ABD Senato'sunun sözde 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul ettiği bildirildi. Beyaz Saray, söz konusu tasarının Senato'dan geçmesini 3 kez engellemişti
ABD Senato’su 'Ermeni soykırımı' tasarısını kabul etti. Tasarı Senato'da büyük destek gördü.
ABD Kongresi'nin alt meclisi Temsilciler Meclisi'nde, "Ermeni Soykırımı'nı resmi olarak tanıyan" yasa tasarısını 30 Ekim'de kabul etmişti. Tasarı bunun üzerine Senato'ya gitmişti.
Tasarı şimdi ABD Başkanı Donald Trump'a gidecek. Trump'ın, tasarıyı onaylaması ya da veto etmesi için 10 günü olacak.
ABD anayasasına göre, Başkan tarafından veto edilen bir tasarının Kongre'nin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato kanadında üçte iki çoğunlukla bir daha kabul edilmesi halinde, veto da geçersiz kılınıyor.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/abd-senatosu-ermeni-soykirimi-tasarisini-kabul-etti/1456821
13 Aralık 2019 Cuma
Çavuşoğlu'dan ABD'ye İncirlik resti!
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebileceğini söyledi
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ahaber'de açıklamalarda bulundu.
Libya ile varılan anlaşmaya ilişkin konuşan Çavuşoğlu, "Bu anlaşmamız hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil" dedi.
Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. Kıta sahamıza izinsiz girilirse engelleriz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- (Libya ile imzalanan anlaşma) İmzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil. Önce ulusal çıkarlarımızın korunması gelir. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. İzinsiz girilirse engelleriz.
- (Libya'ya asker gönderilmesi seçeneği üzerine) BM'nin Libya'da tanıdığı bir yönetim var. Dolayısıyla BM'nin de tanıdığı ve uluslararası toplantılara da davet edilen Saraj hükümeti meşrudur ve Türkiye meşru yönetimle iletişimini sürdürüyor. Eğer Libya'dan böyle bir talep gelirse değerlendiririz.
- (ABD ile S-400 gerilimi) F-35 ve S-400 arasında hukuken de siyaseten de bir bağ yok. ABD tüm önerilerimize 'Hayır' diyor. Dayatma ile bir yere varılamayacağını anlamalılar. ABD olumlu yaklaşırsa biz de olumlu yaklaşırız. S-400 saldırı sistemi değil ki savunma sistemi. Barının tehdit ve ittifak anlayışı değişiyor. F-35 alamazsak alternatiflere bakmak durumundayız. Rus pazarı olabilir diğer pazarlar olabilir.
- En kötü senaryoyu değerlendirir karar veririz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir. Varsayımlar üzerine konuşmak istemiyorum Kongrenin değil yönetimin alacağı karar da önemli.
- ABD'nin YPG/PKK ile ilişkisi devam ediyor. ABD şu anda Suriye'deki güvenli bölgeden çekildi. ABD'nin YPG/PKK'ya verdiği her yardım suçtur, Uluslararası terörizmin finansmanı kapsamına girer.
- Bizim harekat bölgemizde ABD gücü yok. Biz terörle mücadele için varız, olmaya devam edeceğiz. Rusya, "Teröristler çekilmezse siz temizlersiniz." dedi. Terör tehdidine karşı Türkiye'nin tedbir alma hakkı var.
- Türkiye'nin güvenliği ile Baltık güvenliği eşittir. Hem Baltık hem de bizim planımız yayınlanmayı bekliyor. Bizimki yayınlanmadan diğeri de yayınlanmayacak. Burada bir taviz yoktur, küçük bir jest vardır. İki planın yayınlanması eş zamanlı olacaktır. NATO'nun Türkiye'yi koruma görevi vardır.
- Rum kesiminin KKTC ile bir anlaşmaya varması lazım. Yunanistan'ın da Türkiye ile iş birliği içinde olması lazım.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/cavusogludan-abdye-incirlik-resti/1456379
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ahaber'de açıklamalarda bulundu.
Libya ile varılan anlaşmaya ilişkin konuşan Çavuşoğlu, "Bu anlaşmamız hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil" dedi.
Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. Kıta sahamıza izinsiz girilirse engelleriz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
- (Libya ile imzalanan anlaşma) İmzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur. Libya ile sismik ve sondaj çalışması yapabiliriz. Yunanistan veya AB'nin bu konuda uluslararası hukuku ve adalet divanını ilgilendiren konularda mahkeme gibi karar vermesi doğru değil. Önce ulusal çıkarlarımızın korunması gelir. Kıta sahanlığımızda izinsiz kimse çalışma yapamaz. İzinsiz girilirse engelleriz.
- (Libya'ya asker gönderilmesi seçeneği üzerine) BM'nin Libya'da tanıdığı bir yönetim var. Dolayısıyla BM'nin de tanıdığı ve uluslararası toplantılara da davet edilen Saraj hükümeti meşrudur ve Türkiye meşru yönetimle iletişimini sürdürüyor. Eğer Libya'dan böyle bir talep gelirse değerlendiririz.
- (ABD ile S-400 gerilimi) F-35 ve S-400 arasında hukuken de siyaseten de bir bağ yok. ABD tüm önerilerimize 'Hayır' diyor. Dayatma ile bir yere varılamayacağını anlamalılar. ABD olumlu yaklaşırsa biz de olumlu yaklaşırız. S-400 saldırı sistemi değil ki savunma sistemi. Barının tehdit ve ittifak anlayışı değişiyor. F-35 alamazsak alternatiflere bakmak durumundayız. Rus pazarı olabilir diğer pazarlar olabilir.
- En kötü senaryoyu değerlendirir karar veririz. ABD'de Türkiye aleyhine yaptırım kararı durumunda İncirlik ve Kürecik'in de gündeme gelebilir. Varsayımlar üzerine konuşmak istemiyorum Kongrenin değil yönetimin alacağı karar da önemli.
- ABD'nin YPG/PKK ile ilişkisi devam ediyor. ABD şu anda Suriye'deki güvenli bölgeden çekildi. ABD'nin YPG/PKK'ya verdiği her yardım suçtur, Uluslararası terörizmin finansmanı kapsamına girer.
- Bizim harekat bölgemizde ABD gücü yok. Biz terörle mücadele için varız, olmaya devam edeceğiz. Rusya, "Teröristler çekilmezse siz temizlersiniz." dedi. Terör tehdidine karşı Türkiye'nin tedbir alma hakkı var.
- Türkiye'nin güvenliği ile Baltık güvenliği eşittir. Hem Baltık hem de bizim planımız yayınlanmayı bekliyor. Bizimki yayınlanmadan diğeri de yayınlanmayacak. Burada bir taviz yoktur, küçük bir jest vardır. İki planın yayınlanması eş zamanlı olacaktır. NATO'nun Türkiye'yi koruma görevi vardır.
- Rum kesiminin KKTC ile bir anlaşmaya varması lazım. Yunanistan'ın da Türkiye ile iş birliği içinde olması lazım.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/cavusogludan-abdye-incirlik-resti/1456379
Libya mutabakatı için Türkiye'den bir hamle daha!
Türkiye, Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasının tescili için BM'ye bildirimde bulundu.
Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının tescili için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirimde bulundu.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye, Libya ile 27 Kasım'da imzalanan ve 8 Aralık'ta yürürlüğe giren mutabakatın tescil edilmesi amacıyla dün BM'ye bildirim yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararda, İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın yürürlük tarihinin 8 Aralık 2019 olarak tespit edildiği belirtilmişti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, mutabakata Libya'da hükümetin, Türkiye'de TBMM'nin onay verdiğini belirterek, "Yürürlükle ilgili kararnamenin Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmasıyla birlikte BM'ye tescilini de yapacağız. Hem anlaşmayla ilgili birlikte bilgi veriyoruz hem de batı sınırları belirlenmiş yeni kıta sahanlığımızı da BM'ye tescil ettiriyoruz." demişti.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/libya-mutabakati-icin-turkiyeden-bir-hamle-daha/1456701
Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının tescili için Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirimde bulundu.
Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye, Libya ile 27 Kasım'da imzalanan ve 8 Aralık'ta yürürlüğe giren mutabakatın tescil edilmesi amacıyla dün BM'ye bildirim yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararda, İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası"nın yürürlük tarihinin 8 Aralık 2019 olarak tespit edildiği belirtilmişti.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün yaptığı açıklamada, mutabakata Libya'da hükümetin, Türkiye'de TBMM'nin onay verdiğini belirterek, "Yürürlükle ilgili kararnamenin Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanmasıyla birlikte BM'ye tescilini de yapacağız. Hem anlaşmayla ilgili birlikte bilgi veriyoruz hem de batı sınırları belirlenmiş yeni kıta sahanlığımızı da BM'ye tescil ettiriyoruz." demişti.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/libya-mutabakati-icin-turkiyeden-bir-hamle-daha/1456701
Yaptırım tasarısının ardından şimdi de Türkiye'ye nükleer rest!
ABD Senatosu'nda S-400'ler nedeniyle Türkiye'ye yaptırım öngören tasarının onaylanmasının ardından Senatör Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Türkiye'nin "nükleer silah geliştirmesine karşı" bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "nükleer silah edinme" yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ABD Başkanı Donald Trump'ı, mevcut nükleer işbirliği anlaşması 123'ü yenileme ya da yeni bir anlaşma imzalama ile ilgili olarak, herhangi bir yabancı ülkenin kitle imha silahları anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ya da yabancı ülkenin nükleer programının "barışçıl olup olmadığını" doğrulamakla yükümlü tutacak yeni bir tasarı sundu.
ABD'de Demokrat Kongre üyeleri Edward J. Markey (solda) ve Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman (sağda)....
"2023'TE OTOMATİK OLARAK YENİLENECEK"
Son dakika gelişmesine göre tasarıda; sunulan şartların yerine getirilmemesi halinde, Türkiye'nin de dahil olduğu 123 no'lu anlaşmanın yenilenmesi ya da kapsamının değiştirilmesi Kongre'nin onayını gerektirecek. 2008 yılında yapılan 123 no'lu anlaşmanın, Kongre'nin onay gerekmeksizin 2023'te otomatik olarak yenilenmesi bekleniyor.
Demokrat Senatör Markey ise, yaptığı açıklamada "Türk üst düzey liderlerin son açıklamaları, Türkiye'nin Nükleer Silahsızlanma Antlaşması (NPT) kapsamında nükleer bir silah edinmeme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi'ne bağlı Doğu Asya Alt Komitesi'nin üst düzey bir mensubu olan Markey, açıklamasında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası yasaları ihlal etmesi - Türkiye'nin kuzey Suriye'yi işgali, insan haklarını baskılanması, nükleer silah edinme konusundaki açık niyeti - Kongre'nin Türkiye'yle yeni ya da genişletilmiş bir 123 anlaşması imzalamak için oy kullanma şansına sahip olmasını hayati kılıyor" dedi.
Senatör Markey şöyle devam etti: "Türkiye, NPT Antlaşması'na nükleer silahı olmayan bir devlet olarak imza attı ve Kongre, istikrarsızlaşan Orta Doğu'da bir silahlanma yarışına katlanmayacağını açıkça belirtmeli."
"NÜKLEER SİLAH EDİNMEK İSTEYEN ÜLKELERE NÜKLEER TEKNOLOJİ SATMAMALIYIZ"
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Sherman da açıklamasında "ABD, nükleer silah edinme konusundaki ilgisini açıkça dile getiren liderlere nükleer teknoloji satma işini bırakmalıdır. Bunların İran, Suudi Arabistan ya da Erdoğan olması farketmiyor" diye konuştu.
Sherman "Bu tasarı, Kongre'nin söz konusu ülkelerle herhangi bir nükleer işbirliği anlaşmasını onaylamasını zorunlu kılarak ABD'nin nükleer silah edinmek isteyen ülkelere tam yetki vermemesini sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/haber/yaptirim-tasarisinin-ardindan-simdi-de-turkiyeye-nukleer-rest/1456652
17 Kasım 2019 Pazar
Amerikalı generalden flaş İncirlik açıklaması!
Geçmişte ABD Avrupa Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yapan General Chuck Wald, Amerikan yayın kuruluşu Bloomberg'e ABD'nin İncirlik'te bulunan nükleer silahlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2000’li yıllarda Avrupa Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’nda komutan yardımcısı olarak görev yapan eski Hava Kuvvetleri Generali Wald, “İncirlik’teki NATO varlığına ilişkin çekincelerine” dair bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Erdoğan yönetiminde Türkiye, son beş yıldır bizim açımızdan bir dert. 2014 boyunca Ankara, Suriye ve Irak’ta alarm verici bir hızla yayılan IŞİD’e karşı İncirlik’ten ABD’nin askeri operasyonlar gerçekleştirmesine inatla izin vermedi. En nihayetinde, bir yıl süren bir teşvikin ardından Türkler gönülsüzce kabul etti. Fakat operasyonların durdurulması yolunda ara sıra gelen talepleriyle uğraşmak zorunda kaldık.”
IKBY’DE YENİ ÜS ÖNERİSİ
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde terör unsurlarına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’na gönderme yapan Wald, “Sonuç itibarıyla, Türkiye’nin hamleleri, ABD ve NATO güçlerinin İncirlik’te kalıp kalmamasına ilişkin ciddi sorular doğuruyor” ifadesini kullandı.
“NATO’nun İncirlik’teki varlığını çekmesi durumunda, silahların Avrupa güvenliğine zarar vermeyecek ya da lojistik kabuslara neden olmayacak şekilde nereye yerleştirilebileceği” yolundaki soruya ise emekli generalin yanıtı şu şekilde oldu:
“Birkaç yıl önce bir gazeteye IŞİD’in yenilmesi ve ülkeden çıkarılması kapsamında, Irak’ta, bilhassa Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki topraklarda, yeni bir hava üssü inşa edilmesiyle ilgili bir fikir yazısı yazdım.”
NÜKLEER SİLAHLAR İÇİN İTALYA
General Chuck Wald, ABD ile aynı stratejik amacı paylaşmadığını ifade ettiği Türkiye’de bulunan İncirlik’teki nükleer imkânların Washington için kaygı nedeni olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye’de artan anti-Amerikancılığı ve Erdoğan’ın Rusya’ya yakınlaşma arzusu dikkate alındığında, o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız. İdeal olarak, yeni evleri bir Avrupa toprağı olmalı. Bir seçenek İtalya’daki Aviano Hava Üssü’dür. Lojistik bakış açısından bu çok zor olmamalı.”
İNCİRLİK’TEKİ KOMUTANLIK YUNANİSTAN’A
İncirlik’in ABD’nin 39’uncu Kanat Komutanlığı’na da ev sahipliği yaptığını hatırlatan General Wald, “Bu güçlerin de yeri değiştirilmeli. Halihazırdaki alternatifler Kıbrıs ve Yunanistan” dedi.
Chuck Wald değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Bilhassa Yunanlar, son birkaç yıldır daha derin bir ABD askeri varlığı için haykırıyor ve giderek artan bir şekilde NATO içinde daha önemli bir rol istediklerini gösteriyorlar. Bu nedenle 39’uncu Kanat Komutanlığı’nı Yunan topraklarına yerleştirerek, bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.”
2000’li yıllarda Avrupa Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’nda komutan yardımcısı olarak görev yapan eski Hava Kuvvetleri Generali Wald, “İncirlik’teki NATO varlığına ilişkin çekincelerine” dair bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Erdoğan yönetiminde Türkiye, son beş yıldır bizim açımızdan bir dert. 2014 boyunca Ankara, Suriye ve Irak’ta alarm verici bir hızla yayılan IŞİD’e karşı İncirlik’ten ABD’nin askeri operasyonlar gerçekleştirmesine inatla izin vermedi. En nihayetinde, bir yıl süren bir teşvikin ardından Türkler gönülsüzce kabul etti. Fakat operasyonların durdurulması yolunda ara sıra gelen talepleriyle uğraşmak zorunda kaldık.”
IKBY’DE YENİ ÜS ÖNERİSİ
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde terör unsurlarına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’na gönderme yapan Wald, “Sonuç itibarıyla, Türkiye’nin hamleleri, ABD ve NATO güçlerinin İncirlik’te kalıp kalmamasına ilişkin ciddi sorular doğuruyor” ifadesini kullandı.
“NATO’nun İncirlik’teki varlığını çekmesi durumunda, silahların Avrupa güvenliğine zarar vermeyecek ya da lojistik kabuslara neden olmayacak şekilde nereye yerleştirilebileceği” yolundaki soruya ise emekli generalin yanıtı şu şekilde oldu:
“Birkaç yıl önce bir gazeteye IŞİD’in yenilmesi ve ülkeden çıkarılması kapsamında, Irak’ta, bilhassa Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki topraklarda, yeni bir hava üssü inşa edilmesiyle ilgili bir fikir yazısı yazdım.”
NÜKLEER SİLAHLAR İÇİN İTALYA
General Chuck Wald, ABD ile aynı stratejik amacı paylaşmadığını ifade ettiği Türkiye’de bulunan İncirlik’teki nükleer imkânların Washington için kaygı nedeni olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye’de artan anti-Amerikancılığı ve Erdoğan’ın Rusya’ya yakınlaşma arzusu dikkate alındığında, o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız. İdeal olarak, yeni evleri bir Avrupa toprağı olmalı. Bir seçenek İtalya’daki Aviano Hava Üssü’dür. Lojistik bakış açısından bu çok zor olmamalı.”
İNCİRLİK’TEKİ KOMUTANLIK YUNANİSTAN’A
İncirlik’in ABD’nin 39’uncu Kanat Komutanlığı’na da ev sahipliği yaptığını hatırlatan General Wald, “Bu güçlerin de yeri değiştirilmeli. Halihazırdaki alternatifler Kıbrıs ve Yunanistan” dedi.
Chuck Wald değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Bilhassa Yunanlar, son birkaç yıldır daha derin bir ABD askeri varlığı için haykırıyor ve giderek artan bir şekilde NATO içinde daha önemli bir rol istediklerini gösteriyorlar. Bu nedenle 39’uncu Kanat Komutanlığı’nı Yunan topraklarına yerleştirerek, bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.”
12 Kasım 2019 Salı
Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor'un analizi
ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington temasları öncesinde bir analiz hazırladı. Analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir B Planı olduğu ifadesi kullanıldı.
Son dönemde Ankara-Washington hattında yaşanan gerilimi yumuşatması beklenen kritik Washington temasları öncesinde Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor bir analiz hazırladı. ABD’nin çok okunan haber platformlarından Business Insider’da da yayınlanan analizde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir B Planı olduğu aktarılıyor.
Türkiye’ye yaptırımların gündeme geldiği bir dönemde olası bir yaptırımın Türkiye savunma sanayine zarar verebileceği fakat bunun etkisinin düşük olacağı belirtildi. Türkiye’nin savunma sanayisini içeriden büyüttüğünü ve savunma sanayi teknolojilerini AR-GE ile ileri taşıdığının vurgulandığı makalede, “Türkiye fırtınaya göğüs gerebilecek çünkü ordusu için ihtiyacı olan sistemleri içeride büyüyen savunma sanayisi destekleyecektir” ifadesi kullanıldı.
Raporun içindeki grafikte 1974’teki NATO’nun silah ambargosu sonrasında Türkiye’nin silah sanayi ve savunma sistemleri konusunda batıya ihtiyacının azaldığı net bir biçimde görülüyor. Resmi rakamlara göre 1970-1979 yılları arasında savunma silahları hacminin yüzde 30’undan fazlası ABD’ye aitken bu rakam günümüzde yüzde 3 ile 5 seviyelerinde.
Öte yandan Türkiye’nin alternatif savunma partnerleri aradığının da belirtildiği analizde olası bir yaptırımın Türkiye’deki F-16, M-60 tank ve diğer ekipmanların güncellenmesi ve tamirinde sorun yaşatabileceği aktarılırken, “Türkiye’nin bu sorunla mücadele etmek için alternatifleri var. İlk olarak Türkiye son 50 yılda benzer silah ambargoları yaşadı ve bunlardan ders aldı. Kıbrıs’ta yaşananlar sonrasında 1975 ile 1978 yılları arasında ambargo vardı. Bu 42 aylık süreçte Türkiye kendi savunma endüstrisini geliştirmeye zorlandı” yorumu yapıldı.
Stratfor’da yayınlanan makale ABD basınında geniş yankı uyandırdı. Ankara’nın artık ABD ve batı ülkelerine ihtiyacının azaldığının vurgulandığı analizde, “Ankara silah tedarikçisi olarak başka yerlere bakabilir. Türkiye’nin savunma endüstrisindeki bağları gelişti, özellikle Güney Kore, Ukrayna, Belarus, Pakistan, Çin ve Rusya bunlar arasında” ifadesi yer aldı.
Analiz, “Günün sonunda Türkiye, batının silah ambargosunun yarattığı acıyı tamamen engelleyemez özellikle bu birkaç ay sürerse. Yerel savunma endüstri projeleri ve alternatif tedarikçiler, Türkiye ordusunun bu fırtınadan sağ çıkmasını sağlayacaktır” yorumuyla sona erdi.
Son dönemde Ankara-Washington hattında yaşanan gerilimi yumuşatması beklenen kritik Washington temasları öncesinde Teksas merkezli düşünce kuruluşu Stratfor bir analiz hazırladı. ABD’nin çok okunan haber platformlarından Business Insider’da da yayınlanan analizde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir B Planı olduğu aktarılıyor.
Türkiye’ye yaptırımların gündeme geldiği bir dönemde olası bir yaptırımın Türkiye savunma sanayine zarar verebileceği fakat bunun etkisinin düşük olacağı belirtildi. Türkiye’nin savunma sanayisini içeriden büyüttüğünü ve savunma sanayi teknolojilerini AR-GE ile ileri taşıdığının vurgulandığı makalede, “Türkiye fırtınaya göğüs gerebilecek çünkü ordusu için ihtiyacı olan sistemleri içeride büyüyen savunma sanayisi destekleyecektir” ifadesi kullanıldı.
Raporun içindeki grafikte 1974’teki NATO’nun silah ambargosu sonrasında Türkiye’nin silah sanayi ve savunma sistemleri konusunda batıya ihtiyacının azaldığı net bir biçimde görülüyor. Resmi rakamlara göre 1970-1979 yılları arasında savunma silahları hacminin yüzde 30’undan fazlası ABD’ye aitken bu rakam günümüzde yüzde 3 ile 5 seviyelerinde.
Öte yandan Türkiye’nin alternatif savunma partnerleri aradığının da belirtildiği analizde olası bir yaptırımın Türkiye’deki F-16, M-60 tank ve diğer ekipmanların güncellenmesi ve tamirinde sorun yaşatabileceği aktarılırken, “Türkiye’nin bu sorunla mücadele etmek için alternatifleri var. İlk olarak Türkiye son 50 yılda benzer silah ambargoları yaşadı ve bunlardan ders aldı. Kıbrıs’ta yaşananlar sonrasında 1975 ile 1978 yılları arasında ambargo vardı. Bu 42 aylık süreçte Türkiye kendi savunma endüstrisini geliştirmeye zorlandı” yorumu yapıldı.
Stratfor’da yayınlanan makale ABD basınında geniş yankı uyandırdı. Ankara’nın artık ABD ve batı ülkelerine ihtiyacının azaldığının vurgulandığı analizde, “Ankara silah tedarikçisi olarak başka yerlere bakabilir. Türkiye’nin savunma endüstrisindeki bağları gelişti, özellikle Güney Kore, Ukrayna, Belarus, Pakistan, Çin ve Rusya bunlar arasında” ifadesi yer aldı.
Analiz, “Günün sonunda Türkiye, batının silah ambargosunun yarattığı acıyı tamamen engelleyemez özellikle bu birkaç ay sürerse. Yerel savunma endüstri projeleri ve alternatif tedarikçiler, Türkiye ordusunun bu fırtınadan sağ çıkmasını sağlayacaktır” yorumuyla sona erdi.
Pompeo: Ruslarla savaşabilmeleri için Ukrayna'ya silah verdik
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ukrayna’ya silah sevkiyatının sebebini açıkladı.
WCSC televizyonuna konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Ruslara karşı savaşabilmeleri için onlara gerçek silah verdik” dedi.
Dışişleri Bakanı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in çabaları sayesinde Ukrayna’da yolsuzluk düzeyinin düştüğünü gördüklerini söyledi.
Ayrıca eski Başkan Barack Obama idaresini, Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat sağlamayı reddettiği için eleştiren Pompeo, “Onlar battaniye göndermeyi tercih etti” diye espri yaptı.
Bakan, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik mevcut politikasıyla gurur duyduğunu da sözlerine ekledi.
Washington, 2017’de Kiev’e Javelin tanksavar füze sistemlerinin sevkiyatına onay vermişti. ABD yönetimi ayrıca Ukrayna’ya gemi savar füzeler ile sahil koruma araçlarını satabileceklerini dile getirmişti.
Rusya defalarca ABD’yi Ukrayna’ya silah sevkiyatına karşı uyararak, bunun sadece Donbass’taki gerilimin tırmanmasına yol açacağını açıklamıştı. Avrupa ülkeleri de bu sevkiyatlara karşı çıkmıştı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, sevkiyatın krizden çıkmak için riskli ve verimsiz bir yol olduğunu söylemişti.
WCSC televizyonuna konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Ruslara karşı savaşabilmeleri için onlara gerçek silah verdik” dedi.
Dışişleri Bakanı, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in çabaları sayesinde Ukrayna’da yolsuzluk düzeyinin düştüğünü gördüklerini söyledi.
Ayrıca eski Başkan Barack Obama idaresini, Ukrayna’ya silah ve askeri teçhizat sağlamayı reddettiği için eleştiren Pompeo, “Onlar battaniye göndermeyi tercih etti” diye espri yaptı.
Bakan, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik mevcut politikasıyla gurur duyduğunu da sözlerine ekledi.
Washington, 2017’de Kiev’e Javelin tanksavar füze sistemlerinin sevkiyatına onay vermişti. ABD yönetimi ayrıca Ukrayna’ya gemi savar füzeler ile sahil koruma araçlarını satabileceklerini dile getirmişti.
Rusya defalarca ABD’yi Ukrayna’ya silah sevkiyatına karşı uyararak, bunun sadece Donbass’taki gerilimin tırmanmasına yol açacağını açıklamıştı. Avrupa ülkeleri de bu sevkiyatlara karşı çıkmıştı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, sevkiyatın krizden çıkmak için riskli ve verimsiz bir yol olduğunu söylemişti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)