızlığını iletmek üzere ABD’nin Bağdat Büyükelçisi’nin bakanlığa çağrılacağını açıkladı.
Irak’ın bölgedeki iki önemli müttefiki ABD ve İran arasındaki gerginlik, Başkan Donald Trump’ın 2015 yılında imzalana nükleer anlaşmadan çekildiğinden beri giderek tırmanıyor.
Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran’ı, Tahran’ın ya da destekçilerinin Amerikalılar'a ya da müttefiklerine zarar verecek herhangi bir saldırısına Amerika tarafından kararlı bir şekilde karşılık verileceğini belirtmişti.
İran ise ABD güçlerine yönelik saldırılarla ilgisi olmadığını savunarak, ABD misillemesini terör saldırısı olarak kınadı. İran Hükümet Sözcüsü Ali Rabiey, “kanıta dayalı olmayan bir iddiayla insanları bombalamanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu” söyledi.
Haşdi Şabi komutanı: “Cevabımız çok sert olacak”
ABD’nin hava saldırıları, Irak’ta yaklaşık üç aydır devam eden hükümet karşıtı protestolarla sokakların dolup taştığı bir döneme denk geldi. Basra’da Hizbullah Tugayları’nı destekleyen 400 kişilik bir grup ABD hava saldırılarını protesto etti.
Irak’ta ABD hava saldırıları misilleme tehdidini de beraberinde getirebilir. Irak’ta Şii milislerin şemsiye örgütü konumundaki Irak Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) komutanlarından Ebu Mehdi El Mühendis adıyla da bilinen Jamal Jafaar İbrahimi “Cevabımız çok sert olacak” tehdidinde bulunmuştu.
İran’ın Irak’taki en güçlü müttefiklerinden biri olan İbrahimi, Kataib-i Hizbullah’ın da kurucusu ve lideriydi. Bu örgüt dahil olmak üzere Irak’taki milisleri eğiten İran Devrim Muhafızları’ndan da “İntikam almak Irak ulusunun ve Irak’ı savunan bu grupların en doğal hakkıdır” açıklaması geldi.
Irak’ta Haşdi Şabi adıyla da bilinen Halk Seferberlik Güçleri, ülkede IŞİD’le mücadele sırasında sahada örgüte karşı savaşan gruplar arasındaydı. Şii milislerden oluşan bu grup daha sonra Irak ordusuna resmi olarak dahil olmuş, Irak siyasetinde de söz sahibi olmaya başlamıştı.
Sistani: “Bazı tarafların hukuk dışı hamleleri Irak’ın egemenliğine müdahale için bahane olmamalı”
Iraklı Şii lider Ayetullah Ali El Sistani, saldırıların hukuka aykırı olduğunu savundu, Amerika’yı Irak’ın egemenliğine saygı duymaya çağırdı. Sistani’nin ofisinden yapılan yazılı açıklamada, ‘bazı tarafların gerçekleştirdiği hukuk dışı hamlelerin Irak’ın egemenliğine müdahale etmek için bahane olarak kullanılmaması gerektiğine vurgu yapıldı.
Ancak Sistani, İran destekli milislerin ABD güçlerini hedef almasına da tepki gösterdi, “Bu tür eylemlerle başa çıkma ve engellemek için gerekli önlemleri alma yetkisi Iraklı yetkililere aittir” mesajını verdi. Şii lider Iraklı yetkililere, benzer saldırıları engelleme ve Irak’ın gerek bölgesel gerekse uluslararası hesaplaşmaların olduğu bir ülke haline gelmesini önleme çağrısında bulundu.
Irak Başbakanı Abdülmehdi, hükümetinin Irak’ı bölgesel ittifak ve savaşlardan uzak tutan bir politika izlediğini söyledi. Gerginliğin daha da tırmanmasının bölgede ABD ve İran arasında bir vekalet savaşına uygun bir zemin hazırlayabileceği uyarısı yapılıyor.
İsrail: “Önemli operasyondan dolayı ABD’yi kutluyoruz”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden açıklamada ise, “ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu bölgede “İran ve onun destek verdiği unsurlara yönelik bu önemli operasyondan dolayı” kutladıkları belirtildi.
İsrail’in bölgede bir tehdit olarak gördüğü Lübnan Hizbullah’ı ise, ABD’nin Irak’ta İran destekli grupları hedef almasını kınayan gruplar arasında yer aldı.
Sadr: “ABD’nin varlığına son vermek için milis gruplarla işbilriğine hazırım”
ABD’nin hava saldırılarına bir sert tepki de Iraklı Şii lider Mukteda el Sadr’dan geldi. Sadr, Irak’taki ABD askeri varlığını siyasi ve hukuki yollarla sona erdirmek için, siyasi rakipleri olmasına karşın, İran destekli milis gruplarla işbirliğine hazır olduğunun mesajını verdi. Sadr, bu işe yaramadığı takdirde ABD birliklerini bölgeden çıkarmak için başka adımlar atacağını belirtti.
Sadr’ın yönetimindeki milis güçleri, ABD’nin 2003’te ülkeyi işgali sonrası yıllarca ABD askerlerine karşı savaşmıştı. Kendisini hem İran hem de ABD nüfuzunu reddeden bir ulusalcı olarak tanımlayan Sadr, yaptığı açıklamada İran destekli milislere de Irak’a saldırı düzenlenmesini haklı çıkarabilecek sorumsuz davranışlardan kaçınmaları çağrısında bulundu. (amerikaninsesi.com)
31 Aralık 2019 Salı
28 Aralık 2019 Cumartesi
Meksika ve Bolivya arasındaki gerginliğe İspanya da dahil oldu
Meksika'nın La Paz Büyükelçisi Mercado'yu ziyaret eden İspanyol heyetin silah taşıdığını iddia eden Bolivya'daki geçici yönetimin Dışişleri Bakanı Longaric, egemenliklerinin ihlal edildiğini ve İspanya'ya nota vereceklerini duyurdu
Meksika'nın La Paz Büyükelçisi Maria Teresa Mercado'yu ziyaret eden İspanyol heyetin maske taktığı ve silah taşıdığını iddia eden Bolivya'daki geçici yönetim, İspanya'ya nota vereceklerini duyurdu.
La Paz Büyükelçiliği etrafında aşırı sayıda istihbaratçı ve güvenlik görevlisi bulundurmasından ötürü Bolivya geçici yönetimi ve Meksika arasında yaşanan diplomatik gerginliğe, Meksikalı Büyükelçi Mercado'yu ziyaret eden ispanyol heyette maskeli ve silahlı kişilerin bulunduğu iddiasından ötürü İspanya da dahil oldu.
Bölge basınındaki haberlere göre başkent La Paz'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bolivya'daki geçici yönetimin Dışişleri Bakanı Karen Longaric, Meksikalı Büyükelçi Mercado'yu evinde ziyaret eden İspanyol diplomatların beraberindeki araçta maskeli kişiler olduğunu iddia etti.
Bölge sakinlerinin, söz konusu kişilerin silah taşıdığını öne sürdüklerini aktaran Longaric, İspanya'nın, Bolivya'nın egemenliğini ihlal ettiğini ve bu ülkeye nota vereceklerini duyurdu.
Meksika farklı açıklama yaptı
Meksika Dışişleri Bakanlığı ise yazılı açıklamada ise ziyaretin sorunsuz bir şekilde gerçekleştiği fakat İspanyol heyeti Büyükelçinin konutundan almaya gelen aracın Bolivyalı polislerce durdurulduğu belirtildi.
Geçici yönetim ve Meksika arasındaki kriz
Bolivya'da Devlet Başkanı Evo Morales'i istifaya zorlayan siyasi süreci "darbe" olarak niteleyen Meksika, ülkedeki eski yönetimden 9 kişiyi La Paz Büyükelçiliğine kabul etmiş ve sığınma vermişti.
Birkaç gün önce büyükelçiliğin etrafında aşırı sayıda istihbaratçı ve güvenlik gücünün bulunduğunu ve durumun Viyana Sözleşmesinin ihlali anlamına geldiğini belirten Meksika Dışişleri Bakanı Marcelo Ebrard, konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na taşıyacaklarını duyurmuştu.
Bolivya'daki kriz
Bolivya'da 20 Ekim'de düzenlenen tartışmalı seçimlerin galibi Evo Morales, polislerin hile iddiasıyla sokaklara dökülen ve şiddet eylemlerine dönüşen muhaliflere katılması ve nihayetinde ordunun istifa çağrılarının ardından görevi bırakmıştı.
Süreci "darbe" olarak niteleyen Meksika hükümeti, Morales'e siyasi sığınma vereceğini duyurmuş, daha sonra uçak göndererek Morales'i Bolivya'dan çıkarmıştı.
Meksika'nın La Paz Büyükelçisi Maria Teresa Mercado'yu ziyaret eden İspanyol heyetin maske taktığı ve silah taşıdığını iddia eden Bolivya'daki geçici yönetim, İspanya'ya nota vereceklerini duyurdu.
La Paz Büyükelçiliği etrafında aşırı sayıda istihbaratçı ve güvenlik görevlisi bulundurmasından ötürü Bolivya geçici yönetimi ve Meksika arasında yaşanan diplomatik gerginliğe, Meksikalı Büyükelçi Mercado'yu ziyaret eden ispanyol heyette maskeli ve silahlı kişilerin bulunduğu iddiasından ötürü İspanya da dahil oldu.
Bölge basınındaki haberlere göre başkent La Paz'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bolivya'daki geçici yönetimin Dışişleri Bakanı Karen Longaric, Meksikalı Büyükelçi Mercado'yu evinde ziyaret eden İspanyol diplomatların beraberindeki araçta maskeli kişiler olduğunu iddia etti.
Bölge sakinlerinin, söz konusu kişilerin silah taşıdığını öne sürdüklerini aktaran Longaric, İspanya'nın, Bolivya'nın egemenliğini ihlal ettiğini ve bu ülkeye nota vereceklerini duyurdu.
Meksika farklı açıklama yaptı
Meksika Dışişleri Bakanlığı ise yazılı açıklamada ise ziyaretin sorunsuz bir şekilde gerçekleştiği fakat İspanyol heyeti Büyükelçinin konutundan almaya gelen aracın Bolivyalı polislerce durdurulduğu belirtildi.
Geçici yönetim ve Meksika arasındaki kriz
Bolivya'da Devlet Başkanı Evo Morales'i istifaya zorlayan siyasi süreci "darbe" olarak niteleyen Meksika, ülkedeki eski yönetimden 9 kişiyi La Paz Büyükelçiliğine kabul etmiş ve sığınma vermişti.
Birkaç gün önce büyükelçiliğin etrafında aşırı sayıda istihbaratçı ve güvenlik gücünün bulunduğunu ve durumun Viyana Sözleşmesinin ihlali anlamına geldiğini belirten Meksika Dışişleri Bakanı Marcelo Ebrard, konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na taşıyacaklarını duyurmuştu.
Bolivya'daki kriz
Bolivya'da 20 Ekim'de düzenlenen tartışmalı seçimlerin galibi Evo Morales, polislerin hile iddiasıyla sokaklara dökülen ve şiddet eylemlerine dönüşen muhaliflere katılması ve nihayetinde ordunun istifa çağrılarının ardından görevi bırakmıştı.
Süreci "darbe" olarak niteleyen Meksika hükümeti, Morales'e siyasi sığınma vereceğini duyurmuş, daha sonra uçak göndererek Morales'i Bolivya'dan çıkarmıştı.
26 Aralık 2019 Perşembe
Libya Türkiye'den resmen asker talebinde bulundu
Reuters'ın haberine göre Libya Mutabakat Hükümeti, Türkiye'den resmen asker talebinde bulundu.
Libyalı bir yetkili Türkiye'den resmi olarak askeri destek talebinde bulunduklarını açıkladı. Reuters'a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti İçişleri Bakanı Fethi Başağa'nın "başkent Trablus'ta çatışmaların yoğunlaşması halinde Türkiye'den askeri destek isteyecekleri" yönündeki açıklamasının ardından, Türkiye'den resmen hava, kara ve deniz desteği istendiğini kaydetti.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Tunus'ta gazetecilere açıklama yaparak, "Eğer çatışmalar yoğunlaşırsa, Trablus'u ve Trablus'ta yaşayanları koruma hakkımız var" demişti.
Libya'da General Halife Hafter'e bağlı güçler Nisan ayından bu yana, uluslararası toplumun tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin kontrolündeki başkent Trablus'u ele geçirmeye çalışıyor.
ERDOĞAN: DAVETE İCABET EDECEĞİZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki AK Parti il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, "İnşallah Ocak ayının 8'inde, 9'unda Meclisimizden bunu da geçireceğiz ve böylece davete icabet edeceğiz" demişti.
Erdoğan, "Türkiye ve Libya arasındaki mutabakat imzalanmış. Yürürlüğe girmiştir. Biz bu işi bitirdik. Davet edildiğimiz yere icabet ederiz. Bu kadar açık net" diye konuştu ve ekledi:
"Kardeş Libya halkının yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Türkiye'yi kara sahillerine hapsedecek bir durum yaratılıyordu. Bizi adeta denize olta atamaz hale getirecek bu oyunlara elbette seyirci kalamazdık. Kalmadık. İnşaallah meclis açılır açılmaz asker gönderme konusunu sunacağız."
Libyalı bir yetkili Türkiye'den resmi olarak askeri destek talebinde bulunduklarını açıkladı. Reuters'a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti İçişleri Bakanı Fethi Başağa'nın "başkent Trablus'ta çatışmaların yoğunlaşması halinde Türkiye'den askeri destek isteyecekleri" yönündeki açıklamasının ardından, Türkiye'den resmen hava, kara ve deniz desteği istendiğini kaydetti.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Tunus'ta gazetecilere açıklama yaparak, "Eğer çatışmalar yoğunlaşırsa, Trablus'u ve Trablus'ta yaşayanları koruma hakkımız var" demişti.
Libya'da General Halife Hafter'e bağlı güçler Nisan ayından bu yana, uluslararası toplumun tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin kontrolündeki başkent Trablus'u ele geçirmeye çalışıyor.
ERDOĞAN: DAVETE İCABET EDECEĞİZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki AK Parti il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, "İnşallah Ocak ayının 8'inde, 9'unda Meclisimizden bunu da geçireceğiz ve böylece davete icabet edeceğiz" demişti.
Erdoğan, "Türkiye ve Libya arasındaki mutabakat imzalanmış. Yürürlüğe girmiştir. Biz bu işi bitirdik. Davet edildiğimiz yere icabet ederiz. Bu kadar açık net" diye konuştu ve ekledi:
"Kardeş Libya halkının yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Türkiye'yi kara sahillerine hapsedecek bir durum yaratılıyordu. Bizi adeta denize olta atamaz hale getirecek bu oyunlara elbette seyirci kalamazdık. Kalmadık. İnşaallah meclis açılır açılmaz asker gönderme konusunu sunacağız."
15 Aralık 2019 Pazar
Amerika, Rumlara silah ambargosunu kaldırıyor
ABD Senatosu önce 1915 olaylarını sözde ‘’Ermeni soykırımı’’ olarak tanıyan tasarıyı kabul etti. Şimdi de Rumlara 32 yıldır uygulanan silah ambargosunu kaldırma kararı aldı
ABD'den art arda skandal kararlar geliyor. ABD Senatosu önce 1915 olaylarını sözde “Ermeni soykırımı'' olarak tanıyan tasarıyı kabul etti. Bu kararın yankıları bitmeden Türkiye aleyhinde bir skandal karar daha geldi. Başkan Trump'ın, ABD Temsilciler Meclisi ile Senato'da Haziran ve Temmuz 2019'da kabul edilen Güney Kıbrıs'a silah ambargosunun kaldırılması kararını onaylamak üzere gündemine aldığı bildirildi. Henüz açıklanmayan ancak KKTC Bakanlar Kuruluna ulaşan bilgiye göre ABD, Rumlara 32 yıldır uygulanan silah ambargosunu 12 Aralık 2019 tarihi itibarı ile kaldırıyor. Rum yönetimi de bu karar karşılığında ABD'ye, “Rus savaş gemilerinin artık Güney Kıbrıs limanlarını kullanamayacağı ve kara para aklama denetimlerinde, ABD ile ortak çalışma” sözü verdi.
OLAĞANÜSTÜ DURUM
KKTC Bakanlar Kurulu'nun son toplantısında alınan kararda, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) münhasır ekonomik bölge hususunda, Türk tarafını dışlayıcı iddiaları ve en önemlisi de, ABD'nin takriben 12 Aralık 2019 tarihinde Güney Kıbrıs Rum yönetimine yönelik silah ambargosunu kaldırma yönündeki gelişmeler dikkate alındığında, tehdit ve olağanüstü durumun bertaraf edilmesi gerekmektedir” ifadesi dikkat çekti.
Bir süre önce ABD Temsilciler Meclisinde Milletvekili David Cicilline ve Senato'da da Senatör Bob Menendez, GKRY'ne 1987'den bu yana uygulanan ABD silah ambargosunun kaldırılması için karar tasarısı sunmuş ve her iki tasarı peşpeşe kabul edilmişti. KKTC hükümeti kararı, “GKRY'nin bölge barışını tehdit eden tavırlarına rağmen sırtı sıvazlanmakta ve Doğu Akdeniz'de barış ve istikrar tehlikeye atılmaktadır” biçiminde değerlendirdi.
GEÇİTKALE İHA VE SİHA'LARA MERKEZ OLACAK
Türkiye'nin, KKTC hükümetinden Geçitkale Havalimanı'nı İHA ve SİHA üssü yapmak için amacıyla TSK'ya devredilmesine yönelik talebi, İsrail'in benzer bir amaçla Rumlarla anlaşması üzerine acilen karara bağlandı. KKTC Bakanlar Kurulu Mağusa yakınlarında bulunan ve bugüne kadar askeri amaçlarla kullanılan Geçitkale havaalanının TSK'ya tahsisini kararlaştırdı. Havaalanı, Doğu Akdeniz'de sondaj ve sismik araştırma yapan Fatih, Yavuz, Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis gemileri ile, Türk Deniz Kuvvetlerine ait fırkateynlerin güvenliğini sağlamak amacıyla silahlı ve silahsız İHA'ların ana üssü olacak. Karar hemen uygulanıp, İHA ve SİHA'lar yarın adaya gönderilecek.
ASİL NADİR DEVRE DIŞI
KKTC Bakanlar Kurulu kararında, “Geçitkale Havalimanının insansız hava araçları faaliyetleri için kullanılmasına izin verilmiş, bu konuda sözleşmenin diğer tarafı da (Asil Nadir) bilgilendirilmiştir'' denildi. Havaalanının işletme hakkı, kargo ve sivil uçuşlara açılmak amacıyla bir süre önce Kıbrıslı iş insanı Asil Nadir'e kiralanmıştı. Ancak atıl durumda bekletilen havalimanına bugüne kadar yatırım yapılmadı ve sözleşme fesh edildi.
ABD'den art arda skandal kararlar geliyor. ABD Senatosu önce 1915 olaylarını sözde “Ermeni soykırımı'' olarak tanıyan tasarıyı kabul etti. Bu kararın yankıları bitmeden Türkiye aleyhinde bir skandal karar daha geldi. Başkan Trump'ın, ABD Temsilciler Meclisi ile Senato'da Haziran ve Temmuz 2019'da kabul edilen Güney Kıbrıs'a silah ambargosunun kaldırılması kararını onaylamak üzere gündemine aldığı bildirildi. Henüz açıklanmayan ancak KKTC Bakanlar Kuruluna ulaşan bilgiye göre ABD, Rumlara 32 yıldır uygulanan silah ambargosunu 12 Aralık 2019 tarihi itibarı ile kaldırıyor. Rum yönetimi de bu karar karşılığında ABD'ye, “Rus savaş gemilerinin artık Güney Kıbrıs limanlarını kullanamayacağı ve kara para aklama denetimlerinde, ABD ile ortak çalışma” sözü verdi.
OLAĞANÜSTÜ DURUM
KKTC Bakanlar Kurulu'nun son toplantısında alınan kararda, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) münhasır ekonomik bölge hususunda, Türk tarafını dışlayıcı iddiaları ve en önemlisi de, ABD'nin takriben 12 Aralık 2019 tarihinde Güney Kıbrıs Rum yönetimine yönelik silah ambargosunu kaldırma yönündeki gelişmeler dikkate alındığında, tehdit ve olağanüstü durumun bertaraf edilmesi gerekmektedir” ifadesi dikkat çekti.
Bir süre önce ABD Temsilciler Meclisinde Milletvekili David Cicilline ve Senato'da da Senatör Bob Menendez, GKRY'ne 1987'den bu yana uygulanan ABD silah ambargosunun kaldırılması için karar tasarısı sunmuş ve her iki tasarı peşpeşe kabul edilmişti. KKTC hükümeti kararı, “GKRY'nin bölge barışını tehdit eden tavırlarına rağmen sırtı sıvazlanmakta ve Doğu Akdeniz'de barış ve istikrar tehlikeye atılmaktadır” biçiminde değerlendirdi.
GEÇİTKALE İHA VE SİHA'LARA MERKEZ OLACAK
Türkiye'nin, KKTC hükümetinden Geçitkale Havalimanı'nı İHA ve SİHA üssü yapmak için amacıyla TSK'ya devredilmesine yönelik talebi, İsrail'in benzer bir amaçla Rumlarla anlaşması üzerine acilen karara bağlandı. KKTC Bakanlar Kurulu Mağusa yakınlarında bulunan ve bugüne kadar askeri amaçlarla kullanılan Geçitkale havaalanının TSK'ya tahsisini kararlaştırdı. Havaalanı, Doğu Akdeniz'de sondaj ve sismik araştırma yapan Fatih, Yavuz, Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis gemileri ile, Türk Deniz Kuvvetlerine ait fırkateynlerin güvenliğini sağlamak amacıyla silahlı ve silahsız İHA'ların ana üssü olacak. Karar hemen uygulanıp, İHA ve SİHA'lar yarın adaya gönderilecek.
ASİL NADİR DEVRE DIŞI
KKTC Bakanlar Kurulu kararında, “Geçitkale Havalimanının insansız hava araçları faaliyetleri için kullanılmasına izin verilmiş, bu konuda sözleşmenin diğer tarafı da (Asil Nadir) bilgilendirilmiştir'' denildi. Havaalanının işletme hakkı, kargo ve sivil uçuşlara açılmak amacıyla bir süre önce Kıbrıslı iş insanı Asil Nadir'e kiralanmıştı. Ancak atıl durumda bekletilen havalimanına bugüne kadar yatırım yapılmadı ve sözleşme fesh edildi.
13 Aralık 2019 Cuma
Hafter, Trablus'a saldırı emri verdi
Libya'da bir televizyon kanalına konuşan Hafter, başkent Trablus'un merkezine yeni bir saldırı başlattıklarını duyurdu.
Sputnik'te yer alan habere göre, 'Libya el-Hades' televizyonunda konuşan Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin Rusya destekli lideri Halife Hafter, Trablus çevresindeki silahlı güçlerine "saldırıya geçmeleri" talimatı verdi.
Hafter, bu saldırının "belirleyici bir savaş" olacağını ileri sürdü.
General Hafter, 4 Nisan'da da Trablus'u ele geçirmek için birliklerine saldırı emri vermiş ve 48 saat içinde başkentin kontrolünü ele geçireceklerini iddia etmişti.
Bunun üzerine Libya'da uluslararası meşruiyete sahip Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri de Burkan el-Gadab Operasyonu'nu başlatmıştı.
Erdoğan: Libya'ya asker gönderebiliriz
Geçtiğimiz günlerde Libya'ya asker göndermenin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, "Asker gönderme konusunda biliyorsunuz şu anda Rusya'dan Wagner denilen bir güvenlik şirketi söz konusu. Bu şirket, oraya güvenlikçilerini göndermiş vaziyette. Eğer Libya bizden böyle bir talepte bulunursa, hele hele bu askeri güvenlik anlaşmasını yaptıktan sonra, biz oraya da aynı şekilde elemanlarımızı yeteri derecede neyse gönderebiliriz. Bunlar bizimle böyle bir güvenlik anlaşmasını, mutabakat metnini de imzaladıktan sonra zaten önümüzde de herhangi bir engel söz konusu değildir." dedi.
Türkiye'yi düşman ilan etmişti
Ülkede nihai olarak söz sahibi olmaya çalışan iki tarafın mücadelesinde Türkiye ve Rusya, dışarıdan karşıt taraflara destek veriyor. BM Özel Temsilcisi Salame, Moskova'nın General Hafter'e "paralı ya da sözleşmeli askerler" ile destek verdiğini, Ankara'nın da Trablus hükümetine insansız hava araçları ve mühimmat sağladığını belirtti.
Türkiye ayrıca geçen hafta Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin olarak Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalamıştı.
Hafter'in komutanı: Türk gemilerini batırma emri aldım
Yunan televizyonu ALPHA TV'nde konuşan Hafter'e bağlı donanmanın Kurmay Başkanı Ferec el Mahdevi, Türkiye ve ülkesindeki Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında yapılan anlaşmaya sert tepki gösterdi.
Greek Reporter'in aktardığı habere göre Yunanca konuşan Mahdevi, Türkiye'yi sert bir dille tehdit ederek, 'bölgeye yaklaşacak herhangi bir Türk gemisini batırma emri aldığını' söyledi.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/hafter-trablusa-saldiri-emri-verdi/1456834
Sputnik'te yer alan habere göre, 'Libya el-Hades' televizyonunda konuşan Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin Rusya destekli lideri Halife Hafter, Trablus çevresindeki silahlı güçlerine "saldırıya geçmeleri" talimatı verdi.
Hafter, bu saldırının "belirleyici bir savaş" olacağını ileri sürdü.
General Hafter, 4 Nisan'da da Trablus'u ele geçirmek için birliklerine saldırı emri vermiş ve 48 saat içinde başkentin kontrolünü ele geçireceklerini iddia etmişti.
Bunun üzerine Libya'da uluslararası meşruiyete sahip Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri de Burkan el-Gadab Operasyonu'nu başlatmıştı.
Erdoğan: Libya'ya asker gönderebiliriz
Geçtiğimiz günlerde Libya'ya asker göndermenin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, "Asker gönderme konusunda biliyorsunuz şu anda Rusya'dan Wagner denilen bir güvenlik şirketi söz konusu. Bu şirket, oraya güvenlikçilerini göndermiş vaziyette. Eğer Libya bizden böyle bir talepte bulunursa, hele hele bu askeri güvenlik anlaşmasını yaptıktan sonra, biz oraya da aynı şekilde elemanlarımızı yeteri derecede neyse gönderebiliriz. Bunlar bizimle böyle bir güvenlik anlaşmasını, mutabakat metnini de imzaladıktan sonra zaten önümüzde de herhangi bir engel söz konusu değildir." dedi.
Türkiye'yi düşman ilan etmişti
Ülkede nihai olarak söz sahibi olmaya çalışan iki tarafın mücadelesinde Türkiye ve Rusya, dışarıdan karşıt taraflara destek veriyor. BM Özel Temsilcisi Salame, Moskova'nın General Hafter'e "paralı ya da sözleşmeli askerler" ile destek verdiğini, Ankara'nın da Trablus hükümetine insansız hava araçları ve mühimmat sağladığını belirtti.
Türkiye ayrıca geçen hafta Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin olarak Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalamıştı.
Hafter'in komutanı: Türk gemilerini batırma emri aldım
Yunan televizyonu ALPHA TV'nde konuşan Hafter'e bağlı donanmanın Kurmay Başkanı Ferec el Mahdevi, Türkiye ve ülkesindeki Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında yapılan anlaşmaya sert tepki gösterdi.
Greek Reporter'in aktardığı habere göre Yunanca konuşan Mahdevi, Türkiye'yi sert bir dille tehdit ederek, 'bölgeye yaklaşacak herhangi bir Türk gemisini batırma emri aldığını' söyledi.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/hafter-trablusa-saldiri-emri-verdi/1456834
ABD Senato’su 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul etti
ABD Senato'sunun sözde 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul ettiği bildirildi. Beyaz Saray, söz konusu tasarının Senato'dan geçmesini 3 kez engellemişti
ABD Senato’su 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul etti. Tasarı Senato'da büyük destek gördü.
ABD Kongresi'nin alt meclisi Temsilciler Meclisi'nde, "Ermeni Soykırımı'nı resmi olarak tanıyan" yasa tasarısını 30 Ekim'de kabul etmişti. Tasarı bunun üzerine Senato'ya gitmişti.
Tasarı şimdi ABD Başkanı Donald Trump'a gidecek. Trump'ın, tasarıyı onaylaması ya da veto etmesi için 10 günü olacak.
ABD anayasasına göre, Başkan tarafından veto edilen bir tasarının Kongre'nin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato kanadında üçte iki çoğunlukla bir daha kabul edilmesi halinde, veto da geçersiz kılınıyor.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/abd-senatosu-ermeni-soykirimi-tasarisini-kabul-etti/1456821
ABD Senato’su 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul etti. Tasarı Senato'da büyük destek gördü.
ABD Kongresi'nin alt meclisi Temsilciler Meclisi'nde, "Ermeni Soykırımı'nı resmi olarak tanıyan" yasa tasarısını 30 Ekim'de kabul etmişti. Tasarı bunun üzerine Senato'ya gitmişti.
Tasarı şimdi ABD Başkanı Donald Trump'a gidecek. Trump'ın, tasarıyı onaylaması ya da veto etmesi için 10 günü olacak.
ABD anayasasına göre, Başkan tarafından veto edilen bir tasarının Kongre'nin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato kanadında üçte iki çoğunlukla bir daha kabul edilmesi halinde, veto da geçersiz kılınıyor.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/abd-senatosu-ermeni-soykirimi-tasarisini-kabul-etti/1456821
Çavuşoğlu'dan ABD'ye İncirlik resti!
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebileceğini söyledi
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ahaber'de açıklamalarda bulundu.
Libya ile varılan anlaşmaya ilişkin konuşan Çavuşoğlu, "Bu anlaşmamız hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil" dedi.
Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. Kıta sahamıza izinsiz girilirse engelleriz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- (Libya ile imzalanan anlaşma) İmzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil. Önce ulusal çıkarlarımızın korunması gelir. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. İzinsiz girilirse engelleriz.
- (Libya'ya asker gönderilmesi seçeneği üzerine) BM'nin Libya'da tanıdığı bir yönetim var. Dolayısıyla BM'nin de tanıdığı ve uluslararası toplantılara da davet edilen Saraj hükümeti meşrudur ve Türkiye meşru yönetimle iletişimini sürdürüyor. Eğer Libya'dan böyle bir talep gelirse değerlendiririz.
- (ABD ile S-400 gerilimi) F-35 ve S-400 arasında hukuken de siyaseten de bir bağ yok. ABD tüm önerilerimize 'Hayır' diyor. Dayatma ile bir yere varılamayacağını anlamalılar. ABD olumlu yaklaşırsa biz de olumlu yaklaşırız. S-400 saldırı sistemi değil ki savunma sistemi. Barının tehdit ve ittifak anlayışı değişiyor. F-35 alamazsak alternatiflere bakmak durumundayız. Rus pazarı olabilir diğer pazarlar olabilir.
- En kötü senaryoyu değerlendirir karar veririz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir. Varsayımlar üzerine konuşmak istemiyorum Kongrenin değil yönetimin alacağı karar da önemli.
- ABD'nin YPG/PKK ile ilişkisi devam ediyor. ABD şu anda Suriye'deki güvenli bölgeden çekildi. ABD'nin YPG/PKK'ya verdiği her yardım suçtur, Uluslararası terörizmin finansmanı kapsamına girer.
- Bizim harekat bölgemizde ABD gücü yok. Biz terörle mücadele için varız, olmaya devam edeceğiz. Rusya, "Teröristler çekilmezse siz temizlersiniz." dedi. Terör tehdidine karşı Türkiye'nin tedbir alma hakkı var.
- Türkiye'nin güvenliği ile Baltık güvenliği eşittir. Hem Baltık hem de bizim planımız yayınlanmayı bekliyor. Bizimki yayınlanmadan diğeri de yayınlanmayacak. Burada bir taviz yoktur, küçük bir jest vardır. İki planın yayınlanması eş zamanlı olacaktır. NATO'nun Türkiye'yi koruma görevi vardır.
- Rum kesiminin KKTC ile bir anlaşmaya varması lazım. Yunanistan'ın da Türkiye ile iş birliği içinde olması lazım.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/cavusogludan-abdye-incirlik-resti/1456379
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ahaber'de açıklamalarda bulundu.
Libya ile varılan anlaşmaya ilişkin konuşan Çavuşoğlu, "Bu anlaşmamız hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil" dedi.
Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. Kıta sahamıza izinsiz girilirse engelleriz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- (Libya ile imzalanan anlaşma) İmzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil. Önce ulusal çıkarlarımızın korunması gelir. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. İzinsiz girilirse engelleriz.
- (Libya'ya asker gönderilmesi seçeneği üzerine) BM'nin Libya'da tanıdığı bir yönetim var. Dolayısıyla BM'nin de tanıdığı ve uluslararası toplantılara da davet edilen Saraj hükümeti meşrudur ve Türkiye meşru yönetimle iletişimini sürdürüyor. Eğer Libya'dan böyle bir talep gelirse değerlendiririz.
- (ABD ile S-400 gerilimi) F-35 ve S-400 arasında hukuken de siyaseten de bir bağ yok. ABD tüm önerilerimize 'Hayır' diyor. Dayatma ile bir yere varılamayacağını anlamalılar. ABD olumlu yaklaşırsa biz de olumlu yaklaşırız. S-400 saldırı sistemi değil ki savunma sistemi. Barının tehdit ve ittifak anlayışı değişiyor. F-35 alamazsak alternatiflere bakmak durumundayız. Rus pazarı olabilir diğer pazarlar olabilir.
- En kötü senaryoyu değerlendirir karar veririz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir. Varsayımlar üzerine konuşmak istemiyorum Kongrenin değil yönetimin alacağı karar da önemli.
- ABD'nin YPG/PKK ile ilişkisi devam ediyor. ABD şu anda Suriye'deki güvenli bölgeden çekildi. ABD'nin YPG/PKK'ya verdiği her yardım suçtur, Uluslararası terörizmin finansmanı kapsamına girer.
- Bizim harekat bölgemizde ABD gücü yok. Biz terörle mücadele için varız, olmaya devam edeceğiz. Rusya, "Teröristler çekilmezse siz temizlersiniz." dedi. Terör tehdidine karşı Türkiye'nin tedbir alma hakkı var.
- Türkiye'nin güvenliği ile Baltık güvenliği eşittir. Hem Baltık hem de bizim planımız yayınlanmayı bekliyor. Bizimki yayınlanmadan diğeri de yayınlanmayacak. Burada bir taviz yoktur, küçük bir jest vardır. İki planın yayınlanması eş zamanlı olacaktır. NATO'nun Türkiye'yi koruma görevi vardır.
- Rum kesiminin KKTC ile bir anlaşmaya varması lazım. Yunanistan'ın da Türkiye ile iş birliği içinde olması lazım.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/cavusogludan-abdye-incirlik-resti/1456379
Libya mutabakatı için Türkiye'den bir hamle daha!
Türkiye, Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasının tescili için BM'ye bildirimde bulundu.
Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının tescili için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirimde bulundu.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye, Libya ile 27 Kasım'da imzalanan ve 8 Aralık'ta yürürlüğe giren mutabakatın tescil edilmesi amacıyla dün BM'ye bildirim yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararda, İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın yürürlük tarihinin 8 Aralık 2019 olarak tespit edildiği belirtilmişti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, mutabakata Libya'da hükümetin, Türkiye'de TBMM'nin onay verdiğini belirterek, "Yürürlükle ilgili kararnamenin Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmasıyla birlikte BM'ye tescilini de yapacağız. Hem anlaşmayla ilgili birlikte bilgi veriyoruz hem de batı sınırları belirlenmiş yeni kıta sahanlığımızı da BM'ye tescil ettiriyoruz." demişti.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/libya-mutabakati-icin-turkiyeden-bir-hamle-daha/1456701
Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının tescili için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirimde bulundu.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye, Libya ile 27 Kasım'da imzalanan ve 8 Aralık'ta yürürlüğe giren mutabakatın tescil edilmesi amacıyla dün BM'ye bildirim yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararda, İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın yürürlük tarihinin 8 Aralık 2019 olarak tespit edildiği belirtilmişti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, mutabakata Libya'da hükümetin, Türkiye'de TBMM'nin onay verdiğini belirterek, "Yürürlükle ilgili kararnamenin Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmasıyla birlikte BM'ye tescilini de yapacağız. Hem anlaşmayla ilgili birlikte bilgi veriyoruz hem de batı sınırları belirlenmiş yeni kıta sahanlığımızı da BM'ye tescil ettiriyoruz." demişti.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/libya-mutabakati-icin-turkiyeden-bir-hamle-daha/1456701
Yaptırım tasarısının ardından şimdi de Türkiye'ye nükleer rest!
ABD Senatosu'nda S-400'ler nedeniyle Türkiye'ye yaptırım öngören tasarının onaylanmasının ardından Senatör Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Türkiye'nin "nükleer silah geliştirmesine karşı" bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
Kaydol:
Yorumlar (Atom)