23 Ağustos 2014 Cumartesi

Çin füzesi iptal yolunda mı?

NATO, nihayetinde Ankara, Çin füzelerinde karar kılarsa bu ülke ile bilgi paylaşımı yapmayacağından bu füzelerin ittifak ile uyumlu Türk hava savunma sistemleri ile entegre edilemeyeceğini, dolayısıyla Ankara’nın, belki de depolarında tutmak zorunda kalacağı bir sisteme sahip olacağında ısrarlı.

Ankara’nın,  müttefik ülke teklifleri dururken ve tam da NATO, Suriye’ye karşı Patriot füzelerini dayanışma amaçlı Türkiye topraklarına konuşlandırmışken kritik ve pahalı uzun menzilli hava savunma füzelerinin tedariki için ittifakın hasmı Çin’i seçmiş olması doğal olarak Batı’yı ayağa kaldırdı. Başta ABD Batılı müttefikler, Ankara’nın bu seçimi ile siyaseten Batı’dan uzaklaştığını simgelediğini, teknik olarak ise ittifak ile müşterek çalışması mümkün olmayan bir füze modeli tercihini yaparak nihayetinde kendi güvenliğini de riske attığı tezini savundular. Bu teknik veçheyi açmakta yarar var; NATO, nihayetinde Ankara,  Çin füzelerinde karar kılarsa bu ülke ile bilgi paylaşımı yapmayacağından bu füzelerin ittifak ile uyumlu Türk hava savunma sistemleri ile entegre edilemeyeceğini, dolayısıyla Ankara’nın, belki de depolarında tutmak zorunda kalacağı bir sisteme sahip olacağında ısrarlı. Amerikan Kongresi’nden geçtiğimiz aylarda çıkan bir karar da Ankara’nın Çin füzelerini alması durumunda üstü örtülü bir Amerikan silah ambargosu ile karşı karşıya geleceğinin işaretlerini veriyordu.

    Şimdi cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 26 Eylül 2013 tarihinde toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi, 3,4 milyar dolar ile en ucuz teklifi verdiği, buna karşılık da Türkiye’ye yüksek teknoloji transferi taahhüdünde bulunduğu gerekçesiyle Çin’in CPMIEC firmasıyla, ki HQ-9 sistemini önerdi, kod adı T-Loramids olan füze yapımı için görüşmelere başlanacağını açıkladı. Böylece İtalyan, Fransız ortaklığındaki SAMP/T modelini öneren Eurosam Avrupa konsorsiyumu ile Türkiye topraklarını Suriye’ye karşı korumakta olan Patriot füzelerini öneren Amerikan Raytheon ve Lockheed Martin ortaklığı, icra komitesinin yazılı açıklamasına bakıldığında bu projeden aslında elenmişlerdi. Eurosam ve Amerikan firmalarının füze projesinde verdiği teklifler, 4’er milyar dolar ve biraz üstünde.

    Müttefiklerden gelen yoğun tepkiler üzerine ancak Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz,  Çin ile müzakerelerin başarısız kalması durumunda önce Eurosam o da olmadı Amerikan ortaklığı ile müzakerelere devam edileceğini açıklamak zorunda kaldı. Ama Yılmaz, bu firmalardan, ileri teknoloji altyapısı gerektiren füzelerin yapımında Türkiye’ye daha fazla yetenek kazandıracak şekilde tekliflerini iyileştirmelerini istedi.

Gezi mi Çin’e zorladı?

Erdoğan’ın, geçen yıl haziran ayında çevre kaygısıyla başlayıp iyi yönetilemediğinden hükümet aleyhtarı bir aylık protestolara dönüşen Gezi olaylarının arkasında olmakla suçladığı başta ABD Batılı ülkelere misilleme olarak aslında füze seçiminde Çin’den yana tercihini kullandığı, bu ülkenin yüksek teknoloji transferi teklifi ile geldiği için seçildiği yolundaki resmî açıklamaların bahane olduğu Ankara kulislerinde sıkça konuşuluyor.

     ABD Başkanı Barrack Obama’nın, şimdi yardımcısı yerine bizzat kendisinin Erdoğan ile yılın başlarında yaptığı telefon görüşmesi sonrasında uzun yıllar sürüncemede bırakılan Amerikan Sikorsky ile çok maksatlı helikopter sözleşmesi imzalanırken  Amerikan Boeing yapımı  AWACs uçağı teslimatları da aniden başlamıştı. Aynı telefon görüşmesinde Obama’nın Erdoğan’a Çin füzesi seçimi halinde Türkiye’nin siyaseten ve teknik olarak sıkıntıya düşeceğini aktardığı da söyleniyor. Dolayısıyla yılın başlarında Erdoğan’ın, artık Çin füzesinden vazgeçme eğilimi gösterdiği belirtiliyor.

Çin iptali Batı’ya zeytin dalı

Savunma Sanayii kaynaklarına göre, Erdoğan, hem müttefiklerden gelen ve teknik olarak hak verdiği söylenen eleştiriler karşısında hem de Batı’dan kopulmadığı  yolunda zeytin dalı niteliğinde ittifaka  bir mesaj vermek adına, her ne kadar 28 Ağustos itibarıyla Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak olsa da Çin ile görüşmelerin iptali yolunda icranın başıymış gibi bir karar çıkarttıracak.

Peki bu çok pahalı projenin akıbeti bundan sonra ne olacak?

Büyük olasılıkla, SSM’nin çiçeği burnunda Müsteşarı İsmail Demir’in, Çin’den sonra yakınlarda teknoloji transferi konusunda nabız yoklamak üzere gittiği Eurosam ortağı Fransa ziyaretinin de işaret ettiği üzere kısa listeye kalan bu Avrupa konsorsiyumu ile görüşmelere başlanacak. T Loramids tedarikinde teklifleri uzatma süresi, bu ay sonunda bitiyor. Dolayısıyla, bu ay sonunda Çin ile görüşmelere devam etmek için teklif uzatmak yerine bu ülke ile görüşmeler kesilip, Eurosam ile yola devam edilir. Eurosam ile de görüşmeler tıkanırsa üçüncü sıradaki Amerikan firmaları ile müzakerelere başlanır.

    Çok zayıf bir olasılık da olsa, Ankara,  zaten Türkiye’de konuşlu bulunan Patriot füzelerinin daha uzun yıllar ülkede  kalmasını sağlayıp -ki Suriye’de iç savaşın maalesef devam ediyor olması bir gerekçe olur- uzun menzilli füze alımını askıya alabilir.

50 Çinli uzman, Pekin yolunu tutar

Türkiye’nin, kendisiyle yapılmakta olan füze görüşmelerini sonlandırması halinde Çin resmen belki sertçe bir tepki verebilir. Ama perde arkasında, Çin’in, “Bir NATO üyesi Türkiye’nin böylesine kritik bir projede bizi seçmiş olmasıyla zaten ittifaka bir gol attık. Bizimle görüşmeler iptal edilse de büyük sıkıntı olmaz, Ankara’nın müttefikleri nezdindeki sıkıntılarını da anlıyoruz.” yaklaşımında olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Türkiye pazarında önemli yer tutmaya başlayan Çin, füze projesinin iptali karşılığında iyi bir başka proje ile mutlaka ödüllendirilecektir.

    Geçen yıl eylül ayından bu yana Ankara’yı, füze görüşmeleri için mesken tutan 50 kadar Çinli uzman da ülkelerinin yolunu tutarlar artık.

Alıntı:
www.zaman.com.tr/ekonomi_turkiyeden-muttefiklere-zeytin-dali-cin-fuzesi-iptal-yolunda-mi_2238875.html

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Nafile muhalefet

"Yeni havaalanına karşı çıkmak yanlış... Bizim muhalefet olarak görevimiz 'oraya yapma şuraya yap' demek olmalı..."
Nereye yapsın, Tekirdağ'a doğru mu, İzmit'e doğru mu? Yoksa Yalova'ya mı?
Üçüncü köprüye karşı çıkıyorsan da, uluslararası TIR trafiğini yolu tıkamadan bir kıtadan öbür kıtaya nasıl aktaracağını söylemek zorundasın. İnsanlara "Anadolu yakasında oturmayın, köprü tıkanıyor" diyorsan, onlara Avrupa yakasında binlerce ev yapmak zorundasın, Kırklareli'ne doğru yayılamayacağına göre de dön dolaş gökdelen...
Birçok muhalif bu çaresizliğin sancısı içinde. Hem programsızlıktan yakınıyorlar, hem de program üretemiyorlar.
"Gökdelenlere karşıyız"... Nüfusu kırk yılda 1 milyondan 14 milyona fırlamış bir şehirde insanları nereye sığdıracaksınız, söyleyin bakalım.
Açmazları burada: Yapıcı muhalefet yok, çünkü bu aşamada buna gerek yok!
Eğer Türkiye'de gerçekten işler kötüye gitseydi, o muhalefet siz istemeseniz de çıkardı.
Tarihin çarkını geriye doğru döndüremezsiniz, Langa bostanında artık isteseniz de buz gibi kuyu suyuyla yıkanan hıyar yetiştiremezsiniz. Orada metro girişi vardır. Size de muhalif demezler, o bostanda yetişen ürünün adını verirler.
Nasıl bir olumlu muhalefet yapacaksınız? "Yeni havaalanında neden altı pist var da on sekiz pist yok?"... Bu mu? Öncelikle gerçekçi olmak zorundasınız.
"Kişi başına düşen milli gelir niçin 30 bin dolara çıkmıyor?" Hangi kadrolarınızla ve hangi sihirli formülle başaracaksınız bunu?
"Halk niçin sosyaldemokrasi istemiyor?" Kapitalizm içinde sınıf değiştirme fırsatları, daha iyi yaşama olanakları tükenmedi de ondan.
"Biz üretim araçlarını devlet tekeline almak, herkesin evine arabasına, bankadaki dövizine el koymak istiyoruz ama bırak iktidara gelmeyi, bir tek milletvekili bile çıkaramıyoruz." Tükürükle boğmadıklarına dua et.
"O kadar beddua ediyoruz, Tayyip ölmüyor."
Bir üniversite profesörü olarak ilkokul mezunu psikopatların peşine takılmaktan utanmıyorsan, çoluğunu çocuğunu okutsun diye sana emanet eden analara babalara yazık.
Kemal Tahir'in dediği gibi, Türkiye Ghanalı kabile toplumu değildir. Türkiye kısa zamanda büyük başarılar kazanmış, ağır bir yenilgi ve çöküşten, tarih skalasına vurursan çok çabuk dirilmiş, mucize yaratmış bir ülkedir.
Doğru yoldadır. Yanlış yola girerse, tökezlerse, o zaman elbette adam gibi bir muhalefet doğar ve gelişir. Öyle ya böyle, gene bulunur kurtaracak bahtı kara maderini...
O mader, yani anne, şimdi "oğluma bir daire alsam, bir daire daha alsam onu da kızıma bıraksam da, bunun için acaba dolar mı bozdurayım avro mu" hesapları yapıyor. İnsanlar ekmeği geçtiler, "pasta çilekli mi olsun çikolatalı mı" diye düşünüyorlar.
Sen de otur, "çalı çırpı, sıla gurbet, sarı sıcak, ak cibinlik" diye şiir yaz.
Ne sılası yahu, köylü yaz gelince kara trenle kendi köyüne değil uçakla tatil köyüne gidiyor!

Engin Ardıç

Alıntı:
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2014/08/09/nafile-muhalefet-1407534618

8 Ağustos 2014 Cuma

Her gün hükümeti eleştirmek gazetecilik değil.


"Her gün hükümeti eleştirmek gazetecilik değil. Ülkede siyaset dışında da bir sürü şey oluyor. Ben bir servet kaybettim. Ama hep arkanızda durdum. Siz de benim arkamda durun"
Doğan Grubu'nun patronu Aydın Doğan

3 Ağustos 2014 Pazar

Bir insan sevdiği adam ile yan yana duruyorsa yalaka olmaz

Bir insan sevdiği adam ile yan yana duruyorsa yalaka olmaz. Fakat ezeli hasmınızla siyasi ikbal uğruna yan yana gelebiliyorsanız bunun adı riyakarlıktır, takiyyedir, omurgasızlıktır. Şimdi siz değerlendirin... En koyu laik ile en koyu antilaik, en koyu kemalist ile en koyu antikemalist, en koyu ateist ile en koyu dindar bir araya gelmiş; başbakanı devirmeye çalışıyor.

Uğur Işılak

Alıntı: http://ajanshaber.com/ugur-isilak-bir-bosluk-doldurulmasi-gerekirse-haberi/101322

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Cem Sultan başaramadı, Pensilvanya'daki zat da başaramayacak

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin:
"Cem Sultan başaramadı, Pensilvanya'daki zat da başaramayacak. Korkarım orada hayatını kaybedecek. Cenazesi Cem Sultan gibi 5 yıl orada kalsın istemiyorum. Biran önce Türkiye'ye dönsün ve bu sevdadan vazgeçsin. Türkiye Cumhuriyeti devletini hiç kimse paralel bir yapıyla ele geçiremez, halkın seçtiği mevcut iktidarı da görevden uzaklaştırmaz. Bunu herkes anlasın."

Alıntı:
http://ajanshaber.com/paralel-yapi-operasyonunda-son-durum-haberi/99416

18 Haziran 2014 Çarşamba

Doğu Perinçek'in İhsanoğlu yorumu

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve “çatı aday” tartışmalarıyla ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Perinçek’in açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

SİZİ KİM YÖNETİYOR?

Bugün yalnız CHP ve MHP tabanının değil, bütün Türkiye’nin cevabını bulması gereken soru şudur: Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’yi kim yönetiyor?

Kılıçdaroğlu bizi ziyarete geldiğinde havası hiç böyle değildi. Millete tiyatro oynamışlardır.

Parti genel başkanları kuşkusuz kendi partilerinin iradelerini temsil ederler. Ancak ortak adayın saptanmasında bulunmayan bir irade varsa, o da CHP ve MHP’nin iradesidir.

CHP VE MHP’YE OLDU BİTTİ

Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu, kendi partilerini de oldu bittiye getirmişlerdir.

Bu durumda ilhamlarını nereden aldılar? Onların kulağına hangi “yüksek” irade Ekmeleddin İhsanoğlu adını fısıldamıştır?

Türkiye’de sokağa çıkınız ve milyonlarca insana sorunuz. Milyonda bir kişi dahi size Cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu adını söylemeyecektir. Hatta birkaç ay önce Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kendisine sorsanız, o da “Çatı Adayı” olacağını hayalinden bile geçirmezdi.

YENİ BİR KEMAL DERVİŞ VAKASI

Kemal Derviş de böyle atanmamış mıydı Hazine’nin başına?

Dünya Bankası’ndaydı. On yıllardır Türkiye’den uzaktaydı. Küresel Merkezlerden İcra Memuru olarak yollandı. Kimsenin bilmediği Kemal Derviş, birden Başbakan Yardımcısı tahtına oturtuldu. Arkasından bir takım tertiplerde rol üstlendi. DSP’yi böldü. CHP’ye kimlik operasyonunda görev yaptı. Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi Türkiye’nin tepesine oturtuldu ve Kemal Derviş tekrar Atlantik ötesindeki makamına döndü. İşlem tamamlanmıştı.

Yeni bir Kemal Derviş olayıyla karşı karşıyayız. Bu kez davetsiz ve meçhul misafir, Atlantik ötesinden değil, Suudi canibinden geliyor. Bu kez görevli Dünya Bankası’ndan değil de, İslam Konferansı Örgütü’nden geliyor. Farketmiyor, aynı sıradüzen ve disiplin içindeler. Birey olarak da tecrübeler aynı. Bilinen küresel kimlikler.

NERDEN KEŞFETTİLER

Ekmeleddin İhsanoğlu gibi kimsenin aklına gelmeyecek bir ismi, Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu nerden keşfettiler? Soru budur!

Dikkat buyurunuz, vatan bölünürken Kılıçdaroğlu ve Bahçeli bir araya gelmediler. Cumhuriyetin kurumları yıkılırken, el ele vermediler.

Yerel seçimler öncesinde işbirliği yapsalar, AKP’ye büyük kentlerden hiçbiri verilmezdi. O kadar ısrar ettik yapmadılar.

Birbirlerine pek sıcak bakmadıkları da biliniyor. Ancak bir kuvvet, birdenbire, ikisini birleştirdi. CHP ve MHP’den kimsenin haberi yok bu işbirliğinden. Ne müthiş, ne yüce bir irade bu!

KİMLİK SORUMLULUĞU

Böyle kimsenin anlamadığı kararlar, gökten inmez, gaipten gelmez. Bu tür açıklanamayan kararların arkasında bir irade vardır. Bu olayda da var.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kimliği ve özgeçmişi, düne kadar kendisini bağlıyordu; artık Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’yi de bağlıyor.

TAYYİP ERDOĞAN’I ÇANKAYA’YA ÇIKARTMA GÖREVLİLERİ

Ekmeleddin İhsanoğlu, Çankaya’ya çıksın otursun diye icat edilen bir aday değil, burası çok önemli.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Tayyip Erdoğan’ı Çankaya’ya çıkartmak için icat edilmiştir. Hiçbir iktidar sahibini, silik bir kopyası tahtından indiremez. Tarihte böyle bir olaya rastlanmıyor.

Kılıçdaroğlu-Bahçeli ikilisi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Çankaya’ya çıkartmak için işbirliği yapmıyorlar; Tayyip Beyi iktidarda tutma görevini icra ediyorlar. Bugüne kadar yaptıkları işi sürdürüyorlar.

TAYYİP ERDOĞAN’A TESLİM BAYRAĞI

Seçim kazanmak için “muhafazakâr aday şart” imiş, öyle söylüyorlar. Atatürk önderliğinde kurduğumuz Cumhuriyetin yıkıldığı bu kadar dikine söylenebilir.

Cumhuriyetin devrimci döneminde ancak millî devrimciler Cumhurbaşkanı olabilirdi. Şimdi onlara Çankaya yolunu yasaklayan rejim, yalnız AKP’ye değil, CHP ve MHP yönetimlerine de dayanıyor. İktidar ve Yandaş Muhalefet el ele rejim görevi yapıyorlar.

Ekmeleddin İhsanoğlu, bir teslim bayrağıdır. Onu aday gösteren CHP-MHP genel başkanları, Tayyip Erdoğan’a teslim bayrağı açmışlardır.

Tayyip Erdoğan-Abdullah Gülleri benzerleriyle yıkamazsınız.  Tayyip Erdoğan, BOP Eşbaşkanı’dır, başka deyişle vatanı bölme memurudur. Onun saltanatını vatanseverler yıkar.

Alıntı:
http://www.ajanshaber.com/ihsanogluna-bir-itiraz-da-dogu-perincekten-haberi/81926


1 Haziran 2014 Pazar

Gezi parkı; kim için...

SOKAĞA ÇAĞIRANLAR FAİZ ARTIŞININ KARINI BÖLÜŞECEK

Bir puan faiz yükseldiğinde senin çocuğunu polisin karşısına diken adam on milyar TL fazla alıyor devlet hazinesinden. Vahşi kapitalizmin ülkenin vatandaşlarının kanını emmesine karşı duran bir lider varsa daha ne istiyorsun arkadaş? Sizi sokağa çekenler, bir puanlık faiz artışından bizim ödediğimiz yılık on milyar TL'yi aralarında bölüşenlerdir.

PARK İSTİYORSANIZ ÜÇ OTELİ YIKIP PARK YAPALIM

Hadi o üç oteli bağışlayın hazineye orayı park yapalım, var mısınız, çok mu istiyorsun Gezi Parkı'nın büyümesini hadi getir otellerini yıkalım.

Yiğit Bulut
http://www.borsagundem.com/siyaset-ekonomi-gundemi/yigit-bulut_tan-merkez-icin-carpici-aciklama-596424.htm