Türkiye, Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasının tescili için BM'ye bildirimde bulundu.
Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının tescili için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirimde bulundu.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye, Libya ile 27 Kasım'da imzalanan ve 8 Aralık'ta yürürlüğe giren mutabakatın tescil edilmesi amacıyla dün BM'ye bildirim yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararda, İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın yürürlük tarihinin 8 Aralık 2019 olarak tespit edildiği belirtilmişti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, mutabakata Libya'da hükümetin, Türkiye'de TBMM'nin onay verdiğini belirterek, "Yürürlükle ilgili kararnamenin Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmasıyla birlikte BM'ye tescilini de yapacağız. Hem anlaşmayla ilgili birlikte bilgi veriyoruz hem de batı sınırları belirlenmiş yeni kıta sahanlığımızı da BM'ye tescil ettiriyoruz." demişti.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/libya-mutabakati-icin-turkiyeden-bir-hamle-daha/1456701
13 Aralık 2019 Cuma
Yaptırım tasarısının ardından şimdi de Türkiye'ye nükleer rest!
ABD Senatosu'nda S-400'ler nedeniyle Türkiye'ye yaptırım öngören tasarının onaylanmasının ardından Senatör Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Türkiye'nin "nükleer silah geliştirmesine karşı" bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
17 Kasım 2019 Pazar
Amerikalı generalden flaş İncirlik açıklaması!
Geçmişte ABD Avrupa Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yapan General Chuck Wald, Amerikan yayın kuruluşu Bloomberg'e ABD'nin İncirlik'te bulunan nükleer silahlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2000’li yıllarda Avrupa Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’nda komutan yardımcısı olarak görev yapan eski Hava Kuvvetleri Generali Wald, “İncirlik’teki NATO varlığına ilişkin çekincelerine” dair bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Erdoğan yönetiminde Türkiye, son beş yıldır bizim açımızdan bir dert. 2014 boyunca Ankara, Suriye ve Irak’ta alarm verici bir hızla yayılan IŞİD’e karşı İncirlik’ten ABD’nin askeri operasyonlar gerçekleştirmesine inatla izin vermedi. En nihayetinde, bir yıl süren bir teşvikin ardından Türkler gönülsüzce kabul etti. Fakat operasyonların durdurulması yolunda ara sıra gelen talepleriyle uğraşmak zorunda kaldık.”
IKBY’DE YENİ ÜS ÖNERİSİ
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde terör unsurlarına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’na gönderme yapan Wald, “Sonuç itibarıyla, Türkiye’nin hamleleri, ABD ve NATO güçlerinin İncirlik’te kalıp kalmamasına ilişkin ciddi sorular doğuruyor” ifadesini kullandı.
“NATO’nun İncirlik’teki varlığını çekmesi durumunda, silahların Avrupa güvenliğine zarar vermeyecek ya da lojistik kabuslara neden olmayacak şekilde nereye yerleştirilebileceği” yolundaki soruya ise emekli generalin yanıtı şu şekilde oldu:
“Birkaç yıl önce bir gazeteye IŞİD’in yenilmesi ve ülkeden çıkarılması kapsamında, Irak’ta, bilhassa Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki topraklarda, yeni bir hava üssü inşa edilmesiyle ilgili bir fikir yazısı yazdım.”
NÜKLEER SİLAHLAR İÇİN İTALYA
General Chuck Wald, ABD ile aynı stratejik amacı paylaşmadığını ifade ettiği Türkiye’de bulunan İncirlik’teki nükleer imkânların Washington için kaygı nedeni olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye’de artan anti-Amerikancılığı ve Erdoğan’ın Rusya’ya yakınlaşma arzusu dikkate alındığında, o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız. İdeal olarak, yeni evleri bir Avrupa toprağı olmalı. Bir seçenek İtalya’daki Aviano Hava Üssü’dür. Lojistik bakış açısından bu çok zor olmamalı.”
İNCİRLİK’TEKİ KOMUTANLIK YUNANİSTAN’A
İncirlik’in ABD’nin 39’uncu Kanat Komutanlığı’na da ev sahipliği yaptığını hatırlatan General Wald, “Bu güçlerin de yeri değiştirilmeli. Halihazırdaki alternatifler Kıbrıs ve Yunanistan” dedi.
Chuck Wald değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Bilhassa Yunanlar, son birkaç yıldır daha derin bir ABD askeri varlığı için haykırıyor ve giderek artan bir şekilde NATO içinde daha önemli bir rol istediklerini gösteriyorlar. Bu nedenle 39’uncu Kanat Komutanlığı’nı Yunan topraklarına yerleştirerek, bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.”
2000’li yıllarda Avrupa Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’nda komutan yardımcısı olarak görev yapan eski Hava Kuvvetleri Generali Wald, “İncirlik’teki NATO varlığına ilişkin çekincelerine” dair bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Erdoğan yönetiminde Türkiye, son beş yıldır bizim açımızdan bir dert. 2014 boyunca Ankara, Suriye ve Irak’ta alarm verici bir hızla yayılan IŞİD’e karşı İncirlik’ten ABD’nin askeri operasyonlar gerçekleştirmesine inatla izin vermedi. En nihayetinde, bir yıl süren bir teşvikin ardından Türkler gönülsüzce kabul etti. Fakat operasyonların durdurulması yolunda ara sıra gelen talepleriyle uğraşmak zorunda kaldık.”
IKBY’DE YENİ ÜS ÖNERİSİ
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde terör unsurlarına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’na gönderme yapan Wald, “Sonuç itibarıyla, Türkiye’nin hamleleri, ABD ve NATO güçlerinin İncirlik’te kalıp kalmamasına ilişkin ciddi sorular doğuruyor” ifadesini kullandı.
“NATO’nun İncirlik’teki varlığını çekmesi durumunda, silahların Avrupa güvenliğine zarar vermeyecek ya da lojistik kabuslara neden olmayacak şekilde nereye yerleştirilebileceği” yolundaki soruya ise emekli generalin yanıtı şu şekilde oldu:
“Birkaç yıl önce bir gazeteye IŞİD’in yenilmesi ve ülkeden çıkarılması kapsamında, Irak’ta, bilhassa Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki topraklarda, yeni bir hava üssü inşa edilmesiyle ilgili bir fikir yazısı yazdım.”
NÜKLEER SİLAHLAR İÇİN İTALYA
General Chuck Wald, ABD ile aynı stratejik amacı paylaşmadığını ifade ettiği Türkiye’de bulunan İncirlik’teki nükleer imkânların Washington için kaygı nedeni olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye’de artan anti-Amerikancılığı ve Erdoğan’ın Rusya’ya yakınlaşma arzusu dikkate alındığında, o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız. İdeal olarak, yeni evleri bir Avrupa toprağı olmalı. Bir seçenek İtalya’daki Aviano Hava Üssü’dür. Lojistik bakış açısından bu çok zor olmamalı.”
İNCİRLİK’TEKİ KOMUTANLIK YUNANİSTAN’A
İncirlik’in ABD’nin 39’uncu Kanat Komutanlığı’na da ev sahipliği yaptığını hatırlatan General Wald, “Bu güçlerin de yeri değiştirilmeli. Halihazırdaki alternatifler Kıbrıs ve Yunanistan” dedi.
Chuck Wald değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Bilhassa Yunanlar, son birkaç yıldır daha derin bir ABD askeri varlığı için haykırıyor ve giderek artan bir şekilde NATO içinde daha önemli bir rol istediklerini gösteriyorlar. Bu nedenle 39’uncu Kanat Komutanlığı’nı Yunan topraklarına yerleştirerek, bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.”
12 Kasım 2019 Salı
Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor'un analizi
ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington temasları öncesinde bir analiz hazırladı. Analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir B Planı olduğu ifadesi kullanıldı.
Son dönemde Ankara-Washington hattında yaşanan gerilimi yumuşatması beklenen kritik Washington temasları öncesinde Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor bir analiz hazırladı. ABD’nin çok okunan haber platformlarından Business Insider’da da yayınlanan analizde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir B Planı olduğu aktarılıyor.
Türkiye’ye yaptırımların gündeme geldiği bir dönemde olası bir yaptırımın Türkiye savunma sanayine zarar verebileceği fakat bunun etkisinin düşük olacağı belirtildi. Türkiye’nin savunma sanayisini içeriden büyüttüğünü ve savunma sanayi teknolojilerini AR-GE ile ileri taşıdığının vurgulandığı makalede, “Türkiye fırtınaya göğüs gerebilecek çünkü ordusu için ihtiyacı olan sistemleri içeride büyüyen savunma sanayisi destekleyecektir” ifadesi kullanıldı.
Raporun içindeki grafikte 1974’teki NATO’nun silah ambargosu sonrasında Türkiye’nin silah sanayi ve savunma sistemleri konusunda batıya ihtiyacının azaldığı net bir biçimde görülüyor. Resmi rakamlara göre 1970-1979 yılları arasında savunma silahları hacminin yüzde 30’undan fazlası ABD’ye aitken bu rakam günümüzde yüzde 3 ile 5 seviyelerinde.
Öte yandan Türkiye’nin alternatif savunma partnerleri aradığının da belirtildiği analizde olası bir yaptırımın Türkiye’deki F-16, M-60 tank ve diğer ekipmanların güncellenmesi ve tamirinde sorun yaşatabileceği aktarılırken, “Türkiye’nin bu sorunla mücadele etmek için alternatifleri var. İlk olarak Türkiye son 50 yılda benzer silah ambargoları yaşadı ve bunlardan ders aldı. Kıbrıs’ta yaşananlar sonrasında 1975 ile 1978 yılları arasında ambargo vardı. Bu 42 aylık süreçte Türkiye kendi savunma endüstrisini geliştirmeye zorlandı” yorumu yapıldı.
Stratfor’da yayınlanan makale ABD basınında geniş yankı uyandırdı. Ankara’nın artık ABD ve batı ülkelerine ihtiyacının azaldığının vurgulandığı analizde, “Ankara silah tedarikçisi olarak başka yerlere bakabilir. Türkiye’nin savunma endüstrisindeki bağları gelişti, özellikle Güney Kore, Ukrayna, Belarus, Pakistan, Çin ve Rusya bunlar arasında” ifadesi yer aldı.
Analiz, “Günün sonunda Türkiye, batının silah ambargosunun yarattığı acıyı tamamen engelleyemez özellikle bu birkaç ay sürerse. Yerel savunma endüstri projeleri ve alternatif tedarikçiler, Türkiye ordusunun bu fırtınadan sağ çıkmasını sağlayacaktır” yorumuyla sona erdi.
Son dönemde Ankara-Washington hattında yaşanan gerilimi yumuşatması beklenen kritik Washington temasları öncesinde Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor bir analiz hazırladı. ABD’nin çok okunan haber platformlarından Business Insider’da da yayınlanan analizde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir B Planı olduğu aktarılıyor.
Türkiye’ye yaptırımların gündeme geldiği bir dönemde olası bir yaptırımın Türkiye savunma sanayine zarar verebileceği fakat bunun etkisinin düşük olacağı belirtildi. Türkiye’nin savunma sanayisini içeriden büyüttüğünü ve savunma sanayi teknolojilerini AR-GE ile ileri taşıdığının vurgulandığı makalede, “Türkiye fırtınaya göğüs gerebilecek çünkü ordusu için ihtiyacı olan sistemleri içeride büyüyen savunma sanayisi destekleyecektir” ifadesi kullanıldı.
Raporun içindeki grafikte 1974’teki NATO’nun silah ambargosu sonrasında Türkiye’nin silah sanayi ve savunma sistemleri konusunda batıya ihtiyacının azaldığı net bir biçimde görülüyor. Resmi rakamlara göre 1970-1979 yılları arasında savunma silahları hacminin yüzde 30’undan fazlası ABD’ye aitken bu rakam günümüzde yüzde 3 ile 5 seviyelerinde.
Öte yandan Türkiye’nin alternatif savunma partnerleri aradığının da belirtildiği analizde olası bir yaptırımın Türkiye’deki F-16, M-60 tank ve diğer ekipmanların güncellenmesi ve tamirinde sorun yaşatabileceği aktarılırken, “Türkiye’nin bu sorunla mücadele etmek için alternatifleri var. İlk olarak Türkiye son 50 yılda benzer silah ambargoları yaşadı ve bunlardan ders aldı. Kıbrıs’ta yaşananlar sonrasında 1975 ile 1978 yılları arasında ambargo vardı. Bu 42 aylık süreçte Türkiye kendi savunma endüstrisini geliştirmeye zorlandı” yorumu yapıldı.
Stratfor’da yayınlanan makale ABD basınında geniş yankı uyandırdı. Ankara’nın artık ABD ve batı ülkelerine ihtiyacının azaldığının vurgulandığı analizde, “Ankara silah tedarikçisi olarak başka yerlere bakabilir. Türkiye’nin savunma endüstrisindeki bağları gelişti, özellikle Güney Kore, Ukrayna, Belarus, Pakistan, Çin ve Rusya bunlar arasında” ifadesi yer aldı.
Analiz, “Günün sonunda Türkiye, batının silah ambargosunun yarattığı acıyı tamamen engelleyemez özellikle bu birkaç ay sürerse. Yerel savunma endüstri projeleri ve alternatif tedarikçiler, Türkiye ordusunun bu fırtınadan sağ çıkmasını sağlayacaktır” yorumuyla sona erdi.
Pompeo: Ruslarla savaşabilmeleri için Ukrayna'ya silah verdik
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ukrayna’ya silah sevkiyatının sebebini açıkladı.
WCSC televizyonuna konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Ruslara karşı savaşabilmeleri için onlara gerçek silah verdik” dedi.
Dışişleri Bakanı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in çabaları sayesinde Ukrayna’da yolsuzluk düzeyinin düştüğünü gördüklerini söyledi.
Ayrıca eski Başkan Barack Obama idaresini, Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat sağlamayı reddettiği için eleştiren Pompeo, “Onlar battaniye göndermeyi tercih etti” diye espri yaptı.
Bakan, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik mevcut politikasıyla gurur duyduğunu da sözlerine ekledi.
Washington, 2017’de Kiev’e Javelin tanksavar füze sistemlerinin sevkiyatına onay vermişti. ABD yönetimi ayrıca Ukrayna’ya gemi savar füzeler ile sahil koruma araçlarını satabileceklerini dile getirmişti.
Rusya defalarca ABD’yi Ukrayna’ya silah sevkiyatına karşı uyararak, bunun sadece Donbass’taki gerilimin tırmanmasına yol açacağını açıklamıştı. Avrupa ülkeleri de bu sevkiyatlara karşı çıkmıştı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, sevkiyatın krizden çıkmak için riskli ve verimsiz bir yol olduğunu söylemişti.
WCSC televizyonuna konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Ruslara karşı savaşabilmeleri için onlara gerçek silah verdik” dedi.
Dışişleri Bakanı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in çabaları sayesinde Ukrayna’da yolsuzluk düzeyinin düştüğünü gördüklerini söyledi.
Ayrıca eski Başkan Barack Obama idaresini, Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat sağlamayı reddettiği için eleştiren Pompeo, “Onlar battaniye göndermeyi tercih etti” diye espri yaptı.
Bakan, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik mevcut politikasıyla gurur duyduğunu da sözlerine ekledi.
Washington, 2017’de Kiev’e Javelin tanksavar füze sistemlerinin sevkiyatına onay vermişti. ABD yönetimi ayrıca Ukrayna’ya gemi savar füzeler ile sahil koruma araçlarını satabileceklerini dile getirmişti.
Rusya defalarca ABD’yi Ukrayna’ya silah sevkiyatına karşı uyararak, bunun sadece Donbass’taki gerilimin tırmanmasına yol açacağını açıklamıştı. Avrupa ülkeleri de bu sevkiyatlara karşı çıkmıştı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, sevkiyatın krizden çıkmak için riskli ve verimsiz bir yol olduğunu söylemişti.
18 Ekim 2019 Cuma
ABD basını anlaşmayı işte böyle gördü: Türkler istediği her şeyi aldı
Türkiye ve ABD arasında Barış Pınarı Harekatı hakkında varılan anlaşma dünya basınında geniş yankı buldu. Yabancı medya anlaşmayı, "Türkiye için büyük bir zafer" olarak tanımladı.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Ankara'ya gelmesiyle gerçekleşen görüşmeler sonucunda Türkiye ve ABD anlaşmaya vardılar.
Türkiye, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahlarının toplanması, tahkimatlarının ve muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi, güvenli bölgenin oluşturulması, 32 kilometre derinliğinin olması, yaptırımların kaldırılması gibi taleplerini ABD'ye kabul ettirdi.
Yabancı basında yankı bulan mutabakat, Türkiye'nin zaferi olarak yorumlandı.
"ERDOĞAN'IN TRUMP'A KARŞI ZAFERİ"
The New York Times:
"Yapılan anlaşma ile birlikte Türk liderliğindeki Suriye'nin kuzeyinde yapılan operasyon durduruldu. Birçok bakımdan anlaşma, istediği şeylerin çoğunu veren ve Trump'ın ülkeye karşı yaptırımlarını önledi. Bu anlaşma Türkiye için Erdoğan'ın Trump'a karşı bir zaferidir.
Türkiye, ABD'nin önceden desteklediği Suriye'deki Kürt savaşçıları sınır bölgesinden uzaklaştırmaya çalıştı.
2012'den beri, Kürt kuvvetler Suriye rejiminin kontrolü dışında Türkiye sınırında özerk bir bölge oluşturmak için iç savaşın karmaşasını kullandı. Anlaşma, Kürt kuvvetlerinin savaşmadan bölgeden çıkmasını sağladı ve Türkiye kontrolünde bir güvenli bölge oluşturmanın yanı sıra, ekonomik yaptırım tehditlerini de ortadan kaldırıyor."
"TRUMP'IN MUAZZAM HEDİYESİ"
Washington Post:
Trump'ın Erdoğan'a muazzam hediyesi başlıklı haberde, "Türkiye yıllarca Suriye çatışması içerisinden ABD'den Rusya'ya ve İran'a kadar bölgeye uzak güçlerin yaptıklarını hayal kırıklığı ile izledi.
Yıllarca Türkiye içerisindeki yasa dışı bir ayrılıkçı grubun bağlantısı olan Kürt milislerine desteğin sonlandırılmasını istedi. Bunların hepsi Trump ile değişti. Erdoğan'ın istediği her şey gerçekleşti.
Yönetime yakın yetkililer Trump'ın bu tavrını dünyadaki güçlü insanlarla kurmak istediği yakın ilişkiden ve Türk lider ile arasındaki yakın bağlardan kaynaklandığını söylüyor." ifadelerine yer verildi.
BBC News:
"Türkiye, Kuzey Suriye'de Kürt kuvvetlerin çekilmesine izin vermek için ateşkesi kabul etti.
ABD Başkan yardımcısı Mike Pence, Kürt kuvvetlerin Türkiye'nin sınırında güvenli bölge olarak tanımladığı bölgeden çekilebilmesi için ateşkes ilan edildiğini söyledi. Ancak YPG'nin bu karara uyup uymayacağı belli değil.
Pence, 'Diğer alanların kaderini tartışmadık' dedi."
"TÜRKLER ATEŞKES DEMEYİ REDDETTİLER"
RT:
"Türkiye Kuzey Suriye'deki Kürt milislere yönelik operasyonu geçici olarak durdurmak konusunda ABD ile anlaştığını onayladı. Ancak Türk yetkililer operasyona devam edeceklerini belirterek, "ateşkes" demeyi reddettiler. Çavuşoğlu, mevcut duruma ateşkes demeyi reddederek bunun sadece iki meşru taraf arasında olabileceğini söyledi.
ABD ile yapılan anlaşma kapsamında güvenli bölgenin kontrolü Türk birlikleri tarafından karşılanacak. Anlaşma, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahların toplanması ve konumların imhasını içeriyor.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin ABD'ye Kobani gibi şehirlerin kaderi hakkında herhangi bir garanti vermediğini açıkça belirtti."
"TÜRKİYE KİLİT HEDEFLERİNİ KABUL ETTİRDİ"
Guardian:
"Erdoğan ve Pence hemfikir" başlıklı haberde, "Mike Pence, Ankara'da Türk Cumhurbaşkanı ile anlaşma yaptı. Anlaşma Türkiye'nin kilit hedeflerini kabul ettirdiğini gösteriyor. " ifadelerine yer verildi.
Foreign Policy:
"ABD Başkan Yardımcısı Pence gerginliği azalttı fakat bu Kürtler için kötü bir anlaşma oldu.
Söz konusu anlaşma, Türkiye için gerçekten büyük bir zafer. Pence, bölgedeki Kürt savaşçıların uzaklaştırılmasının ardından Türkiye'nin kalıcı bir ateşkes ilan edeceğini açıkladı.
ABD yönetiminden bir yetkili, güvenli bölgede ABD birliklerinin olmayacağını, birliklerin bölgeden çekilmeye devam edeceklerini açıkladı."
FOX NEWS:
"ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ateşkesin yanı sıra Türkiye ve ABD'nin bölgedeki DEAŞ faaliyetlerini ortadan kaldırmak konusunda da anlaştıklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bunu 'Medeniyet için harika bir gün' sözleriyle kutladı."
SPIEGEL:
Alman Der Spiegel, Yunan Kathimerini, Fransa'dan yayın yapan France 24 gibi yabancı basın organları da Türkiye ve ABD arasındaki mutabakatı, "Ankara'nın zaferi, Erdoğan kazandı" ifadeleri ile haberleştirdi.
lman Spiegel Online'ın Türkiye ile ABD heyeti arasında varılan uzlaşıyı, "ABD Erdoğan’ın istediklerini veriyor" başlığıyla servis etti.
Spiegel Online'ın da yer alan haberde, "Uzlaşma, Recep Tayyip Erdoğan'ın işine yarıyor. Buradaki kaybedenler ise Donald Trump ve YPG" denildi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Bu bir ateşkes değil" açıklamasında bulunduğunun altının çizildiği haberde, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, YPG'nin Kuzey Suriye'den çıkarılması yönünde belirlediği hedefine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump -kendi neden olduğu- bir ateşi söndürmüş olmakla övünebilir. Ancak uzun vadede Washington için bedel çok daha büyük olacaktır. ABD, Suriye’de önemli ölçüde hakimiyet kaybetti aynı zamanda uluslararası statü ve etkisi de azaldı. Hangi ortak onlara halen güveniyor? Kaybedenlerin başında elbette bölgedeki YPG geliyor."
Haberde, Washington'dan gelen yaptırım tehditlerine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geri adım atmadığının da altı çizildi.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Ankara'ya gelmesiyle gerçekleşen görüşmeler sonucunda Türkiye ve ABD anlaşmaya vardılar.
Türkiye, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahlarının toplanması, tahkimatlarının ve muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi, güvenli bölgenin oluşturulması, 32 kilometre derinliğinin olması, yaptırımların kaldırılması gibi taleplerini ABD'ye kabul ettirdi.
Yabancı basında yankı bulan mutabakat, Türkiye'nin zaferi olarak yorumlandı.
"ERDOĞAN'IN TRUMP'A KARŞI ZAFERİ"
The New York Times:
"Yapılan anlaşma ile birlikte Türk liderliğindeki Suriye'nin kuzeyinde yapılan operasyon durduruldu. Birçok bakımdan anlaşma, istediği şeylerin çoğunu veren ve Trump'ın ülkeye karşı yaptırımlarını önledi. Bu anlaşma Türkiye için Erdoğan'ın Trump'a karşı bir zaferidir.
Türkiye, ABD'nin önceden desteklediği Suriye'deki Kürt savaşçıları sınır bölgesinden uzaklaştırmaya çalıştı.
2012'den beri, Kürt kuvvetler Suriye rejiminin kontrolü dışında Türkiye sınırında özerk bir bölge oluşturmak için iç savaşın karmaşasını kullandı. Anlaşma, Kürt kuvvetlerinin savaşmadan bölgeden çıkmasını sağladı ve Türkiye kontrolünde bir güvenli bölge oluşturmanın yanı sıra, ekonomik yaptırım tehditlerini de ortadan kaldırıyor."
"TRUMP'IN MUAZZAM HEDİYESİ"
Washington Post:
Trump'ın Erdoğan'a muazzam hediyesi başlıklı haberde, "Türkiye yıllarca Suriye çatışması içerisinden ABD'den Rusya'ya ve İran'a kadar bölgeye uzak güçlerin yaptıklarını hayal kırıklığı ile izledi.
Yıllarca Türkiye içerisindeki yasa dışı bir ayrılıkçı grubun bağlantısı olan Kürt milislerine desteğin sonlandırılmasını istedi. Bunların hepsi Trump ile değişti. Erdoğan'ın istediği her şey gerçekleşti.
Yönetime yakın yetkililer Trump'ın bu tavrını dünyadaki güçlü insanlarla kurmak istediği yakın ilişkiden ve Türk lider ile arasındaki yakın bağlardan kaynaklandığını söylüyor." ifadelerine yer verildi.
BBC News:
"Türkiye, Kuzey Suriye'de Kürt kuvvetlerin çekilmesine izin vermek için ateşkesi kabul etti.
ABD Başkan yardımcısı Mike Pence, Kürt kuvvetlerin Türkiye'nin sınırında güvenli bölge olarak tanımladığı bölgeden çekilebilmesi için ateşkes ilan edildiğini söyledi. Ancak YPG'nin bu karara uyup uymayacağı belli değil.
Pence, 'Diğer alanların kaderini tartışmadık' dedi."
"TÜRKLER ATEŞKES DEMEYİ REDDETTİLER"
RT:
"Türkiye Kuzey Suriye'deki Kürt milislere yönelik operasyonu geçici olarak durdurmak konusunda ABD ile anlaştığını onayladı. Ancak Türk yetkililer operasyona devam edeceklerini belirterek, "ateşkes" demeyi reddettiler. Çavuşoğlu, mevcut duruma ateşkes demeyi reddederek bunun sadece iki meşru taraf arasında olabileceğini söyledi.
ABD ile yapılan anlaşma kapsamında güvenli bölgenin kontrolü Türk birlikleri tarafından karşılanacak. Anlaşma, YPG'nin bölgeden çıkarılması, ağır silahların toplanması ve konumların imhasını içeriyor.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin ABD'ye Kobani gibi şehirlerin kaderi hakkında herhangi bir garanti vermediğini açıkça belirtti."
"TÜRKİYE KİLİT HEDEFLERİNİ KABUL ETTİRDİ"
Guardian:
"Erdoğan ve Pence hemfikir" başlıklı haberde, "Mike Pence, Ankara'da Türk Cumhurbaşkanı ile anlaşma yaptı. Anlaşma Türkiye'nin kilit hedeflerini kabul ettirdiğini gösteriyor. " ifadelerine yer verildi.
Foreign Policy:
"ABD Başkan Yardımcısı Pence gerginliği azalttı fakat bu Kürtler için kötü bir anlaşma oldu.
Söz konusu anlaşma, Türkiye için gerçekten büyük bir zafer. Pence, bölgedeki Kürt savaşçıların uzaklaştırılmasının ardından Türkiye'nin kalıcı bir ateşkes ilan edeceğini açıkladı.
ABD yönetiminden bir yetkili, güvenli bölgede ABD birliklerinin olmayacağını, birliklerin bölgeden çekilmeye devam edeceklerini açıkladı."
FOX NEWS:
"ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ateşkesin yanı sıra Türkiye ve ABD'nin bölgedeki DEAŞ faaliyetlerini ortadan kaldırmak konusunda da anlaştıklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bunu 'Medeniyet için harika bir gün' sözleriyle kutladı."
SPIEGEL:
Alman Der Spiegel, Yunan Kathimerini, Fransa'dan yayın yapan France 24 gibi yabancı basın organları da Türkiye ve ABD arasındaki mutabakatı, "Ankara'nın zaferi, Erdoğan kazandı" ifadeleri ile haberleştirdi.
lman Spiegel Online'ın Türkiye ile ABD heyeti arasında varılan uzlaşıyı, "ABD Erdoğan’ın istediklerini veriyor" başlığıyla servis etti.
Spiegel Online'ın da yer alan haberde, "Uzlaşma, Recep Tayyip Erdoğan'ın işine yarıyor. Buradaki kaybedenler ise Donald Trump ve YPG" denildi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Bu bir ateşkes değil" açıklamasında bulunduğunun altının çizildiği haberde, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, YPG'nin Kuzey Suriye'den çıkarılması yönünde belirlediği hedefine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump -kendi neden olduğu- bir ateşi söndürmüş olmakla övünebilir. Ancak uzun vadede Washington için bedel çok daha büyük olacaktır. ABD, Suriye’de önemli ölçüde hakimiyet kaybetti aynı zamanda uluslararası statü ve etkisi de azaldı. Hangi ortak onlara halen güveniyor? Kaybedenlerin başında elbette bölgedeki YPG geliyor."
Haberde, Washington'dan gelen yaptırım tehditlerine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geri adım atmadığının da altı çizildi.
Pence: Türkiye ve ABD, Suriye'de ateşkes için anlaştı
17.10.2019
ABD Başkan Yardımcısı Pence, Türkiye ve ABD'nin Suriye'de ateşkese karar verdiğini açıkladı
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 4 saat 20 dakikalık görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Türkiye ile ABD'nin Suriye'de ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurdu. Türkiye'nin harekâta gösterdiği gerekçeler arasında yer alan YPG/PYD unsurlarının ateşkesin yürürlükte olacağı 120 saat içinde güvenli bölgeden çekileceğini belirten Pence, ateşkesin kalıcı olması durumunda ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırımlarını uygulanmayacağını açıkladı. Pence "Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a minnetar" ifadesini kullandı.
Pence: Operasyona 120 saat ara verilecek
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 saat 40 dakikalık görüşmesinin ardından Pence açıklama yapıyor.
Barış Pınarı operasyonuna 120 saat boyunca ara verilecek. Suriye’nin kuzeyinden çekilmeleri için temas halindeyiz. Kobane’ye yönelik herhangi bir operasyonda bulunmamayı kabul etmiştir. Güvenli bölge sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesi için adımlar atılması konusunda anlaşılmıştır. Ateşkes anlaşmasına ek olarak IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde tamamen yok edilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Güvenli bölgeye insanların yeniden yerleştirilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Dini ve etnik azınlıkların görüşülmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır.
"Erdoğan'a müteşekkiriz"
Erdoğan’ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme yaklaşmış olması konusunda müteşekkiriz. Başkan Erdoğan’a insanların hayatını kurtarmak konusunda fikir birliğine varmış olduğumuz için müteşekkiriz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme fırsat tanımış olması nedeniyle son derece müteşekkiriz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibiyle olan hayat kurtaran bir anlaşmaya vardığımız için müteşekkirim. Aynı şekilde ekibim için müteşekkirim. Bu ekibin her biri bu sonuca ulaşmak için çok önemli katkılarda bulundu. Barış ve huzur için çok önemli katkılarda bulundu.
"ABD, YPG'nin çekilmesini sağlayacak. Ardından Türkiye bölgeden çekilecek"
Başkan'ın güçlü liderliği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işbirliği ile bu ana geldik. ABD, YPG'nin Güvenli Bölge'den çekilmesini sağlayacak. Bu olay tamamlandıktan sonra Türkiye bölgeden çekileceği konusunda anlaşmıştır. ABD Türkiye ile birlikte çalışacak. Barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışacağız.
Soru-Cevap
ABD-Türkiye ilişkisi nasıl onarılacak?
Anlaşmadan da göreceksiniz. Tabii ki ABD yeni yaptırımlar uygulamayacak. Daimi bir ateşkes ilan edildiğinde Başkan Trump ekonomik yaptırımları kaldıracağını belirtti. Trump, Türkiye'nin operasyonuna karşı olduğunu birçok kez ifade etti. Başkan Trump'ın açık sözlülüğü ve Erdoğan ile ilişkilerinin bütünlüğü bu anlaşmayı mümkün kılmıştır. Birlikte çalışacağız. Ekibimiz YPG bölgesinde YPG'nin çekilmesi için çalışmaları başladık. 20 millik bir bölgede çekilme faaliyetlerini yürüteceğiz.
Güvenli bölgedeki azınlıklar konusunda ne diyeceksiniz?
Sınır bölgesinde yaşanan şiddet konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Azınlıkların güvenli bir şekilde yaşaması için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyan liderler de benzer endişeleri dile getirdiler. Ama yapılan ateşkes azınlıkların korunması için önemli bir adım olacaktır. Erdoğan ve kendi ekibinin bu konudaki her türlü suçlamayı soruşturacağından şüphemiz yok.
YPG nasıl geri çekilecek?
Türkiye ile olan kararlılığımız şu şekilde: YPG'nin geri çekilmesi için çalışacağız. Amacımız önümüzdeki 120 saat içinde onların geri çekilmesi. Bu çalışmalar gerçekten başladı. Türkiye'nin bizim bunu gerçekleştirebilmemiz için operasyonlarını durdurma kararı alması çok önemli. Türkiye'nin sınırı ile ilgili endişesi vardı. ABD, sınır ötesi operasyonu desteklemediğimizi söyledik ama her zaman bir güvenli bölgenin yanındaydık. Suriye'deki Kürtler ile önemli bir ilişkimiz var ama aynı şekilde güvenli bölgenin öneminin farkındayız. Anlaşmamız şiddeti sona erdirecek. Trump, bizi şiddeti sona erdirmemiz için gönderdi. Bir ateşkes için buraya gönderdi. YPG'yi bölgeden çıkarmak için çalışacağız. 120 saat içinde bunu gerçekleştireceğiz. Operasyon sona erecek.
"SGD bölgeden çıkacaklarının güvencesini verdi"
Anlaşmanın kendisinden açık bir şekilde hangi konularda ortada buluştuğumuzu göreceksiniz. Türkiye aktif bir askeri operasyona başlamıştı. Size şu kadarını söyleyeyim, müzakeremiz sürecinde bir anlaşma ortaya çıkardık. SDG ile bağlantı halindeyiz. Bize bölgeden çıkacakları güvencesi verdiler. Ateşkesi takdirle karşılıyoruz. Bu çekilmenin başladığı konusunda size güvence verebilirim. IŞİD ile mücadelede birlikte savaştık. SDG'nin bölgeden çekileceğine güvenimiz tam. Düzenli bir şekilde geri çekilecekler. Bu bölge bir tampon bölge oluşturulacak.
Halkbank iddianamesi
Bu konu görüşmenin bir parçası değildi. Ve bu konunun Adalet Bakanlığı ve mahkeme sürecinde olan bir konu olduğunu ifade ettik. ABD'nin tavrı netti. Ateşkes olmasaydı Türkiye'ye çok ağır yaptırımlar gelecekti. Bu süre içinde yeni yaptırımlar uygulanmayacak. Yeni bir ateşkes ortaya konduktan sonra ABD'nin son dönemde getirdiği yaptırımların kaldırılması konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yaptırımlar dışında başka taviz verilmedi.
NATO müttefikinize karşı yaptırımları kullanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Trump operasyonu desteklemediğini net bir şekilde ifade etti. Bugün de kendilerine net bir şekilde ifade ettik. Şiddeti durdurmak için yeni yaptırımlar uygulanacağını ifade etmiştir. Trump ve Erdoğan'ın güçlü bir ilişkisi var. Dostlar arasında fikir ayrılıkları olabilir ama dostlar fikirlerini ifade ederler. Bu durum bir ateşkesin ortaya çıkmasını sağladı.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, Türkiye ve ABD'nin Suriye'de ateşkese karar verdiğini açıkladı
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 4 saat 20 dakikalık görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Türkiye ile ABD'nin Suriye'de ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurdu. Türkiye'nin harekâta gösterdiği gerekçeler arasında yer alan YPG/PYD unsurlarının ateşkesin yürürlükte olacağı 120 saat içinde güvenli bölgeden çekileceğini belirten Pence, ateşkesin kalıcı olması durumunda ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırımlarını uygulanmayacağını açıkladı. Pence "Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a minnetar" ifadesini kullandı.
Pence: Operasyona 120 saat ara verilecek
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 saat 40 dakikalık görüşmesinin ardından Pence açıklama yapıyor.
Barış Pınarı operasyonuna 120 saat boyunca ara verilecek. Suriye’nin kuzeyinden çekilmeleri için temas halindeyiz. Kobane’ye yönelik herhangi bir operasyonda bulunmamayı kabul etmiştir. Güvenli bölge sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesi için adımlar atılması konusunda anlaşılmıştır. Ateşkes anlaşmasına ek olarak IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde tamamen yok edilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Güvenli bölgeye insanların yeniden yerleştirilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Dini ve etnik azınlıkların görüşülmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır.
"Erdoğan'a müteşekkiriz"
Erdoğan’ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme yaklaşmış olması konusunda müteşekkiriz. Başkan Erdoğan’a insanların hayatını kurtarmak konusunda fikir birliğine varmış olduğumuz için müteşekkiriz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın böylesi bir ateşkes için adım atmış olması ve barışçıl bir çözüme fırsat tanımış olması nedeniyle son derece müteşekkiriz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibiyle olan hayat kurtaran bir anlaşmaya vardığımız için müteşekkirim. Aynı şekilde ekibim için müteşekkirim. Bu ekibin her biri bu sonuca ulaşmak için çok önemli katkılarda bulundu. Barış ve huzur için çok önemli katkılarda bulundu.
"ABD, YPG'nin çekilmesini sağlayacak. Ardından Türkiye bölgeden çekilecek"
Başkan'ın güçlü liderliği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işbirliği ile bu ana geldik. ABD, YPG'nin Güvenli Bölge'den çekilmesini sağlayacak. Bu olay tamamlandıktan sonra Türkiye bölgeden çekileceği konusunda anlaşmıştır. ABD Türkiye ile birlikte çalışacak. Barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışacağız.
Soru-Cevap
ABD-Türkiye ilişkisi nasıl onarılacak?
Anlaşmadan da göreceksiniz. Tabii ki ABD yeni yaptırımlar uygulamayacak. Daimi bir ateşkes ilan edildiğinde Başkan Trump ekonomik yaptırımları kaldıracağını belirtti. Trump, Türkiye'nin operasyonuna karşı olduğunu birçok kez ifade etti. Başkan Trump'ın açık sözlülüğü ve Erdoğan ile ilişkilerinin bütünlüğü bu anlaşmayı mümkün kılmıştır. Birlikte çalışacağız. Ekibimiz YPG bölgesinde YPG'nin çekilmesi için çalışmaları başladık. 20 millik bir bölgede çekilme faaliyetlerini yürüteceğiz.
Güvenli bölgedeki azınlıklar konusunda ne diyeceksiniz?
Sınır bölgesinde yaşanan şiddet konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Azınlıkların güvenli bir şekilde yaşaması için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyan liderler de benzer endişeleri dile getirdiler. Ama yapılan ateşkes azınlıkların korunması için önemli bir adım olacaktır. Erdoğan ve kendi ekibinin bu konudaki her türlü suçlamayı soruşturacağından şüphemiz yok.
YPG nasıl geri çekilecek?
Türkiye ile olan kararlılığımız şu şekilde: YPG'nin geri çekilmesi için çalışacağız. Amacımız önümüzdeki 120 saat içinde onların geri çekilmesi. Bu çalışmalar gerçekten başladı. Türkiye'nin bizim bunu gerçekleştirebilmemiz için operasyonlarını durdurma kararı alması çok önemli. Türkiye'nin sınırı ile ilgili endişesi vardı. ABD, sınır ötesi operasyonu desteklemediğimizi söyledik ama her zaman bir güvenli bölgenin yanındaydık. Suriye'deki Kürtler ile önemli bir ilişkimiz var ama aynı şekilde güvenli bölgenin öneminin farkındayız. Anlaşmamız şiddeti sona erdirecek. Trump, bizi şiddeti sona erdirmemiz için gönderdi. Bir ateşkes için buraya gönderdi. YPG'yi bölgeden çıkarmak için çalışacağız. 120 saat içinde bunu gerçekleştireceğiz. Operasyon sona erecek.
"SGD bölgeden çıkacaklarının güvencesini verdi"
Anlaşmanın kendisinden açık bir şekilde hangi konularda ortada buluştuğumuzu göreceksiniz. Türkiye aktif bir askeri operasyona başlamıştı. Size şu kadarını söyleyeyim, müzakeremiz sürecinde bir anlaşma ortaya çıkardık. SDG ile bağlantı halindeyiz. Bize bölgeden çıkacakları güvencesi verdiler. Ateşkesi takdirle karşılıyoruz. Bu çekilmenin başladığı konusunda size güvence verebilirim. IŞİD ile mücadelede birlikte savaştık. SDG'nin bölgeden çekileceğine güvenimiz tam. Düzenli bir şekilde geri çekilecekler. Bu bölge bir tampon bölge oluşturulacak.
Halkbank iddianamesi
Bu konu görüşmenin bir parçası değildi. Ve bu konunun Adalet Bakanlığı ve mahkeme sürecinde olan bir konu olduğunu ifade ettik. ABD'nin tavrı netti. Ateşkes olmasaydı Türkiye'ye çok ağır yaptırımlar gelecekti. Bu süre içinde yeni yaptırımlar uygulanmayacak. Yeni bir ateşkes ortaya konduktan sonra ABD'nin son dönemde getirdiği yaptırımların kaldırılması konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yaptırımlar dışında başka taviz verilmedi.
NATO müttefikinize karşı yaptırımları kullanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Trump operasyonu desteklemediğini net bir şekilde ifade etti. Bugün de kendilerine net bir şekilde ifade ettik. Şiddeti durdurmak için yeni yaptırımlar uygulanacağını ifade etmiştir. Trump ve Erdoğan'ın güçlü bir ilişkisi var. Dostlar arasında fikir ayrılıkları olabilir ama dostlar fikirlerini ifade ederler. Bu durum bir ateşkesin ortaya çıkmasını sağladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
