27 Nisan 2014 Pazar

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: "Taksim'de şunu görüyoruz; Apo posterleri açılacağını şimdiden ilan ediyorlar. PKK Taksim'de olacağını, BDP Taksim'de olacağını söylüyor. Birtakım başıbozuk gruplar oralarda tertip kokan hazırlıklar içerisindeler. İşçi sınıfı Taksim'de değil, İşçi sınıfı Kadıköy'de, Türk bayrağı Kadıköy'de. Türk bayrağı, İstiklal Marşı nerede İşçi Partisi orada. Emekçi sınıflar nerede İşçi Partisi orada. Taksim'de emekçi sınıflar yok, bölücülük var. Küresel merkezler tarafından yönlendirilen turuncu kuvvetler Taksim'de. Onun için halkımızı da uyarıyoruz. Herkesi işçi sınıfının, emekçilerin ve Türk bayrağının olduğu Kadıköy'e ve Tandoğan Meydanı'na çağırıyoruz."

25 Nisan 2014 Cuma

09.04.2014

İdris Naim Şahin 2012 yılında Erzurum ziyaretinde ‘Sayın bakanım senin geldiğine çok sevindim’ diyen vatandaşa ‘Yok ya. Nerden bileyim sevindiğini? Hadi bir takla at ya da oyna bir göreyim’ demişti.

09.04.2014

Recep Tayyip Erdoğan: "Evet, bunları biz asla unutmayacağız. Bu ihaneti, alçaklığı asla unutmayacağız. O atılan manşetleri, unutmadık unutmayacağız. Basın, ahlak ilkeleri ayaklar altına alınarak manşetlerin, sütunların, köşelerin vahşilerin elindeki mızrak gibi nasıl kullanıldığını, asla unutmayacağız. Muhalefet partilerinin, hainlerle yaptığı işbirliğini asla unutmayacağız."

Recep Tayyip Erdoğan: "Utanmadan, sıkılmadan, bizden kendi arzu ettikleri gibi bir balkon konuşması yapmamızı istediler. Bütün yapılanları sineye çekecektik. İnsana yakışmayan o alçakça, ahlaksızca saldırıların güya üzerini çizecektik. Hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edecektik. Bizden her şeyi unutmamızı bekliyorlar. Hayır beyler, biz boynumuzu yere eğmiyoruz ve eğmeyeceğiz. Biz bu yapılan ihaneti, alçaklığı sineye çekmeyeceğiz. Açık açık söylüyorum. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak, ihanet casusluk ve edepsizlik, asla karşılıksız kalmayacak. Buradan açık açık söylüyorum, 30 Mart çok ama çok önemlidir. 30 Mart, vesayet defterinin dürüldüğü tarihtir. Kibir abidelerinin artık yıkıldığı tarihtir. Bir mürebbiye edasıyla, kendini beğenmişlikle, milleti terbiye etme küstahlığına girişen imtiyazlı çevrelerin, ebediyen kaybettiği bir tarihtir."

Recep Tayyip Erdoğan: "Önce miting meydanlarında milletimiz gövde gösterisini yaptı. Ardından, sandıkta söyleyeceğini çok net söyledi. Bu mesajı CHP alamadı, MHP alamadı, BDP alamadı. En önemlisi, halkımız bize paralel yapıyla mücadele talimatını verdi.

Vatana ihaneti, ajanlık faaliyeti artık tescillenen bu yapının tasfiyesi için millet bize yetki verdi. Tekrar ediyorum, yapılan ihaneti asla unutmayacağız. MİT TIR’larına yapılan saldırıyı, en gizli görüşmenin yayınlanmasını, şahsıma, aileme, arkadaşlarıma yapılan saygısızlıkları, asla sineye çekmeyeceğiz. Sorumluların hepsi, yargı önünde hesap verecekler.

Kendi paralel yargıları önünde değil, milletin yargısı önünde hesap verecekler. Hukuk dışı ekonomik faaliyetlerin tamamını inceleme altına alacağız. Kayıtsız şekilde toplanan paraların da haraçların da hesabı tek tek sorulacak.
"

Recep Tayyip Erdoğan: "Ve unutmayın, namussuzlar kadar namuslular cesur olmadıkça başarıyı elde edemeyiz."

Recep Tayyip Erdoğan: "Paralel yapının mensubu olan kardeşlerime de bir kez daha çağrı yapıyorum. Bu yapının, ne kadar yalancı iftiracı olduğunu, eminim ki bu kardeşlerim de gördüler. Kardeşlerimin ciddi bir aldatılmışlık duygusu içinde olduklarını biliyorum. Bu yapı, çok ciddi, itikadi sorunları ihtiva eden bir yapıdır. Örgüt liderinin bir alim değil, bir hoca değil, bir holding patronu olduğu açıkça görülmüştür. Onların hissiyatını paylaşıyorum. Onlar gibi biz de ihanete uğradık. Tabanı kast ediyorum, tavanı değil. Bu zor günleri aşacağımıza, yürekten inanıyorum."

Recep Tayyip Erdoğan: "Paralel yapının algı operasyonlarına göz yumacak değiliz. Her iddianın da incelenmesinden kaçınmayacağız. TBMM’nin iddiaları soruşturmasını, bizzat iddiaların hedefi olan arkadaşlarımız istedi. Gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacağız."

Recep Tayyip Erdoğan: "İnsanların iffetini, namusunu, şerefini aile yaşantısını, kurdukları kurtlar sofrasına meze yapıp tüketmenin mücadelesini verdiler. Bir süre sonra fırlatacak bir şey bulamayınca, kendi şereflerini, namuslarını, haysiyetlerini dahi gözden çıkarıp onları bile fırlatmaktan çekinmediler. İnsanların vefat etmiş annelerine hakaret etmekten tutun, milleti aşağılamaya kadar, ahlaksızlığın, alçaklığın her çeşidini sergilediler. Anketlerle manipülasyon yaptılar. 30 Mart akşamından itibaren, postal giymiş haber ajanslarını da kullanarak, sonuçları çarpıtmaya çalıştılar. Kendi yenilgilerini konuşmak yerine, günlerce hile iddiaları üzerinden sokakları kan gölüne çevirmenin hesabını yaptılar."

09.04.2014

Hüseyin Yayman: "Her şeyi denedik ama başarılı olamadık, yeni bir yol bulmalıyız psikolojisiyle hareket eden uluslararası odaklar ve ortakları son sahnede ‘Erdoğan’a suikast’ kartını sahaya sürecekler. Başarılı olabilirler mi? Bunu zaman gösterecek. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimine kadar gerilim artarak devam edecek. Evrensel prensiptir, hiçbir doğum sancısız olmaz..."

Hüseyin Yayman: "Bundan sonra ne tür izahat yapılırsa yapılsın tarih, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Gülen hareketiyle taktik işbirliği, Gülen hareketini ise CHP için CHP’lilerden daha çok çalışan bir yapı olarak kaydetti. Peki bu ayıp mı? Tabii ki hayır. Değer atfederek bir hüküm vermiyorum sadece olgusal bir tespit yapıyorum. Girdikleri iddiada her şeyini kaybedenlerin yollarından dönmeyecekleri anlaşılıyor. Seçimin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen özeleştiri konusunda herhangi bir işaret gelmedi. Bu cephenin politik psikolojisini ‘operasyonlara rağmen sandıkta yenemedik’ kızgın ruh hâli oluşturuyor."

Hüseyin Yayman: "Anti-Erdoğan cephesi’ yerel seçimlerde büyük bir mağlubiyet aldı. Erdoğan karşıtı blok için aritmetik olarak kaybetmenin ötesinde dramatik bir tablo var. Başta Gülen hareketi olmak üzere onunla konjonktürel işbirliği yapanlar ve yurt dışındaki suflörleri ‘Erdoğan meselesini kişiselleştirerek rasyonel karar veremez hâle geldiler’. Bunun sonucunda büyük bir stratejik hata yaptılar. Erdoğan’la mücadelesini, ontolojik bir sorun hâline getiren bu cephe, dış sesin telkiniyle kumar masasında kazanacağından emin kumarbaz edasıyla tüm mal varlığını masaya sürdü. Bir anda her şeye sahip olacağına inan(dırıl)ıp politik rulet oynadı. Ancak şartlar lehine olmasına rağmen kazanamadı. Oyunu kaybettiği gibi tüm mal varlığını ve daha da önemlisi itibarını da kaybetti."


09.04.2014

Recep Tayyip Erdoğan: "Anayasa, cumhurbaşkanını yürütmenin başı olarak görüyor. Bu seçimden sonra sorumluluklar daha da farklı olacak. Protokol cumhurbaşkanı değil, terleyen, koşan, koşturan cumhurbaşkanı... Son zamanlarda muhalefet saflarından 'sivil cumhurbaşkanı seçilmeli' gibi ifadeler yükselmeye başladı. Ne demek 'sivil cumhurbaşkanı'? Partilerin adayları sivil değil mi? Ama meramları başka. Onlar 'Sivil' derken, Ahmet Necdet Sezer emsalini kastediyorlar. Çünkü onların gözünde rahmetli Turgut Özal da, hatta Süleyman Demirel de sivil değil."

Recep Tayyip Erdoğan: "Kirli işbirliği, kara kampanya bundan sonra da sürecek. Elbette tedbirlerimizi alacağız. Bizim 'Ubudiyetimiz' Kur'an'a dayanır. Biz Allah'a ve Resul'üne itaatten başkasını bilmeyiz. Bir kula kulluk etmeye kalkışmak, bize ters gelir. Pensilvanya, şu, bu... Allah korusun.''

Recep Tayyip Erdoğan: "Bir şeyler yapmak zorundayız. Çünkü halk parçalanıyor, aileler dağılıyor. 'şunu yapmazsan boşarım' noktasına gelen aileler var. 'Ben bir anda kesip atamam' diyen hanımlar var. Behey hanım, senin beynin, aklın, idrakin yok mu?"

Recep Tayyip Erdoğan: "Anayasa referandumunun ardından yargıda oluşan yapı var. Anayasa Mahkemesi önünde gözü kapalı bir kadın heykeli var. Ama bunlar öyle değil. O yüzden neleri var, neleri yoksa inceleniyor. Eskiden hakaret davalarında lehimize karar verenler, şimdi aleyhte karar alıyorlar. Alt mahkeme bize hak veriyor, yukarıdan 'Hakaret değil, ağır eleştiri' gerekçesiyle dönüyor."

Recep Tayyip Erdoğan: ''Rehavete kapılmadan çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Takiye, yalan, yenir-yutulur olmayan iftiralar. Haremimize varıncaya kadar iftiralar atıldı. Tabii bunun bir de hesap günü var. O gün gelince hesaplaşacağız. Yerle yeksan olacaklar. Zaten kaçan kaçana... Pensilvanya'ya, New York'a, Brüksel'e... Daha da kaçacaklar.''

Recep Tayyip Erdoğan: "Anayasa Mahkemesi verdiği kararla yasaları ters-yüz etti. İnsan 'Anayasa Mahkemesi'nde de mi Paralel Yapı var' diye düşünüyor. ABD de onların avukatlığına soyundu."


12.04.2014

Recep Tayyip Erdoğan: "Bu bir çevre yatırımıdır. Ah Geziciler ah... Sizin işiniz molotoflarla yakıp yıkmak, cam çerçeve indirmek. Bizim işimiz inşa etmek."

--

Bülent Arınç: “Üç dönem kuralı, Allah'ın emri de değil, bu konuda bir ayet yok. Bu bir tüzük kuralıdır. Tüzükte bir değişiklik MKYK kararıyla olağan veya olağanüstü kongreye götürülür, orada iptal yönünde bir karar da alınabilir. Kaldı ki Sayın Başbakanımız, ben ve bazı arkadaşlarımız dışında 'bu kural kalsın' diyenler çok azınlıkta, 'bu kural kaldırılsın' diyenler daha çoğunlukta. Anadolu'ya çıktığımızda hiç tanımadığımız insanlarla görüştüğümüzde bile 'bırakın bu kuralı filan, siz yolunuza devam edin' diye endişelerini ifade edenler var."

--

Twitter açıldı. Hayırlı olsun. Ama şu bunu ortadan kaldırmıyor. Twitter 140 karakterli de olsa, 120 karakterli de olsa gerçek dünyada suç olan her şeyin sanal dünyada da suç olduğunu kabul etmemiz lazım. Dolayısıyla insanları suça teşvik eden, insanların özel hayatına saldırıda bulunan, gizli kalması gereken konuları deşifre eden ve bunu Twitter yoluyla yapanların bir şekilde engellenmesi lazım.

--

Beşir Atalay: "Özellikle polis, yargı içinde vesaire yanlış yapan bir yapılanma oluşturan unsurlarla ilgili dosyalar oluşuyor. Hukukun içerisinde tedbirler alınacak çalışmalar yapılacak diye. Onlar başladı seçimden sonra. O dosyalar bir bir olgunlaşıyor. Giderek bunlar ya idari karara dönüşüyor, görevden atılmalar, veya yargıya gidecek. Dolayısıyla bu da onlardan biri. Dün İçişleri Bakanı bu konuda sayıları falan verdi. Bu konuda hükümetin kararlılığını ve yapılması gerekenleri mutlaka yapacağını bir defa daha hatırlatıyorum. Başbakanımızın da Salı günü grup konuşmasında ifade ettiği buydu zaten. Süreç yürüyor"

--

I. Dünya Savaşı esnasındaki İttihat ve Terakki iktidarı döneminde, Ermeni tebaasına karşı uygulanan tehcir esnasında meydana gelen ölümler, Türkiye’de “Sözde Ermeni Soykırımı” ya da “Ermeni Soykırımı İddiaları” olarak değerlendirilirken özellikle Ermeni diasporası tarafından, soykırımın tanınması çabaları uzun yıllardır devam etmektedir. 20 kadar ülke parlamentosunca tanınmış bu iddia, hemen hemen her yıl ABD Kongresinde görüşülür ve Türkiye ile ilişkilerde bir gerginlik sebebi olur.

--

Recep Tayyip Erdoğan: "30 Mart'ta hezimete uğrayan muhalefet, inanıyorum ki tabandan gelen taleple artık yeni bir yapılanmanın da içine girecektir. Sürekli kaybeden, sürekli başarısız olan bir muhalefet Türkiye'ye umut veremez. Pensilvanya'nın kuyruğuna takılacak kadar ilkelerinden, ideallerinden taviz veren bir muhalefet Türkiye'ye vizyon çizemez."

--

Belli ki bugüne kadar Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı ve mahkemesini gündeme almaya zorlayan bir şeyler yoktu. Demek ki gündemi alınmasını sağlayan ivedi başka şeyler oldu.

--

Eğer yargı, daha önceleri Silahlı Kuvvetler veya zaman zaman basın, siyaset kurumunun elinden rol çalma çabası içinde olursa bu tekrar eski vesayet tartışmalarını getirir.

--

Tabulaşmış, faydası ve kolaylığı tartışmasız olan işlevleri değiştirmek imkansız gibi.

--

İster sevelim ister sevmeyelim, insani olarak sadece; bir ağaç için ortalığı ayağa kaldıranlar, 529 kişi için ağzını açmıyor. Sokaklara kimse dökülmüyor. Bu nasıl demokrasi talebi ve yaşam talebi?

--

Recep Tayyip Erdoğan: "Türkiye'deki artık son çete paralel çetedir, bunu da tasfiye ederek Türkiye'nin ayağına takılan tüm prangaları ortadan kaldırmış olacağız."

--

Recep Tayyip Erdoğan: "17 Aralık'ta yapılan operasyona 'darbe' dediğimizde içeriden ya da dışarıdan birileri bunu kabullenemiyor. 17 Aralık operasyonu bal gibi darbe girişimidir."

--

Vicdanı, cesareti olmayan, halkını köle gibi gören üzerinde efendileri olan bir hukuk sistemi her an cinayet işlemeye hazır bir hukuk sistemidir.

--

Ertem Şener: Bilal Erdoğan ve Başbakan Erdoğan için yazdığım mesajlar için beni yılın yalakası seçtiler.

--

Ertem Şener: Biz fazla özgür olduğumuzda sağa sola saldıran bir milletiz. Saat 8'de gel desek 10'da gelir bizim oğlumuz. Ama tokadı atıp 8'de gel desek 6'da geri gelir.

--


14.04.2014

Melik Gökçek: "Kendimi aldatılmış hissediyorum. Çok kırgınım. Aldatıldığımı 17 Aralık'tan sonra çok daha iyi anladım. Bir de insanların şunu anlaması lazım. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı'na (TÜRGEV) suçlama yapıyorsun. TÜRGEV'e yapılan bütün yardımlar... Hepsi makbuzlu ama diğer yardımlara bakıyorsun, makbuz yok. Kendi makbuzsuz yaptığı hizmetleri hayır olarak görüyorsun da TÜRGEV'in makbuzlu yardımlarını hayır olarak kabul etmiyorsun. Bunlar TÜRGEV'i rakip olarak gördüler. "

Melih Gökçek: "Asker korkusuyla paralel yapı korkusunu kıyaslarsam, Paralel yapıyı daha tehlikeli görüyorum. Asker bağırır çağırırdı ama kolundan tutup içeri atmazdı. Ancak darbelerde insanlar hapse atılırdı. Şimdi darbe olmadan, insanlara bazı suçlamalar yükleniyor ve hapse giriveriyorlar. "

Melih Gökçek: "Bu seçimlerden önce bana gelip "Bizim Sayın Başbakan'a gidip tekrar aday gösterilmesini istediğimiz tek aday sensin" dediler. Sonra da ne benim hırsızlığım kaldı ne başka birşey. Ben de soruyorum. "Size ne yaptım da bana böyle yaptınız? Ne istediniz de yapmadım? Kendimden ayrı tutmazdım, kardeş olarak görürdüm?""