30 Mayıs 2020 Cumartesi

Dışişleri Bakanlığı'ndan Yunanistan'a: Komplekslerinizden arının!

Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Başkentinde cami bulunmayan tek Avrupa ülkesi olan Yunanistan’ın Ayasofya’da Kur'an-ı Kerim okunmasından rahatsız olması bu ülkenin içinde bulunduğu psikolojinin anlaşılması açısından ibretliktir" denildi
Ayasofya'da Fetih Suresi'nin okunmasına ilişkin Yunanistan makamlarından gelen tepkiye Dışişleri Bakanlığı aynı sertlikte bir açıklamayla karşılık verdi. "Tarihi komplekslerinizden arının" ifadeleri yer alan açıklamada Ayasofya'nın içerisinde Kur'an-ı Kerim okunmasından Yunanistan'ın rahatsız olmasına tepki gösterilerek başkent Atina'da cami bulunmadığı hatırlatıldı.

Resmi açıklamanın detayları ise şu şekilde:

"Ayasofya’da her Kur’an-ı Kerim okunmasından sonra Yunanistan beyhude ve hiçbir sonucu olmayacak açıklamalar yapmaya devam etmektedir.

Avrupa’da minarelerden ezanların yükseldiği ve karşılıklı saygı ilkesinin öneminin anlaşıldığı bir dönemde, başkentinde cami bulunmayan tek Avrupa ülkesi olan Yunanistan’ın Ayasofya’da Kur'an-ı Kerim okunmasından rahatsız olması bu ülkenin içinde bulunduğu psikolojinin anlaşılması açısından ibretliktir.

Kovid-19 salgınını bahane ederek Batı Trakya’da yüzyıllardır okunan ezanı susturmaya yeltenen çevrelerin çabaları hala hafızalarda tazedir.

Türkiye, Ayasofya’nın ne dünya çapındaki abidevi niteliğine, ne de 1972 UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’ye aykırı hareket etmiştir. Türkiye’nin bir miras unsuru olan İstanbul Tarihi Alanları’na gösterdiği titizlik ve özen sayesinde bu eserler bugünün nesillerine ulaşmıştır.

Ayasofya, Türkiye’nin ve insanlığın önemli bir değeri olarak kalacak ve korunmaya devam edilecektir. Yunanistan’ı tarihsel komplekslerinden arınmaya davet ediyoruz."

Yunanistan Ayasofya'da Kur'an-ı Kerim okunmasını sindiremedi

Ayasofya'da Kur'an-ı Kerim'in okunacağının ilk açıklandığı andan itibaren Yunanistan medyasında çok büyük bir yankı uyandırmıştı. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Telios Petsas, Ayasofya'daki etkinliklere ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

"Ankara'nın Ayasofya'da yapmaya hazırlandığı etkinlik rahatsız edici ve kınanmayı hak eden bir konu. Çünkü Ayasofya dünya kültür mirasına ait bir müze olarak kabul ediliyor ve şu anda başka amaçlarla kullanılıyor. Bir meydan okuma olan bu durumu takip ediyoruz. Ancak her zaman uluslararası hukuka dayanan iyi komşuluk ilişkilerini öne çıkaracağız"

27 Mayıs 2020 Çarşamba

MHP'nin 51 yıllık tarihinde bir ilk: 27 Mayıs eleştirildi

Saymaz, "Türkeş’in liderlerinden biri olduğu 27 Mayıs darbesi, ilk kez eleştirildi, MHP, 27 Mayıs'ın yıl dönümünde hiç açıklama yapmamıştı" paylaşımında bulundu
Gazeteci İsmail Saymaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 27 Mayıs darbesinin 60. yılında ismi Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirilen Yassıada'nın açılışında konuşma yapmasına ilişkin, "Türkeş’in liderlerinden biri olduğu 27 Mayıs darbesi, ilk kez eleştirildi, MHP, 27 Mayıs'ın yıl dönümünde hiç açıklama yapmamıştı" dedi. 

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılışını Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli yaptı.  

27 Mayıs darbesinin yıl dönümünde, adanın açılışında konuşan Bahçe'nin sözlerini Twitter hesabından paylaşan Saymaz,  "MHP 51 yıllık tarihinde bir ilke imza attı. Türkeş’in liderlerinden biri olduğu 27 Mayıs darbesi, ilk kez eleştirildi. MHP bugüne dek 27 Mayıs’ın yıldönümünde hiç açıklama yapmamıştı" diye yazdı. 


Alpaslan Türkeş 27 Mayıs askeri darbe bildirisini okurken


Erdoğan da Türkeş'i andı

Erdoğan, MHP'nin kurucusu Alparslan Türkeş'i de andığı konuşmasında,"Sürgüne gönderilen Hindistan'dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş'i de yad ediyorum" ifadelerini kullandı. 

27 Mayıs 1960 sabahı darbe bildirisini radyodan okuyan kişi, yıllar sonra MHP’yi kuracak olan Albay Alpaslan Türkeş’ti.



16 Mayıs 2020 Cumartesi

Dubai merkezli iki şirketten Hafter'e paralı asker

BMGK Libya Yaptırım Komitesi, Dubai merkezli iki şirketin, Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'in Trablus'u ele geçirmesine destek olmak için ülkeye kısa süreliğine Batılı paralı askerler gönderdiğini bildirdi.

ABD merkezli yayın organı Bloomberg'in ulaştığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Libya Yaptırım Komitesinin gizli raporunda, yabancı paralı askerlerin Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) serbest bölgelerde kayıtlı ''Lancaster 6 DMCC'' ve ''Opus Capital Asset Limited FZE'' şirketleriyle bağlantılı oldukları belirtildi.

Paralı askerlerin Haziran 2019'da iyi finanse edilen özel askeri şirket adına Hafter'e destek için Libya'ya gittikleri ifade edilen raporda, raporun içeriği hakkında konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen iki diplomat ise ''Opus'' ve ''Lancaster 6'' şirketlerinin Hafter güçlerini helikopter, insansız hava aracı ve siber yollarla desteklediğini söyledi.

Diplomatlar, raporda bahsedilen Batılı paralı askerlerin, BM tarafından tanınan, ''Türkiye'nin destek verdiği Libya hükümetine silah sevkiyatını sofistike operasyonla helikopter ve botlarla durdurmayı vadettiklerini'' belirtti.

Güney Afrika vatandaşı Steve Lodge liderliğindeki yaklaşık 20 kişilik ekibin Haziran 2019'un sonlarında Libya'ya geldiği ve birkaç gün sonra aniden botlarla Malta'ya gittiğine dikkati çekilen raporda, BM uzmanlarının bu ani çekilmenin nedenini belirleyemediği kaydedildi.

Batılı paralı askerlerle ilgili bilgiye de yer verilen haberde, ''Lancaster 6'' nın Avustralyalı eski hava kuvvetleri pilotu Christiaan Durrant tarafından yönetildiği belirtildi.

Libya'ya 6 eski askeri helikopter gönderildiği ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Hafter'e gizli hava köprüsü yoluyla silah temin ettiği bildirilen raporda, ocak ayı başlarında silah taşındığı iddiaları üzerine BM uzmanlarının en az 37 uçuşa dair soruşturma yürüttüğü bilgisi paylaşıldı.

Raporla ilgili bilgi veren diplomatlar, söz konusu uçuşların askeri teçhizatın teslimatını gizlemek için BAE, Kazakistan ve İngiliz Virgin Adaları'na kayıtlı karmaşık şirket ağı tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.

Libya'da 2011'de devrik lider Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden bu yana devam eden iç savaş nedeniyle meşruiyet krizi yaşanıyor.

Uluslararası tanınırlığa sahip Libya hükümeti birlikleri ile Hafter'e bağlı güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Carlos'un kaçışında paralar havada uçuşmuş

Japonya’da ev hapsinde tutulan Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn’un İstanbul üzerinden Lübnan’a kaçışıyla ilgili 7 kişi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.
Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn’un İstanbul üzerinden Lübnan’a kaçışıyla ilgili 7 kişi hakkında hazırlanan iddianamede kaçışta büyük rolü olan MNG Jet’in Ticaret Müdürü Okan Kösemen’in hesabına gelen 216 bin 800 Euro ve 66 bin 900 dolar ile bir arkadaşına attığı mesajda “ballı iş” yazması dikkat çekti.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 19 sayfalık iddianamede MNG Jet’in Ticaret Müdürü Okan Kösemen (48), pilotlar Bahri Kutlu Sömek (51), Noyan Pasin (52), Özgü Bilge Bayram (51), Serhat Kahvecioğlu (49)  tutuklu, hostesler Nesrin A. (30) ve Serpil K. (44) ise tutuksuz yer buldu. Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn’u taşıyan uçağın 30 Aralık 2019’da saat 05.21’de Atatürk Havalimanı’na indiği belirtilen iddianamede, Ghosn’un saklanarak Osaka Havalimanı’na kaçak olarak geçiş yaptığı, İstanbul’a büyük bir müzik kutusu içerisinde yine kaçak olarak getirildiği ifade edildi.

WHATSAPP MESAJLARI

Burcu Purtul Uçar'ın Hürriyet'teki haberine göre telefonu incelenen sanık Noyan Pasin’in uçuşların her aşamasında Kösemen’e WhatsApp’tan bilgi verdiği belirlendi. Sanık Nesrin A.’nın, 30 Aralık 2019’da Özgür Kaplan’la görüştüğü, Kösemen ile gizli bir yolcuyu götürdüklerini ifade ettiğini ve söz konusu şahsın Nicolas Mezsaroz olduğunun ifade edildiği aktarıldı. Nesrin A.’nın yazışmasında Mezsaroz’un Kösemen’e bir şeyler verdiğini, polislere uçaktan başka yolcu olduğunu söylemediklerini mesaj yoluyla yazdığı belirtildi.

Yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya kalan Ghosn, Kasım 2018’de tutuklanmış, sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. Ghosn, Mart 2019’da ev hapsine alınmıştı. 

‘EMANET ARKADA KALSIN’

Kösemen’in telefonunda ise Bahri Kutlu Sömek ile yaptığı görüşmede Sömek’in yolcuların uçağa geldiği ve bagaj bekledikleri bilgisini verdiği kaydedildi. Kösemen’in de bu mesaja gülücük emojisi “:))” yaparak “Emanet arkada kalsın inişte ben uçağı karşılayacağım” diye karşılık verdiği aktarıldı. Kösemen’in Vaner Usa’ya Beyrut’a iş için gideceğini söylediği ve ardından da “Ballı iş yani:))” mesajını attığı 19 sayfalık iddianamede yer aldı

BİNLERCE EURO VE DOLAR

Kösemen’in banka hesabının incelendiğinde 16 Ekim 2019 ile 26 Aralık 2019 tarihleri arasında, 11 ayrı nakit işlemde toplam 216 bin 800 Euro ve 66 bin 990 dolar nakit para girişi yapıldığı tespit edildi. Kösemen bu, paranın uçuşlardan kaynaklanan primler olduğunu, fakat bu primlerin çalıştığı şirket tarafından verilmediğini, aracı olan firmalar tarafından kendisine gönderildiğini iddia etti.

İddianamede Ghosn’un Türkiye’ye kaçak sokulduğu ve aynı yollarla Beyrut’a götürüldüğü, sanıkların bunun karşılığında da yüklü miktarda menfaat temin ettiği aktarıldı. Hostes Serpil K. ve Nesrin A. hakkında “Suçu bildirmeme” suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istendi. Diğer tutuklu sanıklar Okan Kösemen, Serhat Kahvecioğlu, Özgü Bilge Bayram, Bahri Kutlu Sömek ve Noyan Pasin’in “Göçmen kaçakçılığı”ndan 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianamenin ilk duruşması, 3 Temmuz’da görülecek. 

İŞİN İÇİNDE CIA VAR DEDİ

MNG Jet’in Ticaret Müdürü Okan Kösemen ifadesinde Nicholas Meszaros isimli şahısla normal bir uçuş için anlaştığını, fakat Meszaros’un uçuş sırasında kendisini arayarak Carlos Ghosn’u kaçırdıklarını söylediğini iddia etti. Kösemen’in ifadesinde “Bunu öğrenince çok kızdım. Anlaşmamızda böyle bir şahsın kaçırılmasının söz konusu olmadığını söyledim. Kendisi bana bu işin içinde CIA ve gizli örgütlerin olduğunu söyledi. Böyle bir olaya iştirak etmek istemediğimi söylediğimde beni ailem ve çocuklarımla tehdit ettiler” dediği belirtildi.

8 Mayıs 2020 Cuma

Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker barıştı

Sözcü yazarı Saygı Öztürk bugünkü yazısında aralarında husumet bulunduğu belirtilen Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker’i ele aldı. Öztürk, iki ismin telefonda görüşerek aradaki problemleri çözdüğünü iddia etti. İşte Saygı Öztürk’ün yazısının ilgili bölümü:
Organize suç örgütlerine karşı devlet mücadele kararı almıştı. Dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Emin Arslan, İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun bunun için bir proje hazırladı. Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, projeyi onayladı. İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu “Her türlü desteği verdi” ve büyük operasyonun alt yapısı tamamlandı. Operasyonlardan sonuç alabilmek için bazı ülkelerin emniyet birimleriyle yakın ilişki kurulmuştu. Sabırlı takip ve iş birliği sonuç vermeye başladı. “Baba” olarak bilinen Kürşat Yılmaz Bulgaristan'da, Alaattin Çakıcı Fransa'da yakalandı. Romanya'da yaşayan Sedat Peker, Türkiye'ye dönüp teslim oldu. Sedat Şahin Almanya'da, Ayvaz Korkmaz Ukrayna'da ele geçirilmişti. Yurt içinde de önemli isimler yakalandı.

ÇAKICI'NIN PEŞİNDE

Sadettin Tantan'ın bakanlığı döneminde de operasyonlar “Projeli çalışma” yani olayın içine suç konusuyla ilgili bakanlıkların temsilcilerini de katıyordu. Alaattin Çakıcı'nın yakalanmasına büyük önem veriliyordu. Bunun için planlı bir çalışma yapıldı. Çakıcı, aldığı önlemlerle çalışmaları boşa çıkarıyordu ama polis de nefes kesen takibe devam ediyordu.

Çakıcı, 17 Ağustos 1998'de Fransa'nın Nice kentinde, kadın arkadaşıyla otelden çıkarken yakalandı. 13 Aralık 1999'da Türkiye'ye getirildi. Ancak, verilen hapis cezaları, Fransa'nın şartlı iade etmesi nedeniyle, Çakıcı'nın cezaevinde kaldığı süre de dikkate alındı ve serbest kaldı.

HAZİRAN 2022'DE TAHLİYE

Hakkında yürütülen bir soruşturmadan ceza aldı. Yakalama kararı çıkarıldığında Çakıcı 3 Mayıs 2004'te yurt dışına kaçtı. Yakalanması için yine büyük çabalar gösterildi. 14 Temmuz'da bu kez Avusturya'nın Graz kentinde otobanda yakalandı. Yakalanması öyle kolay olmadı. Çakıcı içinde bulunduğu otomobile ünlü WEGA timlerince nişan alınarak ateş edildi. Çakıcı ve aracı kullanan Necip İleli ölümden döndü. Kısa süre sonra Türkiye'ye iade edildi. Çakıcı, 2004 yılından bu yana cezaevindeydi. “Örgüt liderliği, öldürmeye azmettirme” gibi suçlarından mahkumiyeti 26 Mayıs 2018'de bitti. Cumhurbaşkanına hakaret, cezaevinde basit yaralama suçlarından mahkum olduğu cezaları çekiyordu. Eğer İnfaz Yasası çıkarılmamış olsaydı Çakıcı'nın mahkumiyeti 2022 yılının Haziran ayında bitecek ve tahliye edilecekti..

SEDAT PEKER'İN DURUMU

Sedat Peker hakkında, yakalama ve yurt dışına çıkış yasağı bulunmuyordu. CHP'nin bazı yöneticilerini hedef alan açıklamaları da dikkat çekiyordu. 8 ay önce Türkiye'den ayrıldı. Ne zaman döneceği konusunda yakın çevresinin de bilgisi yok. Belki yakında bir açıklama yapabileceği belirtiliyor.

Alaattin Çakıcı'nın cezaevinde bulunduğu dönemde, çok sevdiği arkadaşlarından bazıları cezaevinde öldürülmüştü. Bunun sorumlusu olarak da Sedat Peker gösteriliyordu. O yüzden, Çakıcı ile Peker'in aralarının açık olduğu belirtiliyordu. Çakıcı'nın cezaevinden çıkmasından sonra büyük çatışmaların olması bekleniyordu. Nitekim, sosyal medyada her gün buna ilişkin videolar, açıklamalar paylaşılıyordu. Sedat Peker'in yurt dışında olmasını “Çakıcı'dan kaçtı” diye yorumlayanlar oldu ama örtülü affın çıkarılıp çıkarılmayacağı 8 ay önce belli değildi. Özellikle Peker'in yayınladığı bazı videolarında isim vermese de Çakıcı'yı hedef aldığı sosyal medyada dolaşıyordu. Bu durum, Çakıcı ile Peker grupları arasında her an silahlı çatışmanın çıkacağı biçiminde yorumlanıyordu.

“DOST” DEVREYE GİRİNCE

Babaların, sözlerine itibar ettiği dostları vardır. Bunlar en kritik dönemde devreye girer, taraflarla konuşur, onları bir araya getirir ya da telefonla görüşmelerini sağlar. O kişinin devreye girmesi akacak kanı da durdurur, düşmanlığı da bitirir. Çakıcı ile Peker arasında çatışma çıkacağına ilişkin söylentiler devam ederken, “iki tarafın da dostu” olan ve ikisinin de saygı duyduğu kişinin devreye girdiğini, taraflar arasında var olan anlaşmazlığı giderdiğini öğreniyorum. Bu gelişmeyi tarafların yakın çevreleriyle konuştuğumda da doğruladılar. Bu gelişme kuşkusuz polisi de rahatlattı. Babalar dünyası ilginçtir. Doğan Kitap'tan çıkan “Son Babalar” kitabımda o dünyayı yazdım. ‘Hatırlı dost'un devreye girmesiyle Çakıcı ile Peker telefonla uzun uzun konuşup söylentilere ve geçmişte yaşananlara açıklık getirdiler. Peki Sedat Peker, Türkiye'ye ne zaman dönecek? Dönüş tarihi henüz belli değil. Ama çok da uzun sürmeyeceğini sanıyorum.

Uzun süredir aralarında bir diyalog olmadığı için özellikle bu kişilerin etrafındakilerin sağda-solda konuşmaları, büyük bir çatışmanın çıkacağı şeklinde yorumlanıyordu. Ama, ‘hatırlı dost'un devreye girmesi, tarafları bire bir konuşmasından sonra aralarında “Abi-kardeş” ilişkisinin başladığını öğreniyorum. İşte son durum böyle. Kesin olan şu ki: Çakıcı ile Peker arasında o konuşmadan sonra bir sorun kalmadı.”