Politika, diye yazmıştı siyaset bilimci Harold Lasswell 1936’da, “kimin neyi, ne zaman ve nasıl alacağı” ile ilgilidir.
Eğer Ferguson kasabasında gördüğümüz ırksal güç eşitsizliklerini anlamak istiyorsanız, bilmelisiniz ki mesele sadece siyah ve beyaz meselesi değil. Yeşille (para) ilgili.
1876’ya döndüğümüzde, St. Louis şehri (Ferguson’un bulunduğu şehir) kaderini etkileyecek bir karar verdi. Merkezden uzak bölgelere servis sağlamaktan bıktı ve St. Louis County’den ayrılarak kendisini bağımsız ilân etti. Bu, şehrin pişman olacağı bir karardı. Rust Belt şehirlerinin (sanayileşmenin çökmesiyle birlikte nüfusları hızla azalan şehirler) çoğu 1960’lardan bu yana nüfus kaybediyordu ancak çok azı St. Louis şehri kadar kötü etkilenmişti, ki şehir 1970’ten bu yana en az Detroit kadar nüfusunu kaybetmişti.
Bu büyük göç, kronikleşmiş bir yoksullukla malul şehir merkezinin etrafında çoğu orta-sınıfa mensup taşralar oluşturdu. Beyazların şehirden göçü 1980’lerde son buldu; o zamandan bu yana, siyahlar şehrin içlerini, Ferguson gibi taşra bölgelerine yerleşmek üzere terk ettiler. Ferguson’un demografisi çok hızlı bir biçimde değişti: 1990’da, yüzde 74’ü beyaz ve yüzde 25’i siyahtı; 2000’de yüzde 52 siyah ve yüzde 45 beyazdı; 2010’dan itibaren, yüzde 67’si siyah ve yüzde 29’u beyaz oldu.
Bölgenin parçalanması, şehrin bağlı olduğu idari bölgeden (St. Louis County) ayrışmasıyla sınırlanmadı. St. Louis County 90 belediye içeriyor ve pek çoğu kendi belediye binasına ve polis kuvvetine sahip. Bunların çoğu, trafik biletleri ve buna bağlı cezalardan gelen finansal gelire bağlı. St. Louis’deki Better Together isimli bir grubun araştırmasına göre, Ferguson gelirinin yaklaşık dörtte birini mahkeme masraflarından elde ediyor; etraftaki bazı kasabalarda bu yüzde 50’ye yaklaşabiliyor. Belediyelerin trafik kaynaklı gelirlere bağlı olması, buradan daha fazla para kazanma baskısını beraberinde getiriyor.
Missouri eyalet vekilinin yeni raporuna göre, siyahlar nüfustaki oranlarının çok üstünde olacak biçimde ceza alıyor ya da tutuklanıyor. Ferguson’da geçen yıl, trafikte durdurulmaların yüzde 86’sı, aramaların yüzde 92’si ve tutuklamaların yüzde 93’ü siyahlardı. Bu durum, eşitsizliği daha kötü hâle getiriyor.
Öte yandan, bir şehir düşünün: Sistemli bir biçimde politik güç devşirmek için uğraşılan on yıllarından ardından, St. Louis Şehri 1993’te siyahî bir belediye başkanı seçti, siyahlar belediye meclis üyelerinin yaklaşık yarısını oluşturdu ve şehirdeki imar işlerini onaylayan komitenin üçte ikisini elde etti. İyi yapılandırılmış kiliseler, demokratik meclis organizasyonları ve diğer sivil kuruluşlar, siyahî bölgelerde seçmenleri hareketlendirdi. Fakat, sadece son 15 yılda siyahlar taşrada önemli sayılara ulaştıkları için, çok az taşralı siyahî topluluk sivil kuruluşlarda ciddi anlamda yer aldı. Bu durum, siyahî nüfus çoğunluğuna sahip Ferguson kasabasının neden yapay olarak tamamen beyazların hâkimiyetine girdiğini anlamaya yardımcı oluyor. Birçok kuzey kasabası –ve ülke genelindeki iç taşralar– Ferguson’a benziyor. Uzun süre beyaz şehir sakinleri güçlerini artırdı, şehir konsüllerini domine etmeye devam etti ve demografik değişikliklere rağmen okullardaki yönetim kurullarını elinde tuttu. Beyazlar, istihdam sağlayan işleri ve yandaşlara verilen imar işlerini muhafaza ettiler.
Fakat Ferguson’un kendisine yeniden yatırım yapmasına ve Afro-Amerikanların pastadan daha büyük bir pay için rekabet edebilmelerine yardımcı olabilecek bir potansiyel var: birçoğu benzer sorunlar yaşayan çevre belediyelerle birleşmeye gidilmesi. Küçülen şehirlerde, siyaset çoğunlukla kirli ve sıfır-toplamlı bir oyun. Fakat birleşme, hacimli bir ekonomi oluşturabilir, borç alma kapasitesini ve ekonomik fırsatları artırır, ırksal tansiyonu da ateşleyen ekonomik baskıları azaltır ve bölgeyi uzun zamandır yöneten eskilerin yapılanmasını yerle bir eder.
*The New York Times’ta yayımlanan yazı (17 Ağustos 2014) kısaltılarak tercüme edilmiştir.
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/yorum_ferguson-siyahlarin-kasabasi-beyazlarin-yonetimi_2238394.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder