Komünizmin en önemli ideoloğu Karl Marx'ın Londra'daki mezarı iki haftada ikinci kez saldırıya uğradı.
Londra'nın kuzeyindeki Highgate'de bulunan mezardaki anıta kimliği belirsiz kişilerce kırmızı boyayla "Nefret öğretisi", "Soykırımın, terörün, zulmün ve kitle katliamının mimarı" yazıldı.
Alman komünist filozof Karl Marx'ın mezarında bulunan anıtın mermer tabelası 4 Şubat'ta da çekiçli saldırıya uğramış ve tabela hasar görmüştü.
Marx'ın 1883'te defnedildiği mezar, 1956'da 50 metre ileriye taşınmıştı.
Mezarın kapitalist Batı Bloku ile komünist Doğu Bloku arasındaki Soğuk Savaş'ın zirve yaptığı bir dönemde mezarlığın daha görünür bir noktasına taşınması, İngiltere'de tartışmalara yol açmıştı.
Marx'ın mezarı 1970'de boru tipi bombayla yapılan bir saldırının hedefi olmuş, çeşitli zamanlarda da boyalı saldırılara maruz kalmıştı.
Karl Marx 1849'da "vatansız" bir sürgün olarak geldiği ve hayatının geri kalanını geçirdiği Londra'da başta "Komünist Manifesto" ve "Kapital" olmak üzere önemli eserlerini kaleme almıştı.
Marx, Highgate mezarlığında o dönemde ateist ve agnostiklere ayrılan bölümde toprağa verilmişti.
16 Şubat 2019 Cumartesi
9 Şubat 2019 Cumartesi
ABD'li komutandan 'ilk vuran biz olalım' çağrısı!
ABD Donanması Deniz Operasyonları Komutanı John Richardson, "Rusları karşılık vermeye zorlayalım" dedi.
ABD Donanması Deniz Operasyonları Komutanı John Richardson, Washington'a Rusya ve Çin'e saldırıp, karşılık vermeye zorlama çağrısı yaptı. Rus senatör Oleg Morozov, bu çağrıların nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidi ile dolu olduğunu söyledi.
Atlantik Konseyi'nde konuşan Richardson, Rusya'yı Azov Denizi'ni bloke etmekle ve Doğu Akdeniz'de askeri varlığını arttırmakla suçladı. Çin'in de Güney Çin Denizi'ni askerileştirdiğini belirtti.
'İLK HAREKETİMİZE YANIT VERMEYE ZORLAMAK HARİKA OLURDU'
ABD'nin dünyadaki tehditlere karşı ne yapması gerektiği yönündeki bir soruyu yanıtlayan Richardson, Washington'ı Moskova ve Pekin'e karşı daha saldırgan olmaya çağırdı.
Richardson, Rusya'nın kilit sular üzerinde kontrolünü arttırmasından sonra ABD'nin ‘ilk darbeyi vuran' taraf olması gerektiğini kaydetti.
ABD'nin sadece geri püskürtmeyi değil, bazı bölgelerde bizzat baskı kurmayı düşünmesi gerektiğini de vurgulayan Richardson "Rusları, rakiplerimizden bazılarını bizim ilk hareketimize yanıt vermeye zorlamak harika olurdu" dedi.
‘RUSYA'YA SALDIRI ÇAĞRILARI NÜKLEER SİLAH KULLANIMI VE SAVAŞ TEHDİDİYLE DOLU'
Rus senatör Oleg Morozov, ABD'den gelen Rusya'ya yönelik saldırı çağrılarının nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidiyle dolu olduğunu vurguladı.
Sputnik'e konuşan Morozov "Baskı yapmak ve ilk vuran taraf olmak, savaş demek. Hem de gözle görülür bir neden olmadan. Zira ABD ve NATO'nun askeri hareketliliğine bakacak olursak, bizim eylemlerimiz asgari düzeyde bir öz savunma olarak kalıyor. Modern koşullarda ABD ile Rusya arasında herhangi bir kriz, nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidiyle dolu" dedi.
ABD Donanması Deniz Operasyonları Komutanı John Richardson, Washington'a Rusya ve Çin'e saldırıp, karşılık vermeye zorlama çağrısı yaptı. Rus senatör Oleg Morozov, bu çağrıların nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidi ile dolu olduğunu söyledi.
Atlantik Konseyi'nde konuşan Richardson, Rusya'yı Azov Denizi'ni bloke etmekle ve Doğu Akdeniz'de askeri varlığını arttırmakla suçladı. Çin'in de Güney Çin Denizi'ni askerileştirdiğini belirtti.
'İLK HAREKETİMİZE YANIT VERMEYE ZORLAMAK HARİKA OLURDU'
ABD'nin dünyadaki tehditlere karşı ne yapması gerektiği yönündeki bir soruyu yanıtlayan Richardson, Washington'ı Moskova ve Pekin'e karşı daha saldırgan olmaya çağırdı.
Richardson, Rusya'nın kilit sular üzerinde kontrolünü arttırmasından sonra ABD'nin ‘ilk darbeyi vuran' taraf olması gerektiğini kaydetti.
ABD'nin sadece geri püskürtmeyi değil, bazı bölgelerde bizzat baskı kurmayı düşünmesi gerektiğini de vurgulayan Richardson "Rusları, rakiplerimizden bazılarını bizim ilk hareketimize yanıt vermeye zorlamak harika olurdu" dedi.
‘RUSYA'YA SALDIRI ÇAĞRILARI NÜKLEER SİLAH KULLANIMI VE SAVAŞ TEHDİDİYLE DOLU'
Rus senatör Oleg Morozov, ABD'den gelen Rusya'ya yönelik saldırı çağrılarının nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidiyle dolu olduğunu vurguladı.
Sputnik'e konuşan Morozov "Baskı yapmak ve ilk vuran taraf olmak, savaş demek. Hem de gözle görülür bir neden olmadan. Zira ABD ve NATO'nun askeri hareketliliğine bakacak olursak, bizim eylemlerimiz asgari düzeyde bir öz savunma olarak kalıyor. Modern koşullarda ABD ile Rusya arasında herhangi bir kriz, nükleer silah kullanımı ve büyük bir savaş tehdidiyle dolu" dedi.
7 Aralık 2018 Cuma
Dünya tarihinin en gizemli örgütlerinin sırları açığa çıktı
Bu örgütlerden bazıları dünyadaki sistemi değiştirmek ve insanları yönetmek amaçlı, bazıları şiddet içerikli eylemler gerçekleştirerek korku salmak amaçlı, bazıları ise ruhsal arınma ritüelleri düzenlemek amacıyla kurulmuştur.
İşte en merak edilen örgütler...
http://www.finansgundem.com/foto-galeri/dunya-tarihinin-en-gizemli-orgutlerinin-sirlari-aciga-cikti-galeri/1366511
İşte en merak edilen örgütler...
http://www.finansgundem.com/foto-galeri/dunya-tarihinin-en-gizemli-orgutlerinin-sirlari-aciga-cikti-galeri/1366511
1 Aralık 2018 Cumartesi
Belediye başkanları valilerle eş statüye mi sahip olacak?
AK Parti, belediye başkanlarının protokol sıralamalarında geriye düşmemesi için formül arıyor
AK Parti'nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım'ın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilmesi halinde protokol sıralamasında geriye düşmemesi için formül aradığı öğrenildi.
Şebnem Hoşgör'ün Milliyet'te yer alan haberine göre kulislerde, valiler ile büyükşehir belediye başkanlarının protokolde eşit statüye getirilmesi, eski TBMM Başkalarının da protokol listelerine dahil edilmesi tartışılıyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin ardından protokol listesinin yeniden şekillendirilmesi beklenirken, AK Parti'de Yıldırım'ın İBB Başkanı seçilmesi halinde protokoldeki konumunun ne olacağı masaya yatırıldı.
Yerel seçim adaylığı nedeniyle TBMM Başkanlığı'ndan istifa etmesi halinde ya da Mart 2019 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesi durumunda Yıldırım, Meclis Başkanı sıfatını yitirecek.
Yıldırım, Ankara'da uygulanan devlet protokolünde yer almayacak. Yıldırım, Ankara dışı illerde uygulanan mevcut protokol listesine göre de İstanbul'da vali, TBMM üyeleri, mahalli en büyük komutan, general, amiral ve garnizon komutanının arından 4'üncü sırada yer alacak.
AK Parti, son başbakan olarak görev yapmasının ardından TBMM Başkanlığını yürüten Yıldırım'ın hem devlet protokolünde hem de il protokolünde ön sırada yer almasını arzu ediyor. Parti kurmayları tüm belediye başkanlarını kapsayacak bir düzenleme yapılabileceğini işaret ediyor.
Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, büyükşehir belediye başkanlarının valilerle eş statüye getirilmesi üzerinde duruluyor.
AK Parti'nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım'ın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilmesi halinde protokol sıralamasında geriye düşmemesi için formül aradığı öğrenildi.
Şebnem Hoşgör'ün Milliyet'te yer alan haberine göre kulislerde, valiler ile büyükşehir belediye başkanlarının protokolde eşit statüye getirilmesi, eski TBMM Başkalarının da protokol listelerine dahil edilmesi tartışılıyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin ardından protokol listesinin yeniden şekillendirilmesi beklenirken, AK Parti'de Yıldırım'ın İBB Başkanı seçilmesi halinde protokoldeki konumunun ne olacağı masaya yatırıldı.
Yerel seçim adaylığı nedeniyle TBMM Başkanlığı'ndan istifa etmesi halinde ya da Mart 2019 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesi durumunda Yıldırım, Meclis Başkanı sıfatını yitirecek.
Yıldırım, Ankara'da uygulanan devlet protokolünde yer almayacak. Yıldırım, Ankara dışı illerde uygulanan mevcut protokol listesine göre de İstanbul'da vali, TBMM üyeleri, mahalli en büyük komutan, general, amiral ve garnizon komutanının arından 4'üncü sırada yer alacak.
AK Parti, son başbakan olarak görev yapmasının ardından TBMM Başkanlığını yürüten Yıldırım'ın hem devlet protokolünde hem de il protokolünde ön sırada yer almasını arzu ediyor. Parti kurmayları tüm belediye başkanlarını kapsayacak bir düzenleme yapılabileceğini işaret ediyor.
Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, büyükşehir belediye başkanlarının valilerle eş statüye getirilmesi üzerinde duruluyor.
18 Kasım 2018 Pazar
Türk-İş: Siyaseti sadece zenginler mi yapacak
Sürpriz bir şekilde TBMM’ye gelen ve oda yöneticilerine, siyasette seçilemezse, görevlerine geri dönüş hakkı veren yasa teklifinin kapsamı Meclis’te genişletilirken, düzenleme için işçiler, “Siyaseti sadece zenginler mi yapacak” diye tepki gösterdi.
Oda ve borsa başkanlarının seçimlerde aday olup seçilememesi durumunda eski görevlerine geri dönmesi yolunu açacak teklif, TBMM’de komisyonda, önceki gün genişletilerek kabul edildi. Teklifin Sanayi Komisyonu’nda önceki gün görüşmeleri 1 saatten az sürdü. Görüşmeler kapsamında bir de önerge verildi. Verilen önergeye göre, esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları genel başkan ve başkan ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri de, aday olamaz veya seçilemezse, görevlerine geri dönebilecek. Komisyonda görüşmeleri tamamlanan teklifin gelecek hafta da TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor.
HEP Mİ PATRONLAR
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ise, düzenlemeye tepki gösterdi. Oda ve borsalarda görev yapanlara aday oldukları zaman kaybederlerse geri dönme hakkı verildiğini belirten Atalay şöyle devam etti: “Neden sadece belli bir kesime imtiyaz sağlanıyor. Barolar, sendikalar, STK’lar, bir sürü yer var. İlla bu ülkede siyaseti patronlar mı yapacak? Siyaset yapabilmek için zengin mi olmak gerekecek? Böyle bir tablo olamaz. Sakın yanlış anlaşılmasın ben bu saatten sonra ne belediye başkanı, ne de milletvekili olmayacağım. Bulunduğumuz yerden daha güzel bir yer var mı? Yapılan bu düzenleme ya toplumun her kesimine olsun, ya da ne odalara ne de sendikalar siyasete bulaşsın. Yani şimdi sen bir partiden aday ol, sonra geri dön, nasıl olacak bu iş? Ondan sonra sen bir partinin temsilcisi olmuş oluyorsun. Bu ülkede siyaseti çöpçü de, çiftçi de, köylü de yapsın. Herkes yapsın. İlla patronlar yapacak diye bir ayet yoktur. Tulum giymeyene işçiliği anlatırsanız, anlamaz. Çiftçilik yapmayana git mecliste çiftçiyi temsil et derseniz inanın anlamaz.”
TOBB DA KARŞI ÇIKMIŞTI
TOBB da, teklife karşı çıkmıştı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Oda-borsa-birlik başkanlığı görevimizle siyaset arasındaki ayrım kesin bir çizgiyle belirlenmiş durumda. Bu çizgi bir defa delinirse, temsil ettiğimiz kurumlara günlük siyasetin nüfuz etmesi söz konusu olur ki, bundan da en fazla bizlere bu görevleri emanet eden üretici, tüccar ve sanayicilerimiz zarar görür. Bu camiada görev üstlenmek ile siyasette yer almak arasındaki kesin çizgi aynen korunmalıdır” demişti.
Hacer Boyacıoğlu / Hurriyet
Oda ve borsa başkanlarının seçimlerde aday olup seçilememesi durumunda eski görevlerine geri dönmesi yolunu açacak teklif, TBMM’de komisyonda, önceki gün genişletilerek kabul edildi. Teklifin Sanayi Komisyonu’nda önceki gün görüşmeleri 1 saatten az sürdü. Görüşmeler kapsamında bir de önerge verildi. Verilen önergeye göre, esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları genel başkan ve başkan ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri de, aday olamaz veya seçilemezse, görevlerine geri dönebilecek. Komisyonda görüşmeleri tamamlanan teklifin gelecek hafta da TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor.
HEP Mİ PATRONLAR
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ise, düzenlemeye tepki gösterdi. Oda ve borsalarda görev yapanlara aday oldukları zaman kaybederlerse geri dönme hakkı verildiğini belirten Atalay şöyle devam etti: “Neden sadece belli bir kesime imtiyaz sağlanıyor. Barolar, sendikalar, STK’lar, bir sürü yer var. İlla bu ülkede siyaseti patronlar mı yapacak? Siyaset yapabilmek için zengin mi olmak gerekecek? Böyle bir tablo olamaz. Sakın yanlış anlaşılmasın ben bu saatten sonra ne belediye başkanı, ne de milletvekili olmayacağım. Bulunduğumuz yerden daha güzel bir yer var mı? Yapılan bu düzenleme ya toplumun her kesimine olsun, ya da ne odalara ne de sendikalar siyasete bulaşsın. Yani şimdi sen bir partiden aday ol, sonra geri dön, nasıl olacak bu iş? Ondan sonra sen bir partinin temsilcisi olmuş oluyorsun. Bu ülkede siyaseti çöpçü de, çiftçi de, köylü de yapsın. Herkes yapsın. İlla patronlar yapacak diye bir ayet yoktur. Tulum giymeyene işçiliği anlatırsanız, anlamaz. Çiftçilik yapmayana git mecliste çiftçiyi temsil et derseniz inanın anlamaz.”
TOBB DA KARŞI ÇIKMIŞTI
TOBB da, teklife karşı çıkmıştı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Oda-borsa-birlik başkanlığı görevimizle siyaset arasındaki ayrım kesin bir çizgiyle belirlenmiş durumda. Bu çizgi bir defa delinirse, temsil ettiğimiz kurumlara günlük siyasetin nüfuz etmesi söz konusu olur ki, bundan da en fazla bizlere bu görevleri emanet eden üretici, tüccar ve sanayicilerimiz zarar görür. Bu camiada görev üstlenmek ile siyasette yer almak arasındaki kesin çizgi aynen korunmalıdır” demişti.
Hacer Boyacıoğlu / Hurriyet
13 Ekim 2018 Cumartesi
Senato'dan Trump'a Kaşıkçı için Magnitsky Yasası talebi
ABD Senatosu'ndan Donald Trump'a gönderilen mektupta, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının "Magnitsky Yasası" kapsamında soruşturulması talep edildi
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğuna girdikten sonra kendisinden haber alınamayan Cemal Kaşıkçı'nın akıbeti hakkında "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturma açması talebinde bulundu.
Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tennessee Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker, komitenin kıdemli üyesi New Jersey Senatörü Demokrat Bob Menendez, komite üyesi Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Linsdey Graham ile komiteye bağlı Dışişleri Tahsisatları Alt Komitesi Başkanı Vermont Senatörü Demokrat Patrick Leahy, Cemal Kaşıkçı'nın akıbetiyle ilgili Başkan Trump'a bir mektup gönderdi.
Kentucky Senatörü Cumhuriyetçi Rand Paul dışında tüm komite üyelerinin imzaladığı mektupta, "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında Sayın Kaşıkçı'ya ilişkin herhangi bir ihlalde rolü olan yabancı kişilere yönelik yaptırım uygulama konusunda karar vermenizi talep ediyoruz." ifadesi kullanıldı.
Senatörlerin mektubunda, "Beklentimiz, kararınızı verirken Suudi Arabistan hükümetinin en üst düzey yetkililerine ilişkin bilgileri de dikkate almanızdır." ifadesi dikkat çekti.
Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası
Magnitsky Yasası, Dışilişkiler Komitesinden talep gelmesi durumunda ABD Başkanının "ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini" soruşturma şartı getiriyor.
Yasaya göre ABD Başkanının, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor.
Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky'nin, 2009 yılında Rusya'da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya'nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti.
Bu kapsamda 2012'de ABD'de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD'ye girişinin engellenmesi de dahil bir dizi yaptırım getirmişti.
Kongrenin 2016'da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğuna girdikten sonra kendisinden haber alınamayan Cemal Kaşıkçı'nın akıbeti hakkında "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturma açması talebinde bulundu.
Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tennessee Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker, komitenin kıdemli üyesi New Jersey Senatörü Demokrat Bob Menendez, komite üyesi Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Linsdey Graham ile komiteye bağlı Dışişleri Tahsisatları Alt Komitesi Başkanı Vermont Senatörü Demokrat Patrick Leahy, Cemal Kaşıkçı'nın akıbetiyle ilgili Başkan Trump'a bir mektup gönderdi.
Kentucky Senatörü Cumhuriyetçi Rand Paul dışında tüm komite üyelerinin imzaladığı mektupta, "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında Sayın Kaşıkçı'ya ilişkin herhangi bir ihlalde rolü olan yabancı kişilere yönelik yaptırım uygulama konusunda karar vermenizi talep ediyoruz." ifadesi kullanıldı.
Senatörlerin mektubunda, "Beklentimiz, kararınızı verirken Suudi Arabistan hükümetinin en üst düzey yetkililerine ilişkin bilgileri de dikkate almanızdır." ifadesi dikkat çekti.
Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası
Magnitsky Yasası, Dışilişkiler Komitesinden talep gelmesi durumunda ABD Başkanının "ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini" soruşturma şartı getiriyor.
Yasaya göre ABD Başkanının, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor.
Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky'nin, 2009 yılında Rusya'da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya'nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti.
Bu kapsamda 2012'de ABD'de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD'ye girişinin engellenmesi de dahil bir dizi yaptırım getirmişti.
Kongrenin 2016'da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.
6 Ekim 2018 Cumartesi
TİP 53 yıl sonra yeniden Meclis’te
Barış Atay ve Erkan Baş, HDP'den istifa ederek Türkiye İşçi Partisi'ne katıldı. HDP'den 'anlaşmalı' olarak istifa eden iki ismii, seçildikleri parti ile ittifakı sürdüreceklerini açıkladılar. Bu kararla TİP 53 yıl sonra Meclis'e girmiş oldu
12 Mart 1971 muhtırası sonrasında 21 Temmuz’da kapatılan ve daha sonra yeniden örgütlenmesine rağmen Meclis’e girmeyi başaramayan TİP, 53 yıl sonra Meclis’e giriyor.
24 Haziran’da HDP’den milletvekili seçilen Erkan Baş ile Barış Atay, TİP’e katılma kararını HDP Eş Genel Başkanlarının da katıldığı basın toplantısında açıkladılar.
Türkiye İşçi Partisi’nin Kadıköy’deki İstanbul İrtibat Bürosu'nda düzenlenen toplantıda HDP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay, partilerinden istifa ederek TİP’e geçtiklerini duyurdular.
Erkan Baş’ın yaptığı açıklamada “Bugün itibariyle, İstanbul ve Hatay Milletvekilleri olarak HDP grubunda sürdürdüğümüz mücadeleyi, kuruluş çalışmalarını sonlandıran Türkiye İşçi Partisi üyeleri olarak sürdüreceğinizi kamuoyuna duyuruyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da TİP ile HDP arasındaki dostluk ve yoldaşlık korunacak; sokakta olduğu gibi mecliste de faşizme karşı ortak mücadelemiz sürecektir; Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile dayanışmamız devam edecektir. Türkiye işçi sınıfı, kendi partisine kavuşmuştur. Türkiye İşçi Partisi, ülkemizin dört bir yanında işçi sınıfının mücadelesine atılacak, en ön saflarda kavga verecek, sömürüye ve sefalete mahkum edilen halkımızın gücüyle, partimizin sözüyle bu karanlığı yırtıp atacaktır. Eşitlik, özgürlük, adalet, kardeşlik ve barıl içinde yaşayacağımız günler için her zaman, her yerde dostlukla, yoldaşça, omuz omuza mücadele edeceğiz. Selam olsun dünyanın ve Türkiye'nin aydınlık geleceğine. Bu bir ayrılık kararı değil. Biz bugüne kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi daha da büyütme ve yüceltme adımı olarak değerlendiriyoruz. Her an HDP'nin yanında durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.
“BU BİR AYRILIK VE AYRIŞMA DEĞİLDİR”
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise “Bugün HDP açısından önemli ve farklı bir deneyimin yaşandığı bir gün. Biz de heyecanlıyız birlikte yola çıktığımız bazı arkadaşlarımızla yoldaşlığımızı farklı bir aşamaya çeviriyoruz. Türkiye’nin siyasi tarihinde her zaman ittifaklar gerçekleşmiştir. Barış Atay ve Erkan Baş arkadaşlarımızın bu mücadeleyi Meclis’te ve ortak zeminde taşıyabilmesi önemli bir konuydu. TİP kuruluşunu tamamladığı için bu birlikteliğin yeni bir aşamaya geçişihi gerçekleştiriyoruz. TİP’in yeniden Meclis’e dönmesinin zamanının geldiğini söylemek istiyorum. Ancak bu bir ayrılık ve ayrışma değildir.” diye konuştu.
53 YIL SONRA TİP MECLİS’TE
Bu kararla TİP 53 yılın ardından Meclis’e girmiş oldu. Böylece TBMM’de milletvekili ile temsil edilen siyasi parti sayısı da 8’e çıktı.
Meclis’teki sandalye dağılımı şu şekilde oluştu;
AKP-290
CHP-144
HDP-65
MHP-50
İYİ Parti-40
TİP-2
Saadet-2
Demokrat Parti-1
BBP-1
Bağımsız:1
AHMET ŞIK İSMİ DE KONUŞULMUŞTU
Erkan Baş ile Barış Atay'ın HDP'den ayrılacakları daha önce de basına yansımış, her iki milletvekili de ayrılma kararını henüz vermediklerini belirterek TİP'in kuruluşunda yer almaya dönük sorumluluklarını yerine getirirken HDP ile yaptıkları ittifaka uygun davranacaklarını açıklamıştı. HDP İstanbul milletvekili Ahmet Şık’ın da ismi “TİP’e katılacaklar” arasında geçmişti.
12 Mart 1971 muhtırası sonrasında 21 Temmuz’da kapatılan ve daha sonra yeniden örgütlenmesine rağmen Meclis’e girmeyi başaramayan TİP, 53 yıl sonra Meclis’e giriyor.
24 Haziran’da HDP’den milletvekili seçilen Erkan Baş ile Barış Atay, TİP’e katılma kararını HDP Eş Genel Başkanlarının da katıldığı basın toplantısında açıkladılar.
Türkiye İşçi Partisi’nin Kadıköy’deki İstanbul İrtibat Bürosu'nda düzenlenen toplantıda HDP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay, partilerinden istifa ederek TİP’e geçtiklerini duyurdular.
Erkan Baş’ın yaptığı açıklamada “Bugün itibariyle, İstanbul ve Hatay Milletvekilleri olarak HDP grubunda sürdürdüğümüz mücadeleyi, kuruluş çalışmalarını sonlandıran Türkiye İşçi Partisi üyeleri olarak sürdüreceğinizi kamuoyuna duyuruyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da TİP ile HDP arasındaki dostluk ve yoldaşlık korunacak; sokakta olduğu gibi mecliste de faşizme karşı ortak mücadelemiz sürecektir; Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile dayanışmamız devam edecektir. Türkiye işçi sınıfı, kendi partisine kavuşmuştur. Türkiye İşçi Partisi, ülkemizin dört bir yanında işçi sınıfının mücadelesine atılacak, en ön saflarda kavga verecek, sömürüye ve sefalete mahkum edilen halkımızın gücüyle, partimizin sözüyle bu karanlığı yırtıp atacaktır. Eşitlik, özgürlük, adalet, kardeşlik ve barıl içinde yaşayacağımız günler için her zaman, her yerde dostlukla, yoldaşça, omuz omuza mücadele edeceğiz. Selam olsun dünyanın ve Türkiye'nin aydınlık geleceğine. Bu bir ayrılık kararı değil. Biz bugüne kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi daha da büyütme ve yüceltme adımı olarak değerlendiriyoruz. Her an HDP'nin yanında durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi.
“BU BİR AYRILIK VE AYRIŞMA DEĞİLDİR”
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise “Bugün HDP açısından önemli ve farklı bir deneyimin yaşandığı bir gün. Biz de heyecanlıyız birlikte yola çıktığımız bazı arkadaşlarımızla yoldaşlığımızı farklı bir aşamaya çeviriyoruz. Türkiye’nin siyasi tarihinde her zaman ittifaklar gerçekleşmiştir. Barış Atay ve Erkan Baş arkadaşlarımızın bu mücadeleyi Meclis’te ve ortak zeminde taşıyabilmesi önemli bir konuydu. TİP kuruluşunu tamamladığı için bu birlikteliğin yeni bir aşamaya geçişihi gerçekleştiriyoruz. TİP’in yeniden Meclis’e dönmesinin zamanının geldiğini söylemek istiyorum. Ancak bu bir ayrılık ve ayrışma değildir.” diye konuştu.
53 YIL SONRA TİP MECLİS’TE
Bu kararla TİP 53 yılın ardından Meclis’e girmiş oldu. Böylece TBMM’de milletvekili ile temsil edilen siyasi parti sayısı da 8’e çıktı.
Meclis’teki sandalye dağılımı şu şekilde oluştu;
AKP-290
CHP-144
HDP-65
MHP-50
İYİ Parti-40
TİP-2
Saadet-2
Demokrat Parti-1
BBP-1
Bağımsız:1
AHMET ŞIK İSMİ DE KONUŞULMUŞTU
Erkan Baş ile Barış Atay'ın HDP'den ayrılacakları daha önce de basına yansımış, her iki milletvekili de ayrılma kararını henüz vermediklerini belirterek TİP'in kuruluşunda yer almaya dönük sorumluluklarını yerine getirirken HDP ile yaptıkları ittifaka uygun davranacaklarını açıklamıştı. HDP İstanbul milletvekili Ahmet Şık’ın da ismi “TİP’e katılacaklar” arasında geçmişti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)