25 Nisan 2014 Cuma

19.04.2014

Numan Kurtulmuş: "Anayasa Mahkemesindeki bireysel başvuru hakkı, AK Parti'nin sağlamış olduğu önemli bir demokratik adımdı. Ola ki mahkemeler bitirildiği zaman, birtakım telafisi imkansız olan haksızlıklar ortaya çıkmış olabilir. Bir hak daha verelim, Anayasa Mahkemesi çok nadir vakalarda, meselenin hukuki yanlışlığı varsa bunu düzeltebilecek bir imkan olarak kullanılsın, son merci olarak kullanılsın ki bizim insanımız da ikide bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidip orada Avrupa'nın kapılarında dolaşmasın ama maalesef Anayasa Mahkemesi, son kararlarıyla, özellikle Twitter kararıyla ve HSYK kararıyla kendisine, başına iş açmıştır. Hukuken bitmemiş süreçlerde bile Anayasa Mahkemesine müracaat edilebileceği ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki dönemde Anayasa Mahkemesinin böyle dosyaları dolacak. Zaten yükü ağır olan Anayasa Mahkemesi, çekemeyeceği bir yükün altına girmiştir. Yanlış bir içtihatta bulunmuştur. Çok daha açığını söyleyeyim, özellikle Twitter ve HSYK kararlarıyla doğrudan doğruya siyaset alanına girmiştir. Siyasetin karar vermesi gereken alanlara müdahale etmiştir. Yoksa Anayasa'yı koruma görevini yerine getirmemiştir. İkisini ayırmak lazım. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın korunması, bu çerçevede gidişatı kontrol etmesi eyvallah, tabii ki vazifesi ama Anayasa Mahkemesinin vazifesi kendisini yürütmenin yerine koymak olmamalıdır."

Numan Kurtulmuş: " Eski Türkiye’de cumhurbaşkanlığı kapalı kapılar ardında siyasi elitlerin oturup karar verdiği, milletvekillerinin de indir elini, kaldır elini oyladığı bir makamdı. Ta 1961’de rahmetli Prof. Ali Fuat Başgil cumhurbaşkanı olmak için Ankara’ya gitti. Ensesine silah dayadılar, hadi dediler, marş marş, askerler İstanbul’a geri gönderdiler. O günden itibaren bütün cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ali Cengiz oyunları oynandı. Bir kısmı tuttu, bir kısmı tutmadı ama sonuçta hepsi milletin iradesiyle değil, daha çok kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklarla şekillendi. Şimdi çok şükür devrim niteliğinde bir adım atılıyor. Bu milletin gerçekten bundan sonra doğrudan doğruya seçeceği bir cumhurbaşkanlığı seçimiyle karşı karşıyayız. Bırakın bu millet ağız tadıyla bunun bir zevkine varsın, tadını çıkarsın. Bu bir demokratik gelişmedir, büyük bir demokratik eşik aşılmıştır. Çok net olarak söylüyorum, bundan sonra bu memlekette hiç kimse artık öyle kolay kolay milletin tasvip etmediği birisini cumhurbaşkanlığı makamına doğru itekleyemeyecek. Kimse kapalı kapılar arkasında hesaplar yapamayacak. Öyle milletin şarkısıyla, türküsüyle, medeniyetiyle, değerleriyle, inançlarıyla, kültürüyle , tarihiyle, geçmişiyle, bilinciyle ilgilsi olmayan, milletin camisiyle mescidiyle ilgisi olmayan kimse bundan sonra cumhurbaşkanı seçilemeyecek. "

Numan Kurtulmuş: " Bana AK Parti’nin 12 yıllık icraatları arasında yaptığı en önemli icraatı nedir, diye sorarsanız en öne koyduğum işlerden biri referandumla cumhurbaşkanını halkın doğrudan doğruya seçmesinin önünün açılmasıdır. Cumhurbaşkanlığı müessesesi eski Türkiye’nin emniyet sübabıydı. Bütün işler yapılır, millet iradesini orada burada, Anayasa Mahkemesi’nde, HSYK’da, MGK’da önleyemezseniz son olarak cumhurbaşkanlığı mekanizması devreye girerdi. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in AK Parti’nin ilk dönemlerinde nasıl bir veto mekanizması olarak kullanıldığını unutmayın. Neredeyse AK Parti hiçbir atamayı gerçekleştiremedi, neredeyse çıkardığı yasaların bütününe yakını Köşk’ten geri döndü. Böylesine bir Türkiye yönetilebilir bir Türkiye miydi? "

Numan Kurtulmuş: " Sayın Başbakanımız bir sabah aklına geldi, ya ben bu mücadeleyi başlatayım dediği için böyle bir mücadele olmadı. Birileri Başbakan'a dediler ki "şah mat, sen yoksun artık". Başbakan da bunun gördü. Yani bir Başbakan rahatsızlığı sırasında hastanede ameliyat masasında iken o ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başkanını almak operasyonu hangi cüretin sonucu? Böyle bir şey olabilir mi? Hadi bakalım İngiltere’de, Amerika’da biri bunu yapmaya kalksın. Dolayısıyla kendisine şahsi olarak şah mat denmiş, Türkiye’nin meşru seçilmiş meşru hükümetini indirmek üzere hareketlenmiş olan bir darbe teşebbüsünü gören, çok iyi hazırlanmış olan bir planı gören bir Başbakan, son derece haklı olarak sahaya çıktı ve bu yapının bütün görünür unsurları ile mücadele etmeye başladı. Halk da bunu gördü, 'buna müsaade etmeyeceğim' dedi. Yani bu Türkiye’nin önünü kesme, Türkiye’yi büyük bir siyasi türbülansın içine sokma operasyonuydu. Başbakanımız da bu olayı gördüğü için doğru bir istikamette mücadelesini sürdürdü. "

Numan Kurtulmuş: " Doğrudan doğruya birileri çok iyi planladıkları bir operasyonla “şah mat” demişlerdir. Kime şah mat dediler? Sayın Başbakanımıza şah mat dediler. Seni indireceğiz dediler, hatta o soruşturmalarda öylesine şeyler oldu ki, 'Başbakanınız 30 Mart’ı göremeyecek' diye tehditler yapıldı. Türkiye’nin çözüm sürecini baltalamak, cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmek istediler. Türkiye’de ekonomik kriz çıkarmak istediler. Türkiye’yi Ukrayna’dan bin beter hale getirip, yönetilemez hale getirmek istediler. Kuzey Irak petrollerinde Türkiye’nin pay sahibi olmaması, orada bir rol oynamaması için baskı yapanlar oldu. "

Numan Kurtulmuş: " Türkiye bu paralel yapıyla da mücadele etmesini bilecek ve bunları geriye atacaktır. Şimdi bakın, öylesine ciddi bir sonuçla karşı karşıyayız ki, efendim yolsuzluk operasyonu diyorlar. Kardeşim yolsuzluk operasyonu yapıyorsan MİT’in tırlarını neden durduruyorsun? Yani MİT’in Suriyeli Türkmenlere göndermiş olduğu yardım malzemelerinin yolsuzluk operasyonu ile ne ilgisi vardır? Ya da yolsuzluk operasyonu yapacak idiysen, neden 7 Şubat’ta MİT Başkanı'nı derdest ederek hükümete karşı bir darbe teşebbüsünü başlatıyorsun? Hadi bunları da geçtik. Dışişleri bakanlığında en üstü düzeyde yapılan toplantıları dinlediğini söylüyorsun ve bunları deşifre ediyorsun. Bunlar bilinenler. Kim bilir bilinmeyen neler var. Bunları niçin dinledin? İki yıl içinde 509 bin kişiyi dinlemişsin. Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir devlet hizmeti olur mu, böyle bir millet hizmeti olur mu? Siz Türkiye’nin Başbakanı ile bakanları arasında kriptolu telefonlar üzerinden yapılan konuşmaları kaydediyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi? Bardak taşmıştır, buna hiçbir devlet müsaade etmez. Yani sadece Türkiye değil, bunlar bugün çok ileri demokratik ülkeler dediğimiz ülkelerde olsaydı, diyelim ki İngiltere’de, Fransa’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde falan olsaydı yer yerinden oynardı ve bütün bunları yapanların gerçekten burnundan fitil fitil getirilirdi. "

"Askerin vesayetini, yargı vesayetlerini çok yakından hissetmiş, demokrasi bakımından da şerbetlenmiş bir ülkedir. Biz demokrasiyi sokakta bulmadık. Türkiye 64 yıldır büyük bir demokrasi mücadelesi veriyor. Başbakanı asıldı, başbakanının altından zorla koltuk alındı. Beş kere askeri müdahale yapıldı. Kapalı odaların içerisinde konuşarak, Türkiye’de siyaseti şekillendirmek isteyen işadamları derneklerinin taarruzları ile Türkiye karşı karşıya kaldı. Türkiye birtakım lobilerin, birtakım locaların tehdidi altında kaldı. Birtakım paralel yapıların tehdidi altında kaldı geçmişte. Biz bunları görmüş ve geçirmiş olan bir milletiz."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder